| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Icimizdeki KaranLIK
Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamıyorum.ßilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
Hêr §ïÿâh Gïÿêñ SA†ANİS† Ø£mâz!!!
_Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık!‡±::..

±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

Yazılar arşiv 06.2008 Other entries in 2008-06 resimler , videolar

KORN - FREAK ON A LEASH ŞARKI SÖZÜ ANLAMI

Something takes a part of me.
Birşey benden bir parça koparıyor.

Something lost and never seen.
Birşey kayıp ve hiç görünmemiş

Everytime I start to believe,
İnanmaya başladığım her zaman

Something's raped and taken from me... from me.
Birşeyin suçlanığı ve benden alındığı...benden.

Life's got to always be messing with me. (You wanna see the light)
Hayatın karmaşası her zaman benimle karışıyor. (Işığı görmek istiyorsun)

Can't they chill and let me be free? (So do I)
Onlar üşüyemiyorlar mı ve beni rahat bırakamıyorlar? (Ben de öyle)

Can't I take away all this pain. (You wanna see the light)
Bütün bu acıları üstümden atamıyor muyum. (Işığı görmek istiyorsun)

I try to every night, all in vain... in vain.
Her gece denedim, hepsi yararsız... yararsız.

Sometimes I cannot take this place.
Bazı zamanlar buraya tahammül edemiyorum.

Sometimes it's my life I can't taste.
Bazı zamanlar bu benim hayatım tad alamadığım.

Sometimes I cannot feel my face.
Bazı zamanlar yüzümü hissedemiyorum.

You'll never see me fall from grace
Beni asla onuru kırılmış göremeyeceksin

Something takes a part of me.
Birşey benden bir parça koparıyor.

You and I were meant to be.
Sen ve ben ifade etmiştik.

A cheap fuck for me to lay. (I'd cheat but for me to lay ?)
Ucuz bir bahis uğruna ben berbat edildim. (Ben aldattım ama beniim için bir bahis?)

Something takes a part of me.
Birşey benden bir parça koparıyor.

Feeling like a freak on a leash. (You wanna see the light)
Sanki bağlanma korkusu gibi. (Işığı görmek istiyorsun)

Feeling like I have no release. (So do I)
Sanki kurtuluşum yok gibi. (Ben de öyle)

How many times have I felt diseased? (You wanna see the light)
Kaç kere kendimi hasta hissettim? (Işığı görmek istiyorsun)

Nothing in my life is free... is free
Hiçbir şey benim hayatımda özgür değil...özgür değil

Chorus

Boom na da mmm dum na ema
Da boom na da mmm dum na ema

GO!
HAYDİ!

So...fight! something on the...
Yani...kavga! Birşey için...

Fight...somethings they fight
Kavga...birşeyler için kavga ediyorlar

So...something on the...
Yani...Birşey için...

Fight...some things they fight
Kavga...birşeyler için kavga ediyorlar

Fight...something of the
Kavga...birşey için

No...some things they fight
Hayır...Birşeyler için kavga ediyorlar

Fight...something of the...
Kavga...birşey için

Fight...some things they fight
Kavga...birşeyler için kavga ediyorlar

Chorus

Part of me...
Benden bir parça...

Oh...
Oh...



 

Ölümler

 

 

 

ölümler çıplak gelir

geceyi indirir yavaşça gözlerine

benden geçmek kolay değil 

feryat eder dilim hüzünlere

yayılır nefesim çiçeklere

ay ışıldar soğuk bedenimde

ayrılmak hiç kolay  değil

feryat eder dilim ateşlere

Bu gece son defa ağlıyorum senin için

img157/4395/aaaar4lq2.gif

img187/5852/y1puloheadntrnqxmskj4ygyd8.gif 

img187/6872/1206572t0et5xldhzmb7.gif

Bu Gece Son Defa Agliyorum Senin Için

Bu gece son defa agliyorum senin için,
uzun zamandir ilk kez ama bu defa farkli,
seni silmek için kalbimden,
son kirintilari son senleri atmak için kalbimden.

