Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Image and video hosting by TinyPic _Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::·±‡İçİmİzDeKi KaRaNlIk!‡±::..

·±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamamaktayım bilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
Ocak 2008 tarihli yazilar (sayfa 1)Ocak 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Bir gencin sevgisiz geçen 24 yılı

24 Yaşındaydı...
Okulunun en başarılı öğrencisiydi.Öyle çok iş teklifi almıştıki yaşamını,başarılı ve zengin bir iş adamı olarak geçirmesi garantiydi.Kendisini herkesten üstün görürdü,kimseyi beğenmezdi.Arkadaşları onun kırıcı olduğundan yakınırdı hep. AŞK onun için ayak bağıydı birini sevmenin düşüncesi bile itici gelirdi.Bir sabah kendini kötü hissetti,soluğu hemen doktorda aldı.Test üstüne test yapıldı ve teşhis kondu. KANSER...Doktor sadece birkaç aylık ömrün var dediğinde inanamadı.Oysa neler bekliyordu hayattan.Eve kapandı kimseyle görüşmüyordu.Bir gün televizyon izlerken bir söz dikkatini çekti.Filimde bir kadın kendisini terk eden sevgilisine (En Büyük Mutsuzluk Sevgisiz Bir Hayat Sürmektir) Bundan daha kötüsüde bu dünyadan sevdiklerine(Seni seviyoruM) demeden gitmek diyordu. Televizyonu kapattı ve düşündü,bugüne kadar hiç kimseye (Seni Seviyorum) dememişti ve bunu söylemek için o kadar az zamanı kalmıştıki.Fırladı yatağından,banyoya koştu günlerdir kesmediği sakalını kesti.En güzel kıyafetlerini giyindive dışarı çıktı önce okuluna gitti.Dersin ortasında sınıfa girince hem öğretmeni hemde arkadaşları şaşırdı.izin istedi öğretmeninden bir kaç şey söylemek için.
Yıllarca sizinle birlikteydik dedi.Ama ben hiç birinizle yakın olmadım.Çoğunuzu kırdım,aşığıladım lütfen beni bağışlayın.Sizi seviyorum sizi çok seviyorum.Okuldan çıktığında öylesine rahatlamıştıkikendisi bile şaşırdı.Demek bu kadar kolaydı .Demek böylesine sihirliydi.O Seni Seviyorum.Sözü yeniden eve döndü Annesi,Babasıve kardeşleri onu çok merak etmişlerdi ve her yeri ayağa kaldırmışlardı.Neredeydin diye sorduklarında(Sevginin Kuçağında) yanıtını verdi.Babasına,Annesine ve Kardeşlerine tek tek sarıldı hepsine yüzlerce kez Sizi Seviyorum dedi.Sonra kağıdı kalemi aldı eline ve şunları yazdı.
İnsanlara Seni Seviyorum demek için ölümü beklemenize gerek yok şimdi hemen şimdi başlayabilirsiniz.Başlayınki hayatınız güzelleşsin,zenginleşsin.Hem şimdi başlamasanız bir daha söyleme şansınız hiç olmaya bilir.Ertesi gün onu zor bir görev bekliyordu.Bu yazdıklarını o kısacık sürede bulabildiği her adrese gönderecekti.
Yatağına uzandı ve acılarına rağmen yaşamında hiç böylesine huzurlu uykuyaa ölüme daldı..

Hayalet...

Hayalet olur ruh; yazar ve aglariz biz ..
Hayalet goz yaslarimiz..
Hayalet aslinda hayallerimiz ve gerceklerimiz..
Bazen uzak 1 yol var onumuzde bazen koca 1 kuyu ve kor bicak kadar kesmez 1 kilic olur dunya, bize dogru uzanirken..
Dur orada dunya cok uzaktan bak bana ..
Sana uzak olmak icin tum bu savasim gomuyorum kendimi en derinine ..
Ve aslinda tum bu sacmaliklarimin altinda uyuyan dussel 1 ses var

Sevgi Üzerine!!!

Sevgiyi herkes kendine göre açıklar. Ama açıklarken de her açıklama bazı soruları getirir. Örneğin bir insan sevildiği zaman mı sevmelidir? Bu böyle olursa bunun adı bencillik olmaz mı? Yani sen “aldığın ölçüde” seviyorsun. Bir de diğer bir durum: Seni sevmeyeni ne kadar sevebilirsin ya da sevmeye devam edebilirsin. Gerçek sevgi dediğin “her şeye rağmen” mi sevmektir? Seni sevmeyen birisini sevmekte ısrar etmenin anlamı nedir?

