| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Icimizdeki KaranLIK
Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamıyorum.ßilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
Hêr §ïÿâh Gïÿêñ SA†ANİS† Ø£mâz!!!
_Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık!‡±::..

±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

Yazılar arşiv 11.2007 Other entries in 2007-11 resimler , videolar

SEN ÜZERİNDE NİCE ŞAFAKLARIN SÖKTÜĞÜ:=(

Sen üzerinde nice şafakların söktüğü

Sevgi denizlerime akan büyük nehir

Sen biraz ışık, biraz tılsım, biraz büyü

Sen yıllardır yazıp bitiremediğim şiir

Durmadan bir gül açar ellerinde pembe

Sen nefes alışı en bakır güzelliğin

Gözlerin midir parıldayan gökyüzünde

Bir güneş doğarcasına geceleyin

Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel

Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri

En karanlıklarda bile uzanır bir el

Kendiliğinden açar sabaha perdeleri

Sen varsan dallarda kuşlar memnun

Tüm çiçeklerin rengi değişik, kokusu başka

Öylesine gerçek ki var olduğun

Çarpar güzelliğin kıyılarıma dalga dalga

Tutsam ellerini içim ürperir hazdan

Başım döner gözlerin gözlerime değse

Kalan tek hatıradır gülüşün bir yazdan

Sen bastığın yerde çiçeklerin büyüdüğü

Her zaman en guzel, her yerde eşsiz

Sen yaprak, sen köpük, sen kuştüyü

Sen sevgi nehirlerimin aktığı büyük deniz

DİYEBİLSEYDİM :=(

Anladım diyemem ki! Suçluyum

Belki ben anlatamadım sana kendimi

Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece

Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi

Her gün her dakika seni özlerdim

Bitmezdi kederim senin yanında bile

Susardım, gözlerime baktığın zaman

Mermer bir heykelin çaresizliğiyle

Oysa neler düşünürdüm sen yokken

Sana kavuşunca neler söylemek isterdim

Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi

Ayrılık başlayınca ben biterdim

En kötüsü beni koyup gitmendi

O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz

Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde

Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz

Ve nice yıllar kovalardı birbirini

Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler

Bütün teselliler uzaklarda kalırdı

Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler

Ne olurdu saadetlerin en büyüğü

İşte ellerimde al, diyebilseydim

Anlardın, ve hiç gitmezdin, değil mi

Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.

GS: Kadınlar ve Futbol

Hiçbir kadın futbolu sevmez.Sizce bunun nedeni futbolu kuması gibi görmesi midir? Yoksa başka bir sebebi mi var?
phburak23

Aynen arkadaşa katılıyorum genelleme yapmaya gerek yok ben şahsen futbol hastasıyım çok seviyorum dinliyorum yorum yapıyorum maçları izliyorum.Sevemeyenler için yorum yapamam.Kişilik ve tarz meselesi bunlar..Ama bir bayan olarak futbola bayılırım:=)Özelllikle FENERBAHÇE'ye:=)

İsimsiz Aşk:=(

          Ne çabuk geçti yıllar tek bir kelime bile olmadan. sadece gözlerinin içine bakarak,ve ne kadar anlamsızdı bir aşkı sadece gözlerde yaşamaya çalışmak.Biliyormusun ben seni hayal ederdim,bir kere ellerinden tutabilseydim belki bu kadar yanmazdım. Bir kere olsun  dudaklarına dokunup seni sevdiğimi söyleye bilseydim. Soğuk ve karanlık sabahlarda seni görme sevinçiyle uyanırdım yanı başımda çalan saatle.Her an seninle göz göze gelmek için yolumu değiştirirdim.            Yinede tek bir kelime çıkmazdı ağzımdan sanki bir şeylerin büyüsü kaçacakmış gibi.Nisan yağmurları vardı o zamanlar içimde ama hepsi o kadardı.              Sonra sen gittin oysa ki ben alışık değildim gözlerin olmadan yaşamaya. Sen ansızın terk edip giderken beni de kendimden terk ettirdin. Yinede her gece şarkılar dinlerdim şehrin rodyosundan içim bunalınca dışarı atardım kendimi, karanlık başı boş sokaklarda yürürdüm durmadan saatlerce. Yinede sevdim seni unutamadım o gözlerini bakışlarını.Hani o son gün sen karşımdan gelirken başımı kaldırıp bakamamıştım bile o yıllar boyunca baktığım gözelere.Oysa ne kadar özlemiştim ne çok sevmiştim,o an özel bir şeyler olmasını bekledim sıradan yaşamımda.Daha farklı bir şeyler olmalıydı ama olmadı öylece yanımdan geçip gittin.Artık ne hayellerim kaldı nede umutlarım.Tek şey buralardan gitmekti aynı dili konuşmadığım çok uzak bir yere.Şunu bilki bu ülkede hatırlayacağım bir sen olacaksın ve sen bilmesende.Hiç zaman dokunamadığım ÇİÇEĞİM!     

