Gothic Resimler ıı..
Hareketli Gothic Resimler!!!
Goth Crow....

KARGALAR
Ezop un fabllarında kötü sesiyle egosuna yenilip tilkiye peyniri kaptıran kargalar,kendilerinin hiç de küçümsenecek bir tür olmadığını çoktan ispatladılar.
Biz, kargaları, yavrularına saldıran şişman kedileri kovalarken, balkondan cevizleri aşırıp yerken, yaralı cinslerinin başında sürüler halinde nöbet tutarken görenler; hayalet yüzüyle Brandon Lee nin The Crow da siyah mağrur kanatlarıyla dolunaya uçan ataları, kuzgunları anımsarız.
Tevrat ta Hz. Nuh un tufandan sonra gemiden saldığı ilk hayvan kuzgun, Kuzey Amerika yerlilerinin anlatılarında, Dünyanın yaratılışında bulunmuş ve beyaz tüyleri ateşle kararmış ruhlardır. Ay kuzgunlarının ruhu Kewkwaxawe, med-ceziri ve dolunayı halkına hediye etmiştir. İslam ezoterizminde tekinsizliğinden bahsedilir ancak kendi cinsleri önünde çiftleşmeyen mahremiyetiyle ayrı tutulmayı hak eder.
Kelt Diyarlarında Tanrı Brain ve Tanrıça Morrigan nın cesur yoldaşı, kuzeyde Tanrı Odin e habercilik yapar, Kuzey denizlerinin fırtınalarında Viking yelkenlerinde kuzgun kanatları dalgalanır. Pagan Dünyanın doğaya duyduğu saygı ve değer Avrupa da Hıristiyanlıkla beraber parçalanırken, Tanrıçanın kuzgunu Ruhunu korur, avlanır, yakılır, katledilir ama kaybolmaz, Roma nın bayrakları altında General Marcus Valerius Corvus miğferinde Kuzgunla savaşacaktır.
Mitlerin devamında, Bekleyen kuzgunları varsa yıkılmayacak Londra Kulesi nin şehrinde William Shakespeare, Macbeth ve Othello da kuzgunları anlatmış, Edgar Allan Poe nun muhteşem gotik şiirinde (The Raven) kuzgun konuşmuş, Charles Dickensın Barnaby Rudge’da Grip adını almıştır.
Bozulan Ekolojik sistem içinde en yaşlı türlerden kuzgunlar, ehlileştirilemez ve insanlardan uzak durarak soyunun devamını sağlar. Bugün her yerde insanlarla beraber yaşayan, kargalar üreme ve beslenmeleriyle insan yaşamında kendilerine yer açmış ve belki deforme bir evrim geçirmiştir.
Kendi leşini yemekle suçlanan kuzgunun vahşi içgüdüsü, insanın yok eden, tahrip eden zalimliliğinden daha kötü olabilir mi? Temsil ettiği enerjiden korkarak putları yok ettiğini sanan, sadece kendini putlaştıran insan, doğanın ruhunu ele geçirebilir mi? Doğayı ehlileştirmek yerine doğayla ve doğasıyla barışabilir mi?
Eskimolar avlanırken hala kuzgunu çağırır: Tseek aal, sits a nohaaltee ogh (Büyükbaba bana bir bohça bırak) Evet! Hem gece kimin gözleri kuzgundan daha iyi görebilir ki?
Gothic bi kızın ölmeden önceki mektubu..! )':
Özür dilerim yapmamalıydım..
Merak ediyorum kaç kişi üzülüyor arkamdan?
Arkamdan konuşanların hepsi ağlıyor mu ardımdan?
Bileğimi kesen jiletten daha keskin sözleriniz ve siz,
Damarlarımdan çıkan ve artık özgürlüğün tadını çıkaran kanımdan daha da iğrençsiniz!..
Bilir misiniz o duyguyu?
Yalnızlığın çaresizliğin zirveye ulaştığı o an!?
Düşünmezsin başka bir şey, çekip gitmekten başka..
Ağlarlar belki 2 belki de 3 gün..
Karanlık odana yayılmış kan kokusu çeker sadece onlrı sana..
Ve o gece odanda öyle bulunduğunda...Ağlarlar mı?
Ya sen anne?
Öper miydin uzun zamandır öpmediğin kızının ölüsünü, sarılır mıydın kanlar içinnde kalacağını bile bile?!
Özür dilerim anne..
Üzerine bir şey döktüğümde kızdığın halı şimdi kanlar içinde..
Çıkmayacak lekeler bunlar..
Çaresizliğimin lekeleri..Özür dilerim..
Peki baba,ya sen?
Ne düşünüyorsun,yoksa beni mi,neden yaptım diye mi?
Bırak açıklayayım..
Hayat baba...Ve bu acımasız şeyi her daim güzel ya da kötü yaşayan insanlar...
Ağlıyor musun baba??
Yapma lütfen artık bi kişi daha çıktı hayatından sevmek zorunda olmadığın..
Karanlığıma kızardın baba..Kötü değildim ben, karanlık kötülük değildir.. Umutsuzluktur, renklerin boşluğa düştüğü andır..
Bırakın karanlığınız olayım ebediyen..
Senden bir isteğim var anne..
Gir odama,evet şimdi..Orda beni bulacaksın..
Gördün mü bak internetteyim gene..
Kızma anne nolur kızma..
Ve geliyorum sana, sarılmaya.. Kaçma nolur kaçma..
Ölü bedenim zarar vermez sana....
Ya da çık odadan korkuyorsun benden,ruhumdan..
Ben hep burda olacağım,
Cehennem azabını her zaman çektiğim yerde..
Bırak kanlarım dursun yerde güç alıyorum
Hiçliğin aynası
günlerden düşünüyorum sonsuz beyaz bir odada kapkara düşlerle sığındığım yalnızlığım şimdiyse beni boğuyor aklıma tek gelen şey neden oluyo neden böle oldu neden bu hale geldim yada neden hala nefes alıyorum sorulardan başka birşey yok cevapsa siyah bir sessizlik bağırp bu sessizliği bozmak bile gelmiyo artık içimden .Peki ne geliyorki içimden havada asılı gibiyim.nerdeyimmm...
yataktan kalkamadığımı fark ediyorum kalkamıyorum peki neden .ben neyim üşüyorum peki neden işte yine sorular sadece sorular dayanamıycağım daha fazla galiba ayağa kalkıyorum zar zor karşıda bir ayna aslında işte tek bir cevap orda beriliriyo
hiçliğin aynasıyım ben...
Not:http://icimizdekikaranlik.ace.st/'den alıntıdır..
ßen hep gecenin gerisindeyim,İlerisi olmayan
insanlar:
karanlıktan neden korkar,
yada neden yararlanırlar gece'den hiç düşündünüz mü?
çünki,
insanlar her ne olursa olsun gece karamsarlıga kaptırırlar bedenlerini ve bu nedenle kırıcı ve şeffaflıktan öte bir kişilige bürünürler.
benimde hep kayıplarım gece yaşandı.
geceleyin yitirdim örnegin en sevdigim varlıgımı,
ve yine geceydi ki yıgılı verdi pusuda yanımdaki dostum.
ve
yine geceydi kayboldu usulca herşeyim.
ama olsun yinede geceyi seviyorum.
çünki insanların zıt'dına gitmeyi seviyorum.
demem o ki ben hep gecenin gerisindeydim ilerisi olmayan.....
Not:http://icimizdekikaranlik.ace.st/'den alıntıdır..
Gotik Mimari
|
||||
|
son 8 yazı http://icimizdekikaranlik.ace.st/'dan alıntıdır |
|
|||
St.Nicholas Katedrali [ LaLa MuStafa Paşa Camii ]

