Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Image and video hosting by TinyPic _Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::·±‡İçİmİzDeKi KaRaNlIk!‡±::..

·±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamamaktayım bilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
Yazılar

Bir kaç tavsiye sizlere!!!

- Yılda en az bir kez güneşin doguşunu seyret
- Sıkı tokalaş
- İnsanlarin gözlerinin içine bak
- İlk önce sen merhaba de
- Bir kavgada ilk sen vur ve sert olsun
- Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de öyle davran
- Yeni arkadaslar edin ama eskilerin de kıymetini bil
- Sevinçleri erteleme
- Sevdiklerine küçük beklenmedik hediyelerle sürpriz yap
- Sana uzatılmış bir eli daima kabul et
- Hatalarını kabul et
- Cesur ol. Degilsen bile öyle davran. Hiç kimse aradaki farkı anlayamaz
- Dinlemeyi ögren. Bazi firsatlar kapıyı hafif tıklatır
- Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur
- Herkesin önünde öv, elestirilerini bir kenara çekerek söyle
- Biri sana sarıldıgında, önce onun kollarını gevşetmesini bekle
- Sırt üstü uzan ve yıldızlara bak
- Köprüleri atma. Aynı nehri kaç kez daha geçmek zorunda kalacagına şaşıracaksın
- Sevginin gücünü asla küçümseme
- Yeterli zamanım yok deme, Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Albert Einstein'in da günleri 24 saatti
- Keşke sözcügü yerine, bir dahaki sefere demeyi dene
- Hal ve hareketlerine kendin karar ver. Başkalarının seni yönetmesine izin verme
- Sevgiline önce çiçegi yolla nedenini sonra bul
- Aynı hatayı iki kez yapma
- Olabildiginden fazla sevecen ol
- İnsanlara üçüncü bir sans verme ikide kal
- Tanıdıgın en olumlu ve coşkulu insan sen ol
- Tartışmayı bilmeyenler kavga ederler.
- Tecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin bıraktığı izlerdir.
- Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır.
- Tecrübeler en iyi öğretmenlerdir. Yalnız masrafları biraz çoktur.
- Umudunu yitirmiş olanın, başka kaybedecek birşeyi yoktur.
- Büyük mutluluklar, büyük acıların yanıbaşındadır.
- Senden iyilere yerini vermesini bil.
- Barışı korumanın en iyi yolu savaşa hazır olmaktır.
- Küçük insanların büyük gururları olur.
- Düşmanların en büyüğü düşmanlığını gizleyendir.
- Düşünmeden öğrenmek vakit kaybetmektir.
- Yükselmenin en alçakçası, zayıfların sırtına basarak yükselmektir.
- Kazanacaklarına inananlar kazanırlar.
- İnsan olmayan, insanın değerini bilmez.
- İyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes.
- Madem daha ecelin gelmemiş, boşuna can çekişip durma.
- Parmak ay'ı gösterdiği zaman, parmağa değil ay'a bakmak gerek.
- Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, yanlışınız çok demektir.
- Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır ya varmaz.
- Kötü haberlerin kanatları vardır. İyi haberlerin ise ayakları dahi bulunmaz.
- Yeryüzü taşla doludur. Ama pek azı boyunlara kolye olur.
- En önemli vazifemiz; kulaklarımızı, söylediklerimizi duymaya alıştırmamızdır.
- Testinin içinde ne varsa dışına da o sızar.
- Pencereden bakan dışarısını görür. Pencereye bakan ise camın kirini.
- Meyvası çamura düşüyor diye ağaca mı lanet edilir?
- Devler gibi eser vermek için karıncalar gibi çalışmak gerekir.
- Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan da zevk almazlar.
- Başkalarını avutmakla kendi acılarını unutursun.
- İnsanı hayvandan ayıran akıldır. İnsan, akıldan uzaklaştığı zaman hayvan ortaya çıkar.
- Bir kadının yüzünde taşıdığı ifade, sırtına giydiği elbiseden daha önemlidir.
- Kendilerine yardım etmeyen insanlara yardım etmeğe çalışmak faydasızdır.
- Herkesin istediğini yapabileceği bir yerde hiç kimse istediğini yapamaz.
- Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına bile getiremezler.
- İnsanın yapabileceği en büyük fenalık, kendisine olan güvenini kaybetmesidir.
- Tekme yiyen köpeğin dişleri daha sivridir.
- Gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları gerçeğin ölçüsü ile tanı.
- Sessizlik de bir çeşit konuşma sanatıdır.
- Sevgililer, güzelliğe zamanla alışıp onu gözleriyle değil duygularıyla görmeye başlarlar.
- Kalbin, mantığa sığmayan ayrı bir mantığı vardır.
- Alay, çoğu zaman akıl yoksulluğundan ileri gelir.
- Bir düşmanı bağışlamak, bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır.
- Ayrılık, sevdanın merhemi olduğu gibi öfkeyi de kini de azaltır.
- İyi olmak istiyorsan kötü olduğuna inan.
- Unutma ki ağzında bal olan arının kuyruğunda da iğnesi vardır.
- En çabuk kuruyan şey göz yaşıdır.
- Olgun bir insanı dost edinmek istiyorsanız tenkit edin, basit bir insanı dost edinmek istiyorsanız methedin.
- İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir.
- Bazı yıkılışlar daha parlak kalkınışların teşvikçisidir.
- İnsan gençliğinde öğrenir, yaşlandığında anlar.
- Hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır olamaz.
- Beklemeyi bilen insan herşeyi elde edebilir.
- Cesaret ölmek değil yaşamakla ölçülür.
- Mutluluk paylaşılmak için yaratılmıştır.
- Şurada burada güçlü adımlarla dolaşmaktansa doğru yolda sekerek yürümek daha iyidir.
- İnsanlar yanlış yapabilirler, yalnız büyük insanlar yanlışlarını anlarlar.
- Güneşe bakarsan gölgeleri göremezsin.