      Bu güzel hikaye  sevgili  lostLOWE' e teşekkür ederim:=)

                                                                                        

BİR AŞK HİKAYESİ:=(

Dondurucu soğukta bir an önce evime varabilmek için hızla yürürken, ayağımın ucunda bir cüzdan gördüm.. Hemen aldım. Sahibini gösteren bir kimlik vardır diye acele acele açtım.. İçinde üç dolar ve sararıp kat yerleri yıpranmış eski bir zarftan başka bir şey yoktu... Sol üst köşede yalnızca gönderenin adresi, alıcı adresi yerinde bir posta kutusu numarası vardı. Bir ipucu bulabilmek belki biraz da merakımı giderebilmek için zarfı açtım ve içindeki mektubu okumaya başladım. Mektup, sol yanı çiçek resmiyle süslenmiş bir kağıda, özenli bir el yazısıyla yazılmıştı ve "Sevgili Michael" diye başlıyordu.. Ve "Annesi yasakladığı için onu bir daha göremeyeceğini" anlatarak devam ediyor.. "Ama sakın unutma, seni daima seveceğim" diye bitiyor.. İmza.. Hannah!.. Elimde yalnızca, mektubu yazan kişiyle, mektubun yazıldığı kişinin birinci adları vardı. Eve gider gitmez hemen telefon idaresini aradım. Görevli kişi, kendisine bildirdiğim adreste yaşayanların telefon numarasını vermesinin yasalara aykırı olduğunu söyledi. Fakat ısrarım karşısında: "Belki, size yardımcı olabilirim" dedi. "Bu adreste bulunan numaraya telefon ederim ve onlar Kabul ederlerse, sizi görüştürebilirim lütfen bekleyin.." dedi. İki üç dakika sonra görevlinin sesi geldi.. "Bağlıyorum efendim." Telefonda, karşıdaki hanıma "Hannah diye birini tanıyıp, tanımadığını" sordum. "Bu evi, 30 yıl evvel, Hannah diye kızları olan bir aileden aldık" dedi. "Peki yeni adreslerini biliyor musunuz?.." "Hannah annesini bir huzurevine yatıracaktı. Oradan takip ederseniz, belki adres bulursunuz.." deyip bana huzurevinin adını verdi.. Hemen aradım.. Yaşlı anne yıllar önce ölmüş.. Ama kızına ait eski bir telefon numarası var. Belki orada bilirlermiş.. "Bunların hepsi aptalca aslında" dedim kendi kendime.. İçinde sadece 3 dolar ve 60 yıl önce yazılmış bir mektup bulunan cüzdanın sahibini aramak için bunca zahmete ne gerek var ki.. Aradım numarayı.. Bir kadın "Şimdi Hannah'nın kendisi bir huzurevinde" dedi ve numarayı verdi. Hemen orayı çevirdim.. Ses; "Evet, Hannah burada yaşıyor" dedi.. Saat ona geliyordu ama hemen yola çıktım, Hannah'yı görmek için.. Devasa bir binanın üçüncü katında şirin bir oda.. Gümüş saçlı, sıcak tebessümlü bir yaşlı kadın.. Gözlerinin içi ışıl ışıl ama.. Anlattım olanları.. Cüzdanı ve mektubu gösterip.. Derin bir iç çekti mektuba bakarken ve "Genç adam" dedi, "Bu mektup, Michael ile son kontağımdı.. Onu öyle seviyorum ki.. Sean Connery gibi yakışıklıydı.. Hani şu meşhur aktör.. Ama ben 16 yaşındaydım.. Çok küçüğüm diye annem kesinlikle izin vermedi.." Derin bir nefes daha.. "Michael Goldstein harika bir insandı. Eğer bulabilirseniz ona söyleyin lütfen.. Onu hep düşündüm.. Hep.." Bir ufak sessizlik.. Bir derin nefes daha.. "Ve onu hep sevdim.." İki damla yaş damladı elindeki mektuba, ıslanan gözlerden.. "Ve hiç evlenmedim.. Michael