Yalniz kalmak istiyorum kalbimle,
ona tekrar bakarken seni hissetmek,
seni görüp, sana dokunmak yani
aci çekmek istemiyorum artik.

Birgün karsima yine çikacaksin biliyorum
bir gün yine üzmek isteyeceksin beni,
ama bu sefer farkli olacak,
çünkü içimde sen olmayacaksin.

Bu gece son defa agliyorum senin için
gözlerimden akan sey yas degil aslinda,
sensin.
Tek tek dökülüyorsun gözlerimden
parça parça çikiyorsun bu gece.

Kalbimi tekrar istiyorum çünkü
Ona yeni bir sahip buldum.
Belki üzüleceksin bilmiyorum
çünkü sen herseye ragmen bencilsin
ve düsünüyorsun beni gizlice.

Karsima çikmaktan nasil korkuyorsun,
benim sesimi duymaktan.
Benimle konusurken neden titriyor sesin ?
Neden uzak duruyorsun benden ?
sen bilmesen de ben biliyorum güzelim
çünkü sevinmemden korkuyorsun kendince,
ama yaniliyorsun bunu bil
artik sevinç yok senin adina
çünkü senin adinda yok kalbimde.

Senin için son defa agliyorum bu gece
ilk defa içimde açan bir günesle.
uzun bir kisti zorlandim ama,
gördügüm bir bahar biliyorum,
dokunuyorum ona isiniyorum artik.

Bunun zamani gelmisti biliyorum
bu defa yanilmiyorum, yanilmiyorum çünkü
görüyorum uzak tepelerdeki çiçekleri
inceden kokulari çaliniyor burnuma, kokluyorum
ve bunu herseyden çok seviyorum.

Senin için son defa agliyorum bu gece
içimde kalbime gözlerini açan çok güzel bir bebekle.
Artik ölmüs senin küllerini atmanin vakti gelmis,
bak iste son damla da düstü gözümden
artik seni sevmiyorum..

img157/4395/aaaar4lq2.gif

img187/5852/y1puloheadntrnqxmskj4ygyd8.gif 


 

Bir Kadını Ağlatırken:!!!

     
 

BİR KADINI AĞLATIRKEN

Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin,

çünkü Tanrı gözyaşlarını sayar...

Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı, öyle olsaydı ezilirdi...

Üstün olmasın diye başından da yaratılmadı.

Ama göğsünden yaratıldı, eşit olsun diye...

Kolun biraz altında korunsun diye.. Kalp hizasinda sevilsin diye...


 

 
   

Sona yakınım ,Sana uzak!

   

Click here to see a large version 

   

 

s/O’na yakınım, sana uzak..

Pandoralar yüreğimde tutsak...

Hayat paylıyor düşlerimi...

Kurduğum kentlerin orta yerinde günahkar bir acının,

Hüzünle yoğrulmuş gülüşü oluyorum.

Soyut bir imgenin üzerinde iğne oyasıyım,

Ve ben bile dokunamıyorum.

Geç kalmışlık ve inilti çıngırakları var kahırlı geleceklerde,

Düşlediğim tarihin ertesinde...

Yok oluşlar biçiyor artık kefenimi

Ve yarınlara ektiğim sızılar...



Tek çare; s/O’na yakınım, sana uzak...

Tek gidişlik yolun kaldırımları ak...

İhanetin kursağında kalmışlıklarım var,

Yakın tarihli alacaklarım var,

Ve ben açmadıkça inadına kapanmaz sayfalarım...

Bu düzlük birazda kumpas...

Yolun sonunu uçurum köprüleri...



s/O’na yakınım, sana uzak...

Kan tutuyor beni...

Yanışım ilk değil nasılsa,

Dumanım ezelden beri tütüyor.

Hangi sona daha yakınsa sonum,

Orada giydirsin hükmümü,

Ki ben rengimi kızıl gölgelerin nefesinden alıyorum...

