| | Üretsiz Blog oluştur
Image and video hosting by TinyPic
Hêr §ïÿâh Gïÿêñ SA†ANİS† Ø£mâz!!!
_Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::±‡İçİmİzDeKİ KaRaNLık‡±::..

±Ölüm öncesi yorgunluk var gözlerimde gölgem bile beni boğmak için fırsat kolluyor± ±

Biri...(Hayatın ta kendisi)

  • Ne kadar çok asfalt dökülse de yollara
    bir kız kötü yola düşer mutlaka
    Biri sevgilisini düşünür hayatın anlamı gibi

    Genelevde bir adam bir kadına
    tüm cevap şıkları biraz da kendisiyken
    “buraya nasıl düştün” diye sorar

    Meşhur ve yabancı mağazaları
    Kapıcı kızları süpürür geceleri
    Biri namusu kirlenmesin diye canını verir
    gece morg bekçisi bir güzel düzer onu
    Böyle gelmiş böyle gider der biri
    “haadii leenn” der bir diğeri
    ama esas mekanizmaysa başka biri
    Birinin hayal gücü zengindir ama hiçtir
    biri hayal kurmaya bile adam tutar zengindir

    Biri zayıf alır matematik dersinden
    zayıf veren öğretmen ay sonunu hesaplar
    Biri boş vakitlerinde su sporları yapar
    birinin dolu vakitlerinde evini su basar
    Kahvede televizyonda laleli yangını seyredilir
    “yazık ulan bu nataşalara daha gençlermiş de
    daha çok düzülürlermiş” der gülerek biri

    Biri tam otuz yıl sonra çıkar hapisten
    ha bire ev alır biri habire araba alır biri
    Bir martı ölür kimseye gazeteye ilan vermez
    garsona asgari ücret kadar bahşiş verir biri
    Biri haberlere konu çıksın diye intihar eder
    herkes benim gibi olsa dünya ne güzel olur der biri
    Birinin doğum günüdür şimdi birinin düğünü
    biri ölmek üzeredir biri hamile kalırken

    Biri biri bile değildir tipten kaybeder o biri
    biri hayat pahalı der günde yüz kişi ölürken

    Biri akşamdan kalmadır akşamın haberi yoktur
    biri sevgilisine mektup yazar kompozisyon gibi
    televizyona dalar biri yakar yemeği

    Biri birine çarpar iki hayat değil de iki yumurta sanki
    trafiğe küfreder biri yolcunun bacaklarına bakarak

    altı milyar insanın boku nereye gidiyor der biri
    Birinin taksidinin son günüdür onu düşünür

    biri bir kavgayı ayırayım derken boşu boşuna ölür

    eroin krizine girer biri çırpına çırpına yürür

    Biri köpeğini gezdirir biri bebeğini
    köpek losyon kokarken bok götürür bebeği

    Biri memlekete sadece televizyonda üzülür
    yeter ulan memleket de biraz bana üzülsün der biri

    Birinin bir dişi altındır kıçı gümüş kaplama
    birinin teneke kadar değeri yoktur bit pazarında

    Bir türlü anlam veremez dünyanın döndüğüne biri
    dünyayı döndüren enerji nerden gelir kim verir
    nerde kalacak bu millet nerde bu devlet der bir diğeri

    Birinin evine hırsız girer birinin evine polis
    biri çöpten ekmek ararken çöplerden heykel yapar biri

    Serçelerin nüfusu artıyor mu azalıyor mu
    fantom niye ormanda on kaplan gücündedir
    düzen mi düzülen mi asıl eşcinseldir
    ne olacaktır bu fenerin hali allah aşkına
    Geyik sardıkça sarar kahvede çaylar tazelenir
    Sur dibinde atlar kesilir kedilerden kokoreç yapılır

    Hayat çok mantıklıdır insanlar güzeldir der biri
    dünyayı hayatı bu hale uzaylılar sokuyormuş gibi
    insan toprağa dönüşür topraktan çiçek biter
    Biri birine verir o çiçeği sevişir hayat sürer
    biri ölürken biri dirilir biri ağlarken biri sevinir

    Biri geç kalırken biri erken gelir birine

    Biri severken biri ayrılır biri ah derken biri oh der
    adları değişik olsa da hep aynı gün yaşanır
    yoksulluk dünya da o kadar zengindir ki
    açlık ingilizceden bile en birinci lisandır

    Biri bunları yazar başı göğe mi erer
    biri bunları okur ya sever ya küfreder

    Metin Üstündağ


    Bu yazıyı Edebiyat Kulübü'den çaldım.Facebook sayfasından.Çok beğendim yazıyı...

Victoria Frances resimleri....

Bu kadını seviyorum kardeşim kendine özgü bir tarzı var belki bize ters düşebilir örf ve adetlerimize karşıt olabilir.Gerçi ülkemizde bu tarz olaylar absürt karşılanıyor haklılarda tabi neyse konuyu abartmadan bulduğum resimleri yayımlim=)

 

 

 

Model - Pembe Mezarlık

Evanescence What You Want -(Türkçe Çeviri)

 

 

 

Do what you what you want, if you have a dream for better
İstediğini, istediğini yap, daha iyisi için bir hayalin varsa
Do what you what you want till you don't want it anymore
İstediğini, istediğini yap, istemeyene kadar
(remember who you really are)
(Kim olduğunu hatırla)
Do what you what you want, your world's closing in on you now
İstediğini, istediğini yap, dünyan seni kuşatıyor
(it isn't over)
(Daha bitmedi)
Stand and face the unknown
Ayakta dur ve bilinmeyenle yüzleş
(got to remember who you really are)
(Kim olduğunu hatırlamalısın)
Every heart in my hands like a pale reflection
Ellerimdeki her kalp solgun bir yansıma gibi

Hello, hello remember me?
Merhaba, merhaba, beni hatırladın mı?
I'm everything you can't control
Kontrol edemediğin her şeyim ben
Somewhere beyond the pain there must be a way to believe we can break through
Acının ötesinde bir yerde kurtulabileceğimize inanmanın bir yolu olmalı

Do what you what you want, you don't have to lay your life down
İstediğini, istediğini yap, hayatını feda etmek zorunda değilsin
(it isn't over)
(Daha bitmedi)
Do what you what you want till you find what you're looking for
İstediğini, istediğini yap, aradığın şeyi bulana kadar
(got to remember who you really are)
(Kim olduğunu hatırlamalısın)
But every hour slipping by screams that I have failed you
Ama kayıp giden her saat seni yüz üstü bıraktığımı bağırıyor

Hello, hello remember me?
Merhaba, merhaba, beni hatırladın mı?
I'm everything you can't control
Kontrol edemediğin her şeyim ben
Somewhere beyond the pain there must be a way to believe
Acının ötesinde bir yerde inanmanın bir yolu olmalı
Hello, hello remember me?
Merhaba, merhaba, beni hatırladın mı?
I'm everything you can't control
Kontrol edemediğin her şeyim ben
Somewhere beyond the pain there must be a way to believe
Acının ötesinde bir yerde inanmanın bir yolu olmalı

There's still time
Hâlâ zaman var
Close your eyes
Gözlerini kapa
Only love will guide you home
Sadece sevgi seni eve götürecek
Tear down the walls and free your soul
Duvarları yık ve ruhunu serbest bırak
Till we crash we're forever spiraling down, down, down, down
Yere çakılana kadar daima döne döne düşeceğiz aşağı, aşağı, aşağı, aşağı

Hello, hello, it's only me
Merhaba, merhaba, sadece benim
Infecting everything you love
Sevdiğin her şeye hastalık bulaştırıyorum
Somewhere beyond the pain there must be a way to believe
Acının ötesinde bir yerde inanmanın bir yolu olmalı
Hello, hello remember me?
Merhaba, merhaba, beni hatırladın mı?
I'm everything you can't control
Kontrol edemediğin her şeyim ben
Somewhere beyond the pain there must be a way to learn forgiveness
Acının ötesinde bir yerlerde merhameti öğrenmenin bir yolu olmalı
Hello, hello remember me?
Merhaba, merhaba, beni hatırladın mı?
I'm everything you can't control
Kontrol edemediğin her şeyim ben
Somewhere beyond the pain there must be a way to believe we can break through
Acının ötesinde bir yerde kurtulabileceğimize inanmanın bir yolu olmalı

(Remember who you really are)
(Kim olduğunu hatırla)
Do what you, what you want
İstediğini, istediğini yap

İnanılmaz İllüstrasyon Çalışması

Çizer Joe Fenton 2010 yılından bu yana tasarımıyla uğraştığı çalışmasının kara kalem çizimini tammalamış bulunuyor. Sırada akrilik boyayla renklendirilme işlemi var.

 

YALNIZ BİR OPERA - MURATHAN MUNGAN

ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
...
imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, ratsgele bir ilişki
gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin


Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça
yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.


Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
çerçevesine sığmayan
munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu


Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti
Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de
ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı,
değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? "Eylül'de aynı yerde ve
aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00
diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda.

Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran
Zaman'ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını


Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik
kalmıştı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış
arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk.
Sanki ufacık birşey olsa birbirimizden kaçacaktık.

Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.

Gittin.şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.


Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları
gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir
şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.
Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz

kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
oysa yapacak ne çok şey vardı
ve ne kadar az zaman
kış başlıyor sevgilim
iyi bak kendine
gözlerindeki usul şefkati
teslim etme kimseye, hiçbir şeye
upuzun bir kış başlıyor sevgilim
ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.


Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, yazıya oturup sonu
gelmeyen cümleler kurmak, camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...

Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun
para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar
gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
çağrışımlarla ödeşemezsiniz
dışarıda hayat düşmandır size
içeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkla

Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
kulak verdiğiniz saatin tiktakları
kaplar tekin olmayan göğünüzü
geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
bakınıp dururken duvarlara
boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar
gibi
yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutukluluk haline, bir trafik
kazasına, başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata
alınmaya
kendimizi hazırlar gibi
yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
ve kazanmış görünürken derinliğimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar


denemeseniz de, bilirsiniz
hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar


Bana Zamandan söz ediyorlar
Gelip size Zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden
karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek,
uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır.
Zaman
Alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar
dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir
yerlerden
bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir

gün gelir bir gün
başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
o eski ağrı
ansızın geri teper.
Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten
Bitmişsinizdir.

Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları
önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini
kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.

Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır


ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
günlerin dökümünü yap
benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
kim bilebilir ikimizden başka?
sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
bir ilişkiyi, duyguların birliğini, bir aşkı beraberlik haline getiren
kendiliğindenliği
yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi
bir düşün
emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada
ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir ise yaramadıysa
Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda


Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden
ikindi yağmurlarını bekleyen
yaz sonu hüzünlerinden
gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
geçti her çağın bitki örtüsünden
oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
bakarken dünyaya
yangınlarda bayındır kentler gibiyim:
çiçek adlarını ezberlemekten geldim
eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
unuttuklarını hatırlamaktan
uzak uzak yolları tarif etmekten
haydutluktan ve melankoliden
giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
Bütünlemeli çocuklarla geçti
gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
dokunmaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.

Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
yaram vardı. bir de sözcükler
sonra vaat edilmiş topraklar gibi
sayfalar ve günler
ışık istiyordu yalnızlığım
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
İlerledikçe... Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü
daha şiir bitmeden. Karardı dizeler.
Aşk... Bitti. Soldu şiir.
Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden


Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece
uyudum, hiç uyanmadım.
barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
el kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:
eksiliyorduk
mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
her otelde biraz eksilip, biraz artarak
yani çoğalarak
tahvil ve senetlerini intiharla değiştirenlerin
birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
ağır ve acı tanıklıklardan
geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
ve açık hayatları seviyordu.
Buraya gelirken
uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi
çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için
panayır yerleri... panayır yerleri...
ölü kelebekler... ölü kelebekler...
sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.
Adım onların adının yanına yazılmasın diye
acı çekecek yerlerimi yok etmeden
acıyla baş etmeyi öğrendim.
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?

ipek yollarında kuzey yıldızı
aşkın kuzey yıldızı
sanırsın durduğun yerde
ya da yol üstündedir
oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı

AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BAŞKA TÜRLÜ GEÇİLEN
AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BİRAZ GEÇİKİLEN
gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
gözlerim
aşkın kuzey yıldızıdır bu
yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
ilerlerim
zamanla anlarsın bu bir yanılsama
ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta
yeniden yollara düşerler
düşerim
bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
yaşamsa yerli yerinde
yerli yerinde her şey

şimdi her şey doludizgin ve çoğul
şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
şimdi her şey yeniden
yüreğim, o eski aşk kalesi
yepyeni bir mazi yarattı sözüklerin gücünden


Dönüp ardıma bakıyorum
Yoksun sen
Ey sanat! Her şeyi hayata dönüştüren




Kaynak:Facebook:Edebiyat Kulübü

Bitmedi ama yoruma değer=)(Emilia Clarke)

Orjinali=)

Peki kim bu Ejderha Kızı?(Emilia Clarke )

İngiliz oyuncu Game of Thrones dizisinde ki Daenerys Targaryen rolü ile tanınmıştır.Emilia Clarke, Londra Berkshire de doğdu ve büyüdü.17.11.1987 doğumludur.Clarke'ın babası bir tiyatro da ses mühendisi ve annesi bir iş kadını aynı zamanda siyaset okuyan bir erkek kardeşi var.Kariyerine Doctors dizisinin bir bölümünde konuk oyuncu olarak başlamıştır.Dah sonra Triassic Attack adlı televizyon dizisinde yol alan oyuncunun bir sonraki projesi ise Game of Thrones dizisidir.Hiç benziyor mu dizideki haline.Platin sarısı saçlar melek gibi göstermiş.Zaten filmdede çok masum ...

 



Daenerys Targaryen

daenerys targaryen

daenerys targaryen

daenerys targaryen


Daenerys Targaryen and Khal Drogo - daenerys-targaryen photo

Daenerys Targaryen and Khal Drogo - daenerys-targaryen photo


 

Game of thones isimli dizideki engüzel karakter.

Targaeyen ailesine mensup bu kızceğiz, abisinin ölümünden sonra tahtın asıl sahibidir. Khal Drogo yla mutlu bir evlilikleri vardır.Tabi her güzel olan şey gibi sezon finalinde eşi malesef ihanete uğrar.Birazda kraliçenin iyi niyetinden kaynaklanır.İşgalden ve tecavüzden kurtardığı masum köylü görünümlü cadı sayesinde kocasını kaybeder.Yaşayan ölüye çevirir şeytan kadın.Üstelik çocuğundan da olur.Ama bu karaktere bayılıyorum.Muhteşem bir yapıt olmuş.Ejderha kanından olması herkesi diz çöktürmüştü.Bakalım bu sezonda neler yaşanacak.04.2012 bekleyerek cevap alabiliriz...

Jason Momoa Biyografi

[Resim: 125tmpu.jpg]


 

Bir manken ve aktör olan Jason Honolulu’da doğdu fakat ardından Norwalk,Iowa’ya taşındılar ve annesi onu orada büyüttü. ”Baywatch” (1989)’ta canlandırdığı karakter gibi Jason, Hawaii köklerini öğrenmenin hasreti ve okuluna devam etme isteğiyle adaya geri döndü. Uluslararası tasarımcı Takeo’nun bu yeşil gözlü aktörü keşfetmesiyle başlayan modellik kariyerinden öncesi uzun sürmemişti. Jason 1999′da Hawaii’de yılın modeli ödülünü kazandı,itibarlı Governor’s Fashion Show’a katıldı ve Louis Vuitton I Hawaii için uçuş pistinde yürüdü. Ayrıca 1999′da Miss Teen Hawaii USA müsabakalarının ev sahipliğini yaptı. Onun maceraya düşkünlüğü, Fountain Bleu France’in başta yer almasını sağladı. The Fountain Bleu, hevesli bir tırmanıcı olan Jason’un ödün vermeksizin fethine karşı direndi. Doğuştan atlet olan Jason buz tırmanışı, dağ bisikleti, kayak, uzun tahta kaykay ve hokeyden hoşlanır. Aynı zamanda sanat, kültür ve maneviyat aşkına sahiptir. Paris’te pastel boya işi yaptı ve 1999′da, Budistler!in öğretileriyle manevi bilgisini derinleştirdiği, Tibet’e gitti. Baywatch (1989) setinde, iç güç kazanmak içinen heyecan verici dağlara tırmandığı veya meditasyon yaptığı zaman, Jason birçok hayır kurumları ve toplum gruplarını desteklediği görülebilir. Hawaii Food Bank Şirketi için çalışmasıyla ve çeşitli okullarda öğrenciler için konuşmasıyla; açlık bilincine dikkat çekti. Jason güçlü aile değerleriyle kutsanmış olduğuna inanmaktadır ve özellikle bugün gençlerle bu deneyimlerini paylaşmaktan hoşlanır.
Şimdi nerden çıktı bu?Son zamanlarda Taht Oyunlarına merak sarmış bulunmaktayım.1 Sezon  bitti.Game of Thrones adlı dizide keşfettim bu adamı Khal Drogo atların efendisi olarak tanıdım ve hayranlıktan öldüm.Adam bir harika...Bu sezon olmucak malesef=(Şeytan cadı adamı öldürdü.Olsun  bakalım... Neyse birkaç resim ekleyelim bakalım...
jason momoa scars

 

 

ßu Site Gothic Tarzını ßelirleyen Ya Da Kendini Burda Bulmak İsteyenler İçin Kurulmuştur. Her Hakkı Saklıdır.Site Yazıları Blog Sahibine Ait Değildir.Alıntı Ya Da Çalıntı Yaparken Yazının Altındaki Kaynak Linkini Veya Yazılmış Olan Telif Sahibinin Adını Vermeyi Unutmayınız.Emeğe Saygı Lütfen.
Copyright © 2007 - 2009
Designed by ±†WamqireS†±
İçimizdeki Karanlık
http://wampirsifen.bloggum.com
Locations of visitors to this page