gibi birisini bulamadım ki.." Hannah'ya teşekkür edip odadan çıktım. Binadan çıkarken danışmada beni karşılayan kız "Hannah Hanım yardımcı olabildi mi size" dedi.." Hiç değilse bunun sahibinin soyadını öğrendim" dedim.. Cüzdanı elimde sallayarak.. O sırada yanımda dikilip duran hademe bağırdı.. "Hey baksana.. Bu Bay Michael'ın cüzdanı.. Üzerindeki bu kırmızı şeritten onu nerde görsem tanırım.. Cüzdanını hep kaybederdi zaten.. Üç kere ben buldum, koridorlarda.. "Michael sekizinci katta yaşıyordu.. Ok gibi fırladım tekrar asansöre. Michael yatmamıştı. Okuma odasında kitap okuyordu. Hemşire beni ve elimdeki cüzdanı gösterdi. Michael elini arka cebine attı, hızla.. Sonra sevinçle "Evet bu benim cüzdanım" dedi. "Öğleden sonraki yürüyüş sırasında kaybetmiş olmalıyım. Size teşekkür borçluyum." "Hiçbir şey borçlu değilsiniz" dedim. "Ama özür dilerim. İpucu bulmak için açtım ve içindeki mektubu okudum." "Mektubu mu okudun?" "Sadece okumakla kalmadım. Hannah'yı da buldum.." "Buldun mu? Nerde? İyi mi? Hala eskisi gibi güzel mi. Söyle, lütfen söyle.." "Çok iyi.. Hem de harika" dedim, yavaşça.. "Bana onun telefon numarasını ver. Yarın onu hemen arayacağım." Elime sımsıkı sarıldı.. "O benim tek aşkımdı.. Onu öyle sevdim ki, asla evlenmedim.. Çünkü bu mektup geldiğinde hayatım, anlamsal olarak bitmişti." "Bay Goldstein" dedim.. "Gelin benimle.." Asansörle üçüncü kata indik.. Odanın kapısı açıktı. Hannah sırtı kapıya dönük televizyon izliyordu.. Hemşire ona yaklaştı, omzuna dokundu.. "Hannah" dedi.. "Bu bay'ı tanıyor musun?" Gözlüklerini ayarladı bir an baktı, tek kelime etmeden.. "Michael" dedi, Michael, kapıda, kısık sesle.. "Hannah.. Ben Michael.. Beni tanıdın mı?.." "Michael" diye yutkundu Hannah. "İnanmıyorum.. Bu sensin. Benim Michael'ım." Michael Hannah'ya doğru yürüdü yavaşça. Sarıldılar. Hemşire yanıma geldiğinde onun da gözleri yaşlıydı.. "Gördün mü, bak?" dedim "Yaşamda, yaşanması gereken her şey, er ya da geç, bir gün kesinlikle yaşanacaktır." *** Üç hafta sonra beni huzurevinden aradılar. Pazar günü bir nikah vardı.. Gelebilir miydim? Harika bir nikâh töreni idi. Hannah ve Michael beni nikâh şahidi yaptılar üstelik. Hannah açık bej elbisesi içinde çok güzeldi.. Michael de lacivert takımı içinde hala çok yakışıklı.. Bir nikâh tanığı olarak söylüyorum bu gözlemlerimi… Aşklarını on sekiz yaşın heyecanı ve duygusuyla yaşayan 76 yaşındaki gelin ile 79 yaşındaki damadın nikâhında keşke siz de bulunsaydınız… Altmış yıl önce bittiği sanılan bir aşk öyküsünün, altmış yıl sonra, kaldığı yerden nasıl filizlendiğine siz de tanık olacaktınız.

ALINTIDIR

SENİ SEVİYORUM:=(

Herkes, "ilk kendi yaşıyor"
Sanmasa,
Sevdalar da tükenirdi,
Masalları da...
Sonsuza kadar
Sürdüğü bilinsin diye mi nedir,
Bittiği anlar ve ihanetler
Yazılmıyor kitaplara.
Zümrüt-ü Anka Kuşu da yalan aslında,
Kendini külünden yarattığı da...
Ferhat'ın Şirin,
Aslı'nın Kerem için öldüğünü
Kim gördü Allah aşkına?
"Sonsuza kadar sürsün" diyorsan
"Bu sevda,"
O zaman sevgili,
O zaman vuslat yaşanmaya!