LÜZİNYANLAR döneminde, 1298 - 1312 yılları arasında yapılmış olan yapı, tüm Akdeniz dünyasının en güzel Gotik yapılarındandır. Lüzinyan kralları, önce Lefkoşa’da St. Sophia Katedrali’nde Kıbrıs Kralı, sonra da Mağusa’da St. Nicholas Katedrali’nde Kudüs Kralı olarak taç giyerlerdi. 1571 yılında cami haline getirilene dek, bu törenler yapılagelmiştir. Katedralin Batı cephesi mimarisi Fransa’daki Reims Katedralinden etkilenmiştir. Gotik tarzda işlemeli eşsiz bir penceresi bulunmaktadır. 16. yy. Venedik galerisi avluda yer almakta ve günümüzde şadırvan olarak kullanılmaktadır. Girişteki yuvarlak pencerelerin üzerinde bir Venedik arması görülmektedir. Bazı hayvan figürleriyle süslü kabartmanın Salamis’teki bir tapınaktan geldiği sanılmaktadır. Katedralin apsiti, çoğu Kıbrıs kiliselerinde olduğu gibi, Doğu üslubunda, üç bölmelidir. Yukarıdaki pencereler iyi korunmuş olup, batı cephesinde ve yanda iki şapel bulunmaktadır. Yapının önünde bulunan tarihi cümbez ağacı adanın kuzeyinde çok az bulunmakta olan tropik bir incir türüdür.
Köln KatedraLi


Köln Katedrali (Almanya Türkçesi: Dom Kilisesi, Almanca: Kölner Dom, İngilizce: Cologne Cathedral), Almanya´nın Köln Şehri´ndeki büyük katedralin ismidir. Katolik Mezhebi´nin ibadethanesidir. İnşaatı tam 632 (1248-1880) yılda tamamlanmış gotik tarzdaki Köln Katedrali 7 bin m² alanda, 157 metreyi bulan yüksekliği ile UNESCO Kültür Mirası listesinde yeralır.
Katedral
İnşaatın yapımı fikri daha 7. yüzyılda ortaya atılmıştı. Daha o zamandan iki kulenin uzunluğu 157 metre olacak denildi ve buna göre o tarihte bir plan çizildi. Ama ilk temel 1248 yılında atıldı. Kent merkezinde yer alan ve şehrin her tarafından gözüken bu yapı, yüzyıllar boyunca maddi sıkıntılardan dolayı ve eldeki diğer imkansızlıklardan ötürü bitirilemeyen inşaat diye isim yapmıştı. Tam 632 yıl sonra bitirilen gotik tarzdaki yapı, bugün Kuzey Avrupa´daki en büyük ibadethanedir. Çift kuleli katedralin uzunluğu 157 m´dir. Böylelikle Almanya´nın ikinci, Dünya´nın ise üçüncü büyük kilisesidir. Köln Merkez Garı (Köln Hbf) katedralin hemen yanı başındadır. Bu Katedral, ülkenin en çok turist çeken yapısıdır






