Sevgi üzerine Krisnamurti şunları söylemiş:

‘Bir kimseyi sevmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz? Bir ağacı, bir kuşu ya da bakıp gözettiğiniz bir evcil hayvani sevebilir misiniz? Size hiç bir karşılık vermese, gölgesinden de yararlanmasanız, arkanızdan da gelmese, size bağımlılık da duymasa gene de sevebilir misiniz? Çoğumuz böyle bir sevgiye kapalıyız, çoğumuz bu biçimde sevemeyiz, çünkü sevgi bizim için her zaman, kaygıyla, tedirginlikle, kıskançlıkla, korkuyla çevrelenmiştir. Yalnızca sevip sevgiyi orada bırakmak istemiyoruz, sevip de sevmekle yetinemiyoruz, sevgimize bir karşılık bekliyoruz. Bu isteğimizle de başka bir kimseye bağımlı olmuş oluyoruz. İşte bunun için sevin ve bununla yetinin. Sevgi bir tepki değildir. Eğer siz, “Beni severseniz, ben de sizi severim” diyorsanız bunun adına ticaret derler, alış veriş derler. Sevmek karşılık beklememektir. (abç)’
Yazar burada “doğa sevgisi”ni, “hayvan sevgisi”ni genel anlamda “insan sevgisi”ni ve en son olarak “özel olarak birisini sevme”yi pek fazla ayırmamış. Tabii ki bunların hepsi farklı şeyler. Yukarıdaki yazılanlara “özel olarak birini sevme-yani aşkla sevme-“yi katmazsak, genel olarak doğru denilebilir. Ama yazar “sevmek”ten bahsederken yazının seyrinden her türlü sevgiyi kastettiği anlaşılıyor. Bu durumda onun “sevmek karşılık beklememektir” demesi doğru değildir. Doğru değildir çünkü, özel olarak birini sevmenin temel amacı “paylaşmak”tır. Birbirini seven insanlar paylaşabilir. Tek yanlı paylaşım söz konusu olamaz. Şöyle ki:


Sevgi paylaşmak istemektir. Paylaşabilmek için paylaşmayı istemek gerekir. Seven insan paylaşmayı ister. Sevdiğiniz insanla örneğin sinemaya gitmek istersiniz. Ya da bir çay bahçesinde çay içmek istersiniz. Yani sevdiğinizle (sevgilinizle) bunları yaparken sizin onu sevdiğiniz için, onunla beraber olmak istediğiniz için bu eylemleri yaptığınıza göre normalde aynı şeyleri ondan beklemeniz de en doğal hakkınızdır. Zaten sevgi yoksa arkadaşınız bunları yapsa bile isteyerek yapmayacaktır ki bu da gerçek sevgi ve beraberindeki paylaşım değildir. (Burada iki kişinin birbirine beslediği sevginin ölçüsünü konu dışına bırakıyorum, bu ayrı bir yazı konusu.)

Sevme ve sevilme bir insan ihtiyacıdır. Sevilme ihtiyacı da sevgiyle beraber gelir. Birbirinden bağımsız değildir bunlar. Genel anlamda “seversen, sevilirsin” ama yaşamda her zaman bu böyle değildir. Bir insanın sevilmediği halde sevmeye devam edebilmesi çok zordur. Edebilenler yaşamı arabesk olarak görmek isteyen, ya da trajedi içerisinde yaşamayı yaşam tarzı olarak seçen tiplerdir. İnanın onların aşkı karşılık bulsa ya kalp krizinden giderler ya da sırf karşılık bulduğu için aşkları o anda biter.

Sevgi dayanışmadır. Sevgi ve paylaşım ayrıca iki insanın birbiriyle dayanışmasıdır. Tek yanlı dayanışma olmaz. Tek yanlı severek birine maddi-manevi destek veremezsiniz. Tek yanlı olarak uzun süre gidemez, bir yerde tükenirsiniz. Her insanın severek destek verdiği gibi, sevilerek destek görme ihtiyacı vardır. Sevgi güvenmektir. Birisini severseniz ona güven verirsiniz, onu her türlü dış tehlikeden korumaya çalışırsınız. Ona güven verip onu korumak istediğiniz gibi, siz de ona güvenmek, her türlü zorlukta onun yanınızda olacağından emin olmak istersiniz. Bu da normaldir ve seven bir insanın en doğal beklentisidir.