Sana yazacak bir sen bırak bana!
Öfkelerin orada kalsın!
Kaçamaklar hanesinde değil ismin
Anlasana!
Ömrümün tam ortasına
Kocaman harflerle yazmışım:
SENİ SEVİYORUM...
SENİ SEVİYORUM...

"Herkese söylediğin
Bana söyleme" diyorsun...
Ama ne varsa sevdaya dair,
Bizden önce söylenmiş, biliyorsun.
Bize düşen, aşkı yalansız yaşamak...
Hadi uzatma da uzat ellerini,
Seni seviyorum...
Seni seviyorum...
Seni seviyorum..


Tayfun Talipoğlu |

VAKTİ GELMİŞTİR:=(

Yüzün gülerken yüreğin kan ağlıyorsa

Göz yaşların hiç dinmiyorsa

Gözünden sakındığın dönüp bakmıyorsa

Vakti gelmiştir bu dünyadan gitmenin

Dönmüyorsa yolunu beklediklerin

Terk etmişse tüm sevdiklerin

   Kalmamışsa kimsenin yanında kıymetin

Vakti gelmiştir son elvedayı demenin

Kalmak gitmekten zor geliyorsa

Yüreğinde acan sol gül de soluyorsa

Aldatılıp kandırılmak ölümden acı geliyorsa

Vakti gelmiştir bu dünyadan gitmenin

Daddy 43

24.10.2007

Bir Baba’nın duası…:=(

Bana öyle bir evlat nasip etki Allah’ım,
Zayıf olduğu zamanları bilecek kadar güçlü, korktuğunu kendisine itiraf edebilecek kadar cesur olsun; şerefli bir mağlubiyette mağrur ve dik kalabilsin; zaferde ise mütevazı ve şefkatli olabilsin.
Bana öyle bir evlat nasip etki Allah’ım,
Yapması gereken işler sadece birer arzu olarak kalmasın, seni tanıyan bir evlat olsun ve kendini tanımak bilginin temel taşı olduğunu bilsin .
Sana yalvarırım Allah’ım, onu kolay ve rahat yollarda değil, güçlüklerle savaşmanın zevkini duyacağı yollarda yürüt ki, fırtınalarda ayakta kalmayı, ayakta kalamayanlar için de sevgi ve şefkat duymayı öğrensin.
Bana öyle bir evlat nasip etki Allah’ım,
Kalbi temiz olsun, ümitleri yüksek… Öyle bir evlat olsun ki, başkalarına hükmetmeden önce kendine hükmetmesi gerektiğini bilsin, öyle bir evlat ki, geleceğe uzansın ama geçmişi unutmasın.
Ve bütün bunları ona verdikten sonra, yine yalvarırım Allah’ım, yine yalvarırım Allah’ım, ona gülebilme duygusunu ver ki, daima ciddi olduğu halde kendisini fazla ciddiye almasın, ona alçakgönüllülük ver ki daima gerçek büyüklüğün sadeliğini, gerçek zekanın açık sözlülüğünü, gerçek gücün şefkat ve yumuşaklılığını hatırlasın.
Ancak ondan sonra Allah’ım ben, babası “boşuna yaşamadım” diyebileyim.
Alıntıdır

Yanlızlık masalı:=(

her sabah bebeklerin gözüyle bakardım

  bir bebeğin annesine nazıydı sevdam

  her akşam özlem türküleri yakardım

  bir ozanın büyülü sazıydı sevdam …

  karanlık bastığında gözümde tüten

  ay gibi her gece karşımda biten

  güneşin doğuşuyla eriyip giden

  pencere buharındaki yazıydı sevdam…

  Yunus gibi bulmuştum “ballar balını”