Sensizliğin resmi

4102ff2ae5d3266547167f5055c40e97[1] 
gt67u834r5.gif picture by Marjuska 
                      SENSİZLİĞİN RESMİ

Her sabah yeni bir umutla uyanıp

Akşamları yorgun düşlerle döndünmü evine

Bütün günü hayaller kurarak geçirip

Tek tek yıkıldığını gördün mü

Aynada sahte yüzünle karşılaştığın oldumu

Yada hiç oynadın mı mutluluk oyunu

Bağıra çağıra ağlamak isterken

Kahkalar attın mı içten gelmeyen

Yanında olduğun saatleri ÖMRÜN'le kıyaslarken

Onun başka hayallerde olduğunu hissettiğinde

Gözyaşlarını tutmak zorunda oldun mu

Haykırmak isterrken sevgini en içten

Boğazında bir  düğümle sustun mu

Gözlerine dalıp kaybolduğun anlarda

Ellerine dokunup dudaklarını hissetmenin heycanını yaşarken

Sadece bir hayale daldığını anladın mı

Arkadaşça uzanan bir ele aşık oldun mu

Neden üzgün olduğumu sorma bana

Sensizliğin resmi gözlerimdeki bu hüzün

 

 

 

 

4102ff2ae5d3266547167f5055c40e97[1] 

Ezbere bilirim yalnızlıgı

"Sevgiyi sevdayı kitaplarda arama, şarkılarda, şiirlerde değildir asıl sevda, doğan günde, ayın suda yansıyan şavkında bir güzel çiçekte bulamadıysan eğer,insanların gözlerinde ara... Eğer sönük duruyorsa o gözler, hiçbir melodiyi söylemiyorsa gözbebekleri.. Al eline aynayı Önce kendinde ara gerçek sevdayı.."

Ezbere bilirim yalnızlığı......

Öyle hızlı geçerdik ki zamanın içinden, sanki üşüyen biz değiliz...
Küçük insanlar büyük yalanlar söylüyorlar... Yanlış öğretilmiş bütün sevdaların aynı kapıya çıkacağı...

Gece karanlığın perdesini çekmiş üstüne,yalnızlıktan payına hak ettiğinden fazla düseni, şehrin bütün kuytu köselerini karanlığa boğma telaşında.. Sabahın getireceklerini düşünmeksizin bütün köse bucaklar teslim ediveriyor gecenin gizemine.. Laciverdin kirlettiği sarıyı temizlemek, siyaha düştü yine...

Şeytan pususunu kurduğu anlarda, günahların en güzelini seçmek, yalnızlığın sınırlarını hakir görenlere ibret olsun diye bütün sevdalardan uzak durur...
Bu saatlerde...

Ne kullanacağım doldurmak için, eskiden konuştuğumuz boş yerleri, nasıl dolduracağım son kalan boşlukları, nasıl tamamlayacağım senden arda kalacakları.. Asıl ürkütücü olan,tