Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Image and video hosting by TinyPic _Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::·±‡İçİmİzDeKi KaRaNlIk!‡±::..

·±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamamaktayım bilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!

BİR AŞK HİKAYESİ:=(

Dondurucu soğukta bir an önce evime varabilmek için hızla yürürken, ayağımın ucunda bir cüzdan gördüm.. Hemen aldım. Sahibini gösteren bir kimlik vardır diye acele acele açtım.. İçinde üç dolar ve sararıp kat yerleri yıpranmış eski bir zarftan başka bir şey yoktu... Sol üst köşede yalnızca gönderenin adresi, alıcı adresi yerinde bir posta kutusu numarası vardı. Bir ipucu bulabilmek belki biraz da merakımı giderebilmek için zarfı açtım ve içindeki mektubu okumaya başladım. Mektup, sol yanı çiçek resmiyle süslenmiş bir kağıda, özenli bir el yazısıyla yazılmıştı ve "Sevgili Michael" diye başlıyordu.. Ve "Annesi yasakladığı için onu bir daha göremeyeceğini" anlatarak devam ediyor.. "Ama sakın unutma, seni daima seveceğim" diye bitiyor.. İmza.. Hannah!.. Elimde yalnızca, mektubu yazan kişiyle, mektubun yazıldığı kişinin birinci adları vardı. Eve gider gitmez hemen telefon idaresini aradım. Görevli kişi, kendisine bildirdiğim adreste yaşayanların telefon numarasını vermesinin yasalara aykırı olduğunu söyledi. Fakat ısrarım karşısında: "Belki, size yardımcı olabilirim" dedi. "Bu adreste bulunan numaraya telefon ederim ve onlar Kabul ederlerse, sizi görüştürebilirim lütfen bekleyin.." dedi. İki üç dakika sonra görevlinin sesi geldi.. "Bağlıyorum efendim." Telefonda, karşıdaki hanıma "Hannah diye birini tanıyıp, tanımadığını" sordum. "Bu evi, 30 yıl evvel, Hannah diye kızları olan bir aileden aldık" dedi. "Peki yeni adreslerini biliyor musunuz?.." "Hannah annesini bir huzurevine yatıracaktı. Oradan takip ederseniz, belki adres bulursunuz.." deyip bana huzurevinin adını verdi.. Hemen aradım.. Yaşlı anne yıllar önce ölmüş.. Ama kızına ait eski bir telefon numarası var. Belki orada bilirlermiş.. "Bunların hepsi aptalca aslında" dedim kendi kendime.. İçinde sadece 3 dolar ve 60 yıl önce yazılmış bir mektup bulunan cüzdanın sahibini aramak için bunca zahmete ne gerek var ki.. Aradım numarayı.. Bir kadın "Şimdi Hannah'nın kendisi bir huzurevinde" dedi ve numarayı verdi. Hemen orayı çevirdim.. Ses; "Evet, Hannah burada yaşıyor" dedi.. Saat ona geliyordu ama hemen yola çıktım, Hannah'yı görmek için.. Devasa bir binanın üçüncü katında şirin bir oda.. Gümüş saçlı, sıcak tebessümlü bir yaşlı kadın.. Gözlerinin içi ışıl ışıl ama.. Anlattım olanları.. Cüzdanı ve mektubu gösterip.. Derin bir iç çekti mektuba bakarken ve "Genç adam" dedi, "Bu mektup, Michael ile son kontağımdı.. Onu öyle seviyorum ki.. Sean Connery gibi yakışıklıydı.. Hani şu meşhur aktör.. Ama ben 16 yaşındaydım.. Çok küçüğüm diye annem kesinlikle izin vermedi.." Derin bir nefes daha.. "Michael Goldstein harika bir insandı. Eğer bulabilirseniz ona söyleyin lütfen.. Onu hep düşündüm.. Hep.." Bir ufak sessizlik.. Bir derin nefes daha.. "Ve onu hep sevdim.." İki damla yaş damladı elindeki mektuba, ıslanan gözlerden.. "Ve hiç evlenmedim.. Michael gibi birisini bulamadım ki.." Hannah'ya teşekkür edip odadan çıktım. Binadan çıkarken danışmada beni karşılayan kız "Hannah Hanım yardımcı olabildi mi size" dedi.." Hiç değilse bunun sahibinin soyadını öğrendim" dedim.. Cüzdanı elimde sallayarak.. O sırada yanımda dikilip duran hademe bağırdı.. "Hey baksana.. Bu Bay Michael'ın cüzdanı.. Üzerindeki bu kırmızı şeritten onu nerde görsem tanırım.. Cüzdanını hep kaybederdi zaten.. Üç kere ben buldum, koridorlarda.. "Michael sekizinci katta yaşıyordu.. Ok gibi fırladım tekrar asansöre. Michael yatmamıştı. Okuma odasında kitap okuyordu. Hemşire beni ve elimdeki cüzdanı gösterdi. Michael elini arka cebine attı, hızla.. Sonra sevinçle "Evet bu benim cüzdanım" dedi. "Öğleden sonraki yürüyüş sırasında kaybetmiş olmalıyım. Size teşekkür borçluyum." "Hiçbir şey borçlu değilsiniz" dedim. "Ama özür dilerim. İpucu bulmak için açtım ve içindeki mektubu okudum." "Mektubu mu okudun?" "Sadece okumakla kalmadım. Hannah'yı da buldum.." "Buldun mu? Nerde? İyi mi? Hala eskisi gibi güzel mi. Söyle, lütfen söyle.." "Çok iyi.. Hem de harika" dedim, yavaşça.. "Bana onun telefon numarasını ver. Yarın onu hemen arayacağım." Elime sımsıkı sarıldı.. "O benim tek aşkımdı.. Onu öyle sevdim ki, asla evlenmedim.. Çünkü bu mektup geldiğinde hayatım, anlamsal olarak bitmişti." "Bay Goldstein" dedim.. "Gelin benimle.." Asansörle üçüncü kata indik.. Odanın kapısı açıktı. Hannah sırtı kapıya dönük televizyon izliyordu.. Hemşire ona yaklaştı, omzuna dokundu.. "Hannah" dedi.. "Bu bay'ı tanıyor musun?" Gözlüklerini ayarladı bir an baktı, tek kelime etmeden.. "Michael" dedi, Michael, kapıda, kısık sesle.. "Hannah.. Ben Michael.. Beni tanıdın mı?.." "Michael" diye yutkundu Hannah. "İnanmıyorum.. Bu sensin. Benim Michael'ım." Michael Hannah'ya doğru yürüdü yavaşça. Sarıldılar. Hemşire yanıma geldiğinde onun da gözleri yaşlıydı.. "Gördün mü, bak?" dedim "Yaşamda, yaşanması gereken her şey, er ya da geç, bir gün kesinlikle yaşanacaktır." *** Üç hafta sonra beni huzurevinden aradılar. Pazar günü bir nikah vardı.. Gelebilir miydim? Harika bir nikâh töreni idi. Hannah ve Michael beni nikâh şahidi yaptılar üstelik. Hannah açık bej elbisesi içinde çok güzeldi.. Michael de lacivert takımı içinde hala çok yakışıklı.. Bir nikâh tanığı olarak söylüyorum bu gözlemlerimi… Aşklarını on sekiz yaşın heyecanı ve duygusuyla yaşayan 76 yaşındaki gelin ile 79 yaşındaki damadın nikâhında keşke siz de bulunsaydınız… Altmış yıl önce bittiği sanılan bir aşk öyküsünün, altmış yıl sonra, kaldığı yerden nasıl filizlendiğine siz de tanık olacaktınız.