  rüzgardan koruyamadım ki dalımı

  oysa kendim yazmıştım kendi masalımı

  peri padişahının kızıydı sevdam…

  nadide bir vazoyken sandığa atılmış

  sonra yok fiyata eskiciye satılmış

  boğazda düğümlenmiş, sonra yutulmuş

  kursağımda kalan bir sızıydı sevdam…

     “Ballar balını buldum/ dükkanım yağma olsun…” Yunus ne güzel anlatmış değil mi aşkını, karşılıksız, katışıksız aşkını… Yüzyıllar öncesinin “değerli” aşkını… Peki günümüze dönersek; zaman içerisinde en fazla ne olur ki sevdaya? Zaman değişir, zemin değişir, insan büyür değişir, eee ya sonrası? Nedir baktığında geride kalan? En fazla olsa olsa düş kırıklığı (ki insan hayatının olmazsa olmazı) yavaş yavaş bir karanlık  güneşin yalancı sıcağında birer birer  kuruyan, toz olup rüzgarda savrulan umutlar ve bir de boğazda kurumuş, bir buruk düğümün her gece sancıyan sızısı… Oysa bir film gibi başa saramazsın ki yeniden; bu bir masal da olsa…  Uzak yıldızlara anlatacak çok şeyin vardır halbuki; yalnızlığın masalı olur anlatacakların; muhatabını bulmasa da… Evet, “yalnızlığın masalı” olur; her ne kadar masallarda “yalnızlık” olmasa da…

Annem:=(

Günlerdir göremediğim yüzünün

Sıcağını sindiremediğim kucağının
Özlemini duyuyorum anne...

Bir boşlukta gibiyim sensiz
Akıp gidiyor zaman avuçlarımdan
Bendini dinlemez ırmaklar gibi
Durduramıyorum anne...

Düşlerimde görüyorum seni, saçların bulutlar kadar ak,
Gökyüzü kadar sonsuz sevgiler yüreğinde
Şevkatle bakıyor gözlerin, herzamanki gibi
Küçücük bir bebeğim ellerinde anne...
Bu ne sıcak bir kucak!!

Can verdiğin bedeninden bedenime
Tükenmez sevgin, sabrınla, yüreğime
Yüreğinin atışları karışıyor anne...

Şimdi uzaklardayım
Hangi rüzgâr attı beni gurbet ellere
Yüreğimdeki evlat sevgisi mi, ne?

Susma! Ne olur söyle anne...

Sakınırken gözlerdeki nurdan
Bir yarım orda kaldı, bir yarım burda
Bir soluk kadar yakınımdayken
Daha, daha sarıp da koklayamadım anne...
Yaşamın kuralı mı böyle?
Kaybetmeden bilinmiyor kıymeti
Koşulsuz sevgi, ilgi nerde?
Bulamadım yerine koyacak birini anne...
Kaç mevsim geçti sensiz.
Boynu bükük çiçeklerin...
Gönül bahçende bensiz
Biliyorum, özlüyorsun sen de, özlüyorsun beni anne...

Zaman nasıl geçiyor, yanındayken bilemedim
Seni ne çok özledim
Seni ne çok sevdim de söyleyemedim
Söyleyemedim anne...

Her gün bir fırtına esiyor yüreğimde
Çığlık çığlığa kopan
Kuşların kanatlarında türkülerim
Ne olur dinle, dinle anne...
Kimi gün sızı oluyorsun yüreğimde
Kimi gün içime düşen top ateş,
Sanki gökyüzünün bütün bulutları gözlerimde
Sağnak sağnak yağmur oluyorum anne...

Düşününce yaşanmadan geçen günlerimi
Yalnızlık korkutuyor beni
Sanki ölüm tutmuş eteğimi
Yaşamak istiyorum, yaşamak anne...

Esirgemeyip sevgini, uzat o güzel ellerini
Bir yanımla cocuğum hâlâ, anla!

Kaybolmadan yaşam labirentinden
Çıkar beni ne olur, çıkar anne...

ALINTI...

ßu Site Gothic Tarzını ßelirleyen Ya Da Kendini Burda Bulmak İsteyenler İçin Kurulmuştur. Her Hakkı Saklıdır.Site Yazıları Blog Sahibine Ait Değildir.Alıntı Ya Da Çalıntı Yaparken Yazının Altındaki Kaynak Linkini Veya Yazılmış Olan Telif Sahibinin Adını Vermeyi Unutmayınız.Emeğe Saygı Lütfen.
Copyright © 2007 - 2009
Designed by ±†WamqireS†±
İçimizdeki Karanlık
http://wampirsifen.bloggum.com
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page