Ve dilimde aynı cümleyle başlıyorum “dua”ma

“s/O’na yakınım, sana uzak”...

 

 


 

      
 



WamqireS
 Image and video hosting by TinyPic
 

NEFRET,NEFRET,NERET...!

İçimde bir hastalık başladı aniden.

Bu öylesine amansız bir hastalık ki; asalak gibi tüm duygularımı kemiriyor.

Hakim olamıyorum ona hükmedemiyorum.
Hastalığım ne mi?

Nefret...Nefret...Nefret!
Şimdi sana dair  her şeyden nefret ediyorum.

Eskiden yanlızlığımın en yakın sırdaşı olan mavi denizlerden,

Tatlı sert dalgalardan şimdi nefret ediyorum.

Bana yanlızlığımı hatırlatıyor şimdi kıyıya ulaşan her dalga.

Şu bana her zaman romantik gelenşiirlerimin ilham kaynağı kızıl ufuklardan,

Güneşin batışından nefret ediyorum.
Biliyor musun artık  iki şeyden  nefret ediyorum.

Birincisi ayrılığı tattığım bu şehirden,adına ayrılıklar şehri dediğim,

Gecesine şiire yattığım, gündüzüne umutla baktığım,

Havasını ciğerime çektiğim bu şehirden nefret ediyorum.

Vede senden nefret ediyorum
Nefretim o denli yoğun ki...

O her gece ışıl ışıl yanan sokak lambalarını teker teker kırıp,

Karanlık katran gecelere mahkum etmek istiyorum.

Karanlıklara gömülsün ki karanlıkta kalmak nasılmış anlasın istiyorum.
Sensiz olan hiç bir şeyi istemezdim,

Sana dair herşeyden nefret ediyorum artık...
Sen sevdiğim değil nefretimsin artık....
  **ADI** **NEFRET**         

BİR İHANETTİR BU

Sana hiçbir şey söylemek istemiyorum. Bütün sözcükler yetersiz.. Hiçbir şey yazmak istemiyorum.,
Engin denizlerde kulaç attığım, üstüme gökkuşağını kuşandığım bu aşk yalanmış. Şimdi karanlık,
sularda boğuluyorum. Gökyüzü kurşun gibi ağır. Ne yana dönsem yalan. Gülüşler yalan, vaatler,
yalan..İnsanlar yalan. Ben seni mi sevdim..Senin gözlerinle mi baktım dünyaya.. senin ellerinle mi,
çiçek derledim.. sevinçti, aşktı göğsüme bastım. Kocaman bir yalanı seninle mi yaşadım?, Gözlerine
baktığım zaman cennet bahçesine geçerdim.. Bir aldatmacaymış, kötü bir rüya.. Kötülüğün, bile bir
yüzü vardır, bir görünüşü.. ama en beteri buymuş.. bu aldatmaca. Bir masal olsaydın, razıydım, bir
şiir olsaydın, alır saklardım.Güzel bir yüz kalırdı senden geriye, hoş bir anı.., kimsenin
dokunamıyacağı bir tarih. Ama hiçbir şey kalmadı.. Bir yokluğu varsaymışım. Bir Hiç’e, sarılmışım.
Çölde serap bile değilsin. Serabın gizli ışığı vardır. Sen ışığı yutan karanlık.. bir, kör kuyu..
Ben kör kuyularda kaynak suyu aramışım., Nasıl olsa biterdi bu aşk. Ama unutulmaz bir hatıra,
gençliğin en güzel anısı olarak kalsaydı.. Sen, hiçbir şeyin değerini bilmedin. Kökün çürük,
yaprağın kül, meyvan zehirmiş. Ben seni aşkın yerine, koymuş aldanmışım. Kabahat sende değil, ben
insan tanımamışım., Sana karşı öfke duymuyorum, kırgın değilim, kızgın değilim.. Çünkü sen zaten
yokmuşsun. Asıl, kızılacak kişi benim.. Küçücük bir toz tanesini bir mücevher sanmışım. Senin
ihanetin bana, koymadı..Beni kahreden, beni yokeden, beni bin pişman eden tek şey.. bir aşk
yaratmış
tek başına, yaşamışım. Sen zaten yokmuşsun ki.. senin neyine yanayım?




kimseye soramıyorum seni
kirlenme diye hiç öpmedim ya,
belki başkasını seversin diye
hiç söylemedim sana, sevdiğimi
bilmiyorsun
boğazımda düğümsün
yutkunsam gideceksin
yutkunmasam
ölürüm...!  

İÇiMDe HeP SaNa TuTSaK BİRŞeYLeR:=(




Akşam dört ayak üstü şehirde
Şehir ki yer yer demir parmaklı denize
Yamaçları yasak buraların,
mavileri tutsak

Kayan kayana yıldızlar
Dilekleri ağır bu aşıkların
Hangi aşk bitmiş kırmızıda


Bir sevdayı daha kanatır ihanet
Bir aşığı daha kandırır bu şarkılar
Kırışmış şiirler birikir,
gece kadar berbat


Vapur dolusu heyecanlar çekilir üzerimden
Tenimde dolu dolu yaz, terimde damla damla yar
Yakılmış resimler düşer,
kırılganlığım avuçlarında

İçimde hep sana tutsak bir şeyler
Tüm renkler aşka bulanık, tüm aşklar adınla yazılı
Sesi yitik baharsın oysa,
bundandır temmuzun sancısı




Mevsim sana dillenmişken
Kaç güneşten seni dilendim
Düşlerim çağla çiçeği, uykularım nasır

Yüreğimi serçelere bıraktım
Sesimi nankör kedilere
Boşuna değil yastığımdaki tırnaklarım





Duvarlardan sarıyı çaldı yüzüm
Eylül demlenir gülüşlerim
Kıvrılır dudağım,
dolanır şehir penceremde

Sınırlarını çeker göz yaşlarım
Kibrit çakımında dikilir yalnızlığın bayrağı
Sürgün sevdaların durağı bu şehir.

Ölü aşıklar üzerinde
Sana ibadetteyim
Aşk şeytanı seçti
( bir kez daha)




AŞK bi kibrit tanesine ne çok benzio(aşk'dan yananlar)

bi gün arkadaşın sigarasını yaktım(bn kullanmam) ve kibrit elimi yaktı baktım aşka ne çok benzio ve sonunda bu yazı ortaya çıktı...Aşkın kimseyi yakmaması dileğiyle...