ALINTIDIR

Yorumlar

Çok güzel bir hikaye canım güzel paylaşımın için tşk.
Günümüzde böyle aşklar varmıdır ablacım:=)Sanırım cevap hayır:=)Yorum için teşekkür ederim:=)
"Yaşamda, yaşanması gereken her şey, er ya da geç, bir gün kesinlikle yaşanacaktır." bu cümleye bayıldım.çok güzel bir hikaye idi.paylaştığın için tsk.
Bende sanmıyorum günümüzde böyle aşk olacağını. Kocaman bir hayat birini beklemekle geçermi? Yaşanmamış sayılmaz mı?
Aslına bakarsanız evet haklısınız belki beklemekle geçmez ama demekki bekleyenler varmış tabi çok eskidenn:=(Şimdi kimin eli kimin cebinde belli değil..Herşey menfaat başka birşey yokk..Yorumlarınız için teşekkür ederim arkadaşlar!!!!!
Hani eskiye ait herşey güzel gelirya bize şarkılar,bayramlar.aşklarda öyle...
Hayatı çok hızlı yaşayıp herşeyi çok çabuk tüketiyoruz sevgileri de öyle...
bu gün ölüyoruz yarın bitiyor .ertesi gün bir başkası hayatımızda...
kendim için demiyorum tabi ama hayatımızda hep karşımıza çıkan acı gerçekler bunlar malesef...
Evet böyle kötü örneklerle dolu hayatımızda,yine böyle yaşanmış güzel hikayeleri duymak insanın içini bir nebze rahatlatıyor.
Kimbilir belki böyle aşklar kalmamıştır şimdi...
Bilemeyiz belkide vardır,ama kıymetini bilememişizdir yada karşımıza daha çıkmamıştır daha belki daha iyisi çıkar diye hep erteleriz ya sevgileri,öyle harcıyoruzdur farkına varmadan ...
Neyse yine çenem düştü :))
Tekrar güzel paylaşımın için tşk. canım ;)
Belkide başkasını sevmeyi denemiş fakaat mutlu olamamış olabilir. Çünkü 50 yıl kolay kolay geçmez benim bildiğim.

Geçende İngliz yazar Jane Autin'in hayatını anlatan filim izledim. Buna benzerdi. 41 yaşında evlenmeden vefat ediyor. "Sense and sensibility" ve "Pride and Prejudice" romanlarının yazarı. Filmin adı 'Becoming Jane' link: http://www.imdb.com/title/tt0416508/
Evet haklısın 50 yıl yanlız değildir tabiki bende bu tarz konuya şahit olmuştum.Daha doğrusu bunu bir filmde görmüştüm.2 çift çok mutlular evlenmişler zamanında ama tabi adam göründüğü gibi değildir.Şimdi asıl olayın ayrıntısı hastanede gelişiyor adam apansız bir hastalığa yakalanıyor.Her uyandığında baldızının ismini sayıklıyor.Eşi bir ara kantine iner ve geldiğinde kulaklarına inanamaz.Eşi doktorla konuşurken önce girmek ister odaya fakat cesaret edemez.Sonra kulak misafiri olmaya karar verir.Ve işte o kötü an.Eşi yıllarca baldızını sevdiğini eşinide sevdiğini fakat asıl yıllar önce gelenek görenekler yüzünden evlilik gecesi baldızı ile evlendiğini sana adam aslında ablası ile evlendiğini baldızınında kendisininde bunu kabbulenmek zorunda kaldığını itiraf eder.Fakat hiç bir zaman kavuşmazlar.Baldızı vefat ettiğinde tamamiyle ümüdini kaybedip işte bu sonu olmayan hastalığa yakalanır.Eşi bunları anlatırken hem ağlar hem iç çeker.Ya kadın inanılmaz bir şekilde hıçkırmaya başlar.Ve eşinin yanında soluğu alır.Eşinin ona kardeşinin ismiyle arada sırada hitap etmesine dil alışkanlığı olarak varsaydığını ve bunun gerçek olabileceğine inanmaz bir türlü.Fakat ortada tek gerçek asla eşininde ölen kardeşininde onu aldatmadığı.İşte bütün acı olay orda yıllarca yüzyüze olan aşıklar elini uzatsa tutabileceği sevgiyi herzaman uzaktan yaşıyorlar ne acı demi:=(Kimsenin başına gelmesin yaa:=(
Online Müzik Dinlemek İçin Tıklayınız
Image Hosted by ImageShack.us
TopOfBlogs
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
·±‡İçİmİzDeKi KaRaNlIk!‡±
Bloggum'u nasıl buldunuz????

Güzel!!!
Güzel Değil!!!
Bence Süper!!
Daha İyisini Yapabilirsin!!
Şahane!!
Tam Gohic Blog'u!!
Çok Korkunç Yaaa.=)
Benim Bloggumdan güzel!!
Tek Kelime İle Mükemmel:=)


Şu Andaki Durum
.
Image Hosted by ImageShack.us
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page