Sevgi emektir, üretmektir. Sevdiğiniz için yeteneğiniz varsa şiir ya da yazılar yazarsınız. Bunu yapmasanız, ya da yapamazsanız en azından örneğin evde yemek ya da çay, kahve yaparsınız. Ya da bir küçük hediye alırsınız. Ya da mektup, kart yazar gönderirsiniz. Yani sonuçta emek harcarsınız, özellikle onun için bir şeyler yaparsınız. Bunları uzun süre tek taraflı yapamayacağınız gibi, siz emek harcadığınız da sevdiğinizin de emek harcadığını görmek istersiniz. Boşuna “sevgi emektir” diye söylenmemiştir. Sevgi emektir ama karşılıklı emektir. Karşılıklı emek harcandığında sevgi serpilir, güzelleşir. (Ne yazık ki günümüzde emek harcamadan ya da az emekle çok sevilmek isteyen, karşıdakinin daha çok emek sarfetmesini isteyen insanlar çoktur. Bu da onların suçu değil, sistem-çevre bu insanları böylesine bencil olarak şekillendiriyor.)

Sevgi duyguların da paylaşımıdır. O sevindiğinde siz de sevinir, o üzüldüğünde siz de üzülürsünüz. Sizin duygularınızı paylaşamayan, paylaşmak istemeyen birinin duygularını da paylaşamazsınız. Bu durumda sevgi, aşk yoktur. Bu durumda tek taraflı olarak “seviyorum, aşığım” demek de bir tuhaflıktır. Bu gerçek yaşamla, gerçek aşk ve sevgiyle çelişir.
Sözün kısası; özel sevginin temelinde sevdiğini görmek istemek, yanında olmak istemek ve onunla yaşamı paylaşmak isteği yatar. Bu istek bir insanda yoksa onun “sevgisi”de yoktur ya da zayıftır. Ve o insanı deli gibi sevseniz de, bu tek taraflıdır ve pratikte yok olmaya mahkumdur. Bu yüzden seven insanın sevilmeyi beklemek hakkıdır. Siz sevdiğiniz halde o sizi sevmiyor mu? O halde yanlış insanı seviyorsunuz. Emek dünyadaki en değerli şeydir ve sizi sevmeyen bir insanı sevmekle emeğinize yazık ediyorsunuz. Emeğin değerini bilen, sevgiyi hisseden insanlar az da olsa hâla var çevremizde. Umutlu kalalım.

sevgi başa konması için beklenen bir “devlet kuşu” değil
sevgi karşılıklı / sevgi etkileşim / sevgi his
sevgi dayanışma / sevgi paylaşım / sevgi yüreğimiz
sevgi "ben" değil "biz"
el ele verince
insan yapar bizi sevgimiz...
Not:Bu güzel baylaşım için sevgili space arkadaşım gunes'e teşekkür ederim.Alıntı adres:http://gunesintamicinde.spaces.live.com/ uğrarsanız sevinirim:=)

Ya vazgeçen olursunuz,ya da vazgeçilen:=(



   


Ayrılık düşer bazen merhabalarımıza…
Oluşturduğumuz “biz” kalıpları çöker…
Var olan iki ayrı kutuptur artık…
Ya “vazgeçen” oluruz bu ayrılıkta..
Ya da “ vazgeçilen”…



Bir tercihtir vazgeçmek..
Eksilmiştir yüklediğiniz değerler, gidip de dönmemeyi, dönüp de bakmamayı göze almışsınızdır…
Oluşturduğunuz o “biz” kalıbından kendinizi alır ve gidersiniz bu merhabadan …
Hayata başka bir yerden, başka bir noktadan başlamaktır vazgeçmek…
Yeniden başlamaktır..
Yarın vardır önünüzde..
Ve yarına ait umutlar…





Seçeneksizliktir vazgeçilen olmak…
Giden gitmiştir ardında boşluğunu bırakarak…
Ve siz kalansınızdır…
Orda…
Öylece…





Eksilmektir vazgeçilen olmak…
Bir yokluğun sızısını yüreğinizde anbean taşımaktır…
Vazgeçenden geriye kalan tenhalığı,ıssızlığı kalabalıklarla….
Sessizliği hiçbir sesle dolduramamaktır…
Nedenler ve niçinlerle daha da kararıp uzayan gecelerdir…
Bir sızıyla bölünen uykulardır…
Dağılmak, parçalanmaktır çokça…
Unutmak için zamana umut bağlamaktır…




Zaman akıp giderken hayatımızdan…
Kimi zaman ” vazgeçen” oluruz bir merhabada…
Bir başkasında “vazgeçilen” belki…




Vazgeçmenin umursamazlığında da olsak…
Vazgeçilmenin umarsızlığında da…
Anlar ve anılardır yanımızda kalan…