BİR KİBRİT TANESİ
Elimde bir kibrit tanesi,kutunun kırk da biri.Evirip çeviriyorum üşüyen bir çocuğun sıcaklığa hasreti gibi.Yakmak için hareketleniyorum, ama hayır! Yakmamalıyım, yakıp da yanmamalıyım…
Eğer bir kere kibriti çıkardıysan o kutudan,yakmadan koyamazsın…Bir istek, içten bir güdü kemirir beynini.Yerine koymak için teşebbüs edersin ama başaramazsın.Hadi yak…Direnmek nafile,söz geçiremezsin ve yakarsın.
İlk önce sesi ürpertir içini korkuyla karışık bir mutluluk verir.Tüylerin diken diken olur sesin önünde.Artık çok geç barutu çektin bir kere içine…Söndürmek istesen de inandıramazsın bunu istediği, kendine.Sonra barut alev alır yavaştan yavaştan.Parçaları etrafa saçılır büyük bir patlama gibi.Kokusu mest eder artık onun emrine girmiştirsin.O kokuyu çekersin içine hiç bitmesin diye.Kokuda biter,elbet gider…
Her şey yeni başlamıştır, kibrit yeni alev almıştır, ufaktan ufaktan büyüyordur.Sen fark edemezsin büyüdüğünü her an biraz daha canlanır o muhteşem alev, duygularınla.Kibrit yatay yörüngeye yerleşmiştir.Sönecek diye elini bile kıpırdatamazsın, kıyamazsın.Alev büyür, büyüdükçe ısıtır,ısıttıkça ışıtır…Işık alevi alev ışığı besler,birlikte rask ederler.Alevde ışıkda çöpün sağına doğru hareket eder.Onu sıkıca kavrayan parmaklar görünüyordur artık.Usuldan usuldan ısınıyordur parmakların.Isı hareket etmeye başlar durmaksızın, taki kalbine ulaşana dek.Kalbine ulaştığında kanına karışır bu mutluluk, damarlarında hissedersin.Buz tutmuş bedenin hafiften hafiften çözülmeye başlar.İşte o duygu alevden daha güçlü yakar bedenini.İçindeki o ruhu hisseder ve kabullenirsin.
Alev artık öyle bir boyuta ulaşmıştır ki çöpü kıp kızıl olur, külleri sepsert.O saniyeden sonra parmaklarının yandığını hissedersin.Gözünün önünde yanıyorlardır ama elleyemezsin , korkarsın sönmesinden.O sönerse ne sene ışıtır ne de ısıtır.Kabus olur bu duygu ve çığ yaratıp düşüncelerinde üzerini örtersin…Alev inatçı sonuna kadar ilerlemekte.İlerledikçe yanar parmakların,acısını dişlerini sıkarak gidermeye çalışırsın.Öyle bi ana ulaşır ki alevi görürsün parmaklarının arasından geçerken ama fark edemezsin ki, parmakların hissetmiyor alevi.
Artık her şey için çok geç, alev parmaklarını öyle bir yakmıştır ki sanki senin parçan deil, o uzullar senin değilmiş gibi.Üzülme yolun sonu geliyor demektir.Alev için ne yakacak nede yanacak bir şey kalmıştır.devam etmek istese de edemez.Işığı da ısısı da azalmıştır, ama parmakların kopmuş gözlerin kör olmuş gibidir.Fark edemezsin bile, alev söner.Ondan geriye yanmış bir kül kalır ellerinde.Onun için her şey bitse de sende onun iki izi vardır, biri yanan parmakların diğeri yanmış bir kibrit.Hem seni yakmıştır hem kendini ‘o kibrit’…
İşte ‘aşk’da böyledir, acı veren en büyük mutluluk…

Ufuk Karakullukcu 

     

Hüzün Girdi Penceremden İçeri Sessizce ...

Yavaş ve ağırdan yaklaşıyor işte Kasım…
Yağmurlarla birlikte geliyorum diyor bağıra çağıra;sessiz çığlıklarımı duymadan ve görmeden yanağıma süzülen damlaları…
Hala inatla esiyor rüzgar; içimdeki fırtınayı fark etmiyor..
Belki de fark ediyor ama umursamıyor…
Onun tenime işlerken benim umursamadığım gibi sebepsiz…

Yine aylardan Kasım diye başlıyordu değil mi şarkı?
Hüzünlü bir ayrılığın ardından yazılmıştı ve ortak oluyordu bize, duygularımıza tercümanlık yapıyordu biz sessiz sedasız düşünürken ayrılacağı zamanı bedenlerimizin….

Ne komik…
O zaman sadece bedenlerimiz ayrılacak sanıyorduk ve odaklanmış bekliyorduk Kasım’ın gelmesini,yüreklerimiz titrek sarılmışken birbirine…

Tahmin edemiyorduk ruhlarımızın o zamana kadar çoktan kopabileceğini…Aklımıza getirmiyorduk bir gün gerçekten biteceğimizi…


Oysa Kasım çalmadan kapımızı, hüzün ansızın girdi açık unuttuğumuz pencere aralığından sessizce… Sebepsiz bir ayrılığın ardından dökülürken gözyaşlarım; camın buğusuna çizdiğimiz umutlar silindi hoyratça bir el tarafından…

En kötüsü ise canımken el olmandı sevdiğim…
Birlikte çizdiğimiz umutlarımızı umursamadan silişindi şüphesiz…
Kalbimi kazıyıp kanatmandı durup dururken belki de…
Ama ne olursa olsun gidişindi..
Beni yarım…
Beni sensiz, bırakışındı en dokunan kalbime…

Oysa aylardan Kasım olmamıştı daha…
Olamamıştı…

Yine de inadına yaşamaya çalışıyordu kazıdığın,kanattığın hatta ellerinle acımadan koparttığın yüreğim…
İnadına sevdanı saklıyordu bedenim ruhumda…
Ve inadına ellerinde de olsa, senin için atıyordu kalbim,acısı işlese de benliğime….
Liğme liğme yollara dökülse de bedenim..
İnadına…
Senin için sensizlikte atıyordu yüreğim…

Ve ben hala korkuyordum Kasım’ın gelmesinden…
Ve ben hala istemiyordum yaklaşmasını zamanın…
Korkuyordum…
Hala çok korkuyordum…

Sebepsiz değildi oysa korkularım…
Oysa hala yer yer isyanlardaydı yüreğim …

Evet ayrıydık belki seninle,evet yarım saatlik bir uzaklıktayken bana gelemiyordum yanına…
Göremiyordum yüzünü belki ama aynı şehirde nefes almak bile yetiyordu ruhuma…
Geçtiğim yollardan senin geçebilme ihtimalin gülümsetiyordu yüzümü,yüreğimi ısıtıyordu gözlerini görebilme hayali…
Hani diyordum her seferinde; hala aynı yerlerden bakabilme ihtimalimiz var yıldızlara ve belki aynı yerde aynı dilekleri dileme şansımız, kim bilir?

Hala aynı şehirde nefes alabiliyorduk hiç yoktan ve ben bunu düşünerek daha güçlü yürüyordum İstanbul sokaklarında…

Sebepsiz değildi korkularım …
Senin gidişinle yok olacaktı tüm ihtimaller ve şehirlerarası bir otobüsün buğulu camında bir hoşçakal ile noktalanacaktı her şey…

Aylardan Kasım olacaktı o otobüse bindiğinde..Bedenlerimiz tamamen ayrılacaktı gidişinle…

Şimdi hüzün her yanımı kaplamışken ve pencere camındaki buğu silinirken ben korkmaktayım Kasım’dan…
Gelecek ayrılıktan….
Sensizliğin içinde iyice sensiz kalmaktan korkmakta yüreğim çaresiz…

Ve Kasım, yağmurlarla birlikte geliyorum demekte bağıra çağıra;sessiz çığlıklarımı duymadan ve görmeden yanağıma süzülen damlaları…

Ve ruhlarımız çoktan ayrılmıştı…
Benim ruhum bakakalmıştı ardından sen çekip gittiğinde yanımdan…

Oysa aylardan Kasım gelmemişti bile daha ve o gelmeden veda etmişti gözlerimiz birbirine…
Korktuğumuz,korktuğum ay yaklaşmamıştı bile oysa, sen umursamadan yol alırken uzaklara…

Gidişini Kasım’a bağlamak en büyük aptallıktı o an anladım ben…

Ama inatla korkmaya devam ettim Kasım’dan…

Sebep yine aynı ve tekti…

Sebep sadece gidişindi…
ßu Site Gothic Tarzını ßelirleyen Ya Da Kendini Burda Bulmak İsteyenler İçin Kurulmuştur. Her Hakkı Saklıdır.Site Yazıları Blog Sahibine Ait Değildir.Alıntı Ya Da Çalıntı Yaparken Yazının Altındaki Kaynak Linkini Veya Yazılmış Olan Telif Sahibinin Adını Vermeyi Unutmayınız.Emeğe Saygı Lütfen.
Copyright © 2007 - 2009
Designed by ±†WamqireS†±
İçimizdeki Karanlık
http://wampirsifen.bloggum.com
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page