Sonra…
Bir maske takıp yüzümüze…
Sevginin çıplaklığını örtsün diye…
Katılırız akan zamana yine de…

Not:Bu güzel paylaşım için TakılBiraz.com'daki arkadaşım crescereMyth'e teşekkür ederim:=) 


GS: Blog ve Reklam

Sizce bloğunuzdan yeterince kazanç elde ediyor musunuz bu konuda Bloggum birşeyler yapmalı mı?
ErDaLi

Aslına bakarsan ben kazanç elde etmedim hiç:=)google reklamlarını fazla yayınlamadım yada konuya yönelik fazlaa bilgi sahibi değilim..Çünkü bloggumu sadece hobi olsun diye oluşturdum...Sonra baktım ki parada kazanılabilir..Tabi bunun için bloggumun yapabileceği tek yardım bana şu şablonun her html javascript'i yada diğer kdoları kabuledebileceği şekilde dizayn etseler daha iyi olur..Malum ziyaretçilerimiz genel olarak yazıdan çok görsel'e önem veriyor..Buna bir el atılırsa çok sevinirim..Şablonuma özellikle scrollbar istiyorum fakat şablon buna izin vermediği için malesef uygulayamıyorum bazı kodları:=(Bunun dışında bütün işlmler bence blog sahibine kalmıştır..

Kan:=(

HEY KARDEŞİ KARDEŞE VURDURAN ÜSTÜNDEN KAR ÇIKARSALAYAN SAĞLATAN                    ANAYA BABAYA BAŞKALDIRTAN

VATANA İHANET EDEN ETTİREN ASKERİME POLİSİME HALKIMA  KAHPECE KURŞUN           SIKAN SIKTIRAN

KUNDAKTAKİ BEBE DEMEDEN KATLEDEN  KENDİ IRKINA SOYUNA ACIMAYAN

ALLAH TAN KORKMAZ DİNSİZ İMANSIZIN BİRİDİR

DOKUNMAYIN ULUSUMA DOKUNMAYIN TÜRKÜME  KÜRDÜME 

OYUN OYNAMAYIN ÜZERİMİZE 

KİMSE FARKLI DEĞİLDİR  YAŞADIĞIMIZ BU TOPRAKLARDA

HERKEZ BAĞIMSIZLIK İÇİNDE  DİLEDİĞİ GİBİ YAŞIYOR  KİMSE KİMSENİN KÖLESİ KÖPEĞİ DEĞİL

YAZIKLAR OLSUN  TERÖRÜ SAVUNANA KAN DÖKTÜRENE

  

Biliyorum:=(

Yağmurda kanatları ıslanmış bir serçe gibiydim sığınacak bir yer ararken çıktın karşıma ürkmüştüm hani kuşlar kanatları ıslanınca uçamazlar ya bende öyleydim uçamıyordum mahkumdun sana gelmeye bir şeyler çekiyordu beni sana adını koyamadığım bir histi bu güven vermiştin gözlerine bakınca hayatın bütün güzellikleri benimle oluyordu sen bambaşka diyarlardan biriydin gözlerin kötülük görmemiş sözlerin kötü söz söylememiş saftın sevgi doluydun rüyada gibiydim sevmeyi o kadar özlemle beklerken aşkı o kadar özlerken hatta aşk bir daha bana uğramaz derken sevdim seni ama… Ama sen gittin

Şimdi her yer karanlık benim için sokaklar ıssız insanlar kötü korkuyorum dip köşe kaçar oldum hayattan anlamsız soluduğum nefes gözlerim eski gibi bakmıyor artık terkedilmişliğin verdiği acı kondu bakışlarıma sözlerim sustu ortada bir beden var ama ruhum da terk etti beni çünkü tüm benliğimle sevdim ben seni hayatımda bir parçaydın aşktın sen var olma nedeniydin ama gittin nedensiz sebepsiz gittin sen gittin ben bittim.

Senden sonra sevemedim çabalım kendimle bir savaşa girdim ama her zamanki kaybettim yıprandım artık sevebilir miyim bilmiyorum bu kalp tamamen sana aitten başkasını sevebilir miyim ben senin gibi olabilir miyim senin gibi bir kalbe bir çok kişiyi sığdıra bilimiyim kalp kırıp üzebilir miyim senin beni ağlattığın gibi bende başkalarını ağlatabilir miyim ya da sen benim gibi olabilir misin gerçekten aşkı tadabilir misin benim gibi yürekli olabilir misin.

Gerçekler ne kadar acı olsa da biliyorum sen aslında bir hiçsin…
Sevilmeyi
Uğrunda gözyaşı akıtılmayı
Benim kalbimde olmayı
Hak ETMİYORSUN

Hak ettiğini buldun artık bensizsin…

Ancak Benzerim Öldürebilir Beni:=(

Artık daha fazla böyle yaşayamazdı. İçindeki o sadece ve sadece kendisine ait olan özü ortaya çıkarmak ve onu yaşatmak istiyordu. Çünkü böyle, birden fazla ve kendisinin olmayan ve gerçek mi sahte mi olduğunun ayırdına varamadığı kişilikleri taşıyordu, sıkıntılı bir yük gibi... Peki, gerçek ve sadece ona ait bir özü var mıydı onun? Varsa neredeydi ve kimdi o? Öylesine çok maske kullanmış, öylesine çok değişik kalıplara girmiş, şekil değiştirmek zorunda kalmıştı ki, gerçek niteliğini yitirmiş olarak duruyordu. Belki de hiç olmadığı korkusuna kapılıyordu arada bir. Sık sık o gerçek özünü bulabilmek, ona ulaşabilmek için eve kapanıyor, günlerce hiçbir arkadaşını, yakınını aramıyordu. Kendisine yeni bir koza örmeliydi ve gerçek özünü bulduğunu sanıp, `artık insanların içine çıkabilirim, onları gerçek kişiliğimle görüp, hissedebilirim` diye düşünüyor, yanlarına sevgi ve hasretle koşuyor, ama biraz konuştuktan sonra, konuşmanın yine kendisine ait bir öz olmadığını görüyordu. Bir başkasıydı sanki o. Ya da kimseye ait olmayan birinin özüydü taşıdığı. Unutulmuş, tesadüfen bulunmuş ya da korkudan, kaygıdan alelacele oluşturulmuş yapma bir şeydi. O ânı kotarması için, ilişkileri geçiştirebilmek, kendini orada o an için var edebilmek için yarattığı sahte bir kişilikti sanki...

AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ:=(

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan`da Ganj Nehri`nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork`ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

not:Bu güzel şiir için sevgili arkadaşım boracem'e teşekkürleri bir borç bilirim..

Aldatmak mıdır Aşkk!!

Aldatmak, aldatılmak mıdır ki aşk? Sabahlamak mıdır karanlık yalnız gecelerde? Yoksa deli gibi hasret çekmek midir o uzaktayken? Kim diyebilir acı çekmeden sevdiğini?

Aşk ; acıyı hüzünle yoğurup mutluluk ve gözyaşlarıyla özlem çekerek yaşamaktır. Aşk
yeri geldiğinde arkaya bakmadan çekip gitmektir. Kimi zaman da sıcacık kolların arasından yeni doğan güne uyanmaktır.

Aşk ; üşümektir bomboş odanda o yokken... Deli gibi sevip, her şeyi gözünü kırpmadan sadece onu istemektir. İki kişi arasındadır aşk ;
üçüncü kişi geldiğinde yok olmaktadır. Kabullenmektir onsuzluğu ; çekilmektir kabuğuna ve yaşarken ölmektir.

"Sevgi"
sözcüğü çok basittir, kendini yükseklerde görene! Hayat sevgiyi onlara sadece boş bir iş yada eğlence olarak tanımıştır çünkü... Sevginin ne demek olduğunu bilmeden adını kötüye kullanırlar.

Sevmek onun yokluğunu bile sevmektir. O yanında yokken deli gibi özleyip sadece onu beklemektir. Sevgi emek ister ; yürek ister ve gerçeklik ister. Dürüstlük ister sevgi! Onun yolunu beklemek, saygı duymaktır sevgi.

Ben sevginin daha fazla şeyler de olabileceğini biliyorum ve benim sabahlara kadar kıvranarak beklediğim bir
"SEVGİ"
m vardı.

Umarım sizinde onsuzken deliye döndüğünüz bir
"SEVGİ"
niz olur.











Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
·±‡İçİmİzDeKi KaRaNlIk!‡±
Bloggum'u nasıl buldunuz????

Güzel!!!
Güzel Değil!!!
Bence Süper!!
Daha İyisini Yapabilirsin!!
Şahane!!
Tam Gohic Blog'u!!
Çok Korkunç Yaaa.=)
Benim Bloggumdan güzel!!
Tek Kelime İle Mükemmel:=)


Şu Andaki Durum
http://wampirsifen.bloggum.com TopOfBlogs
.
Image Hosted by ImageShack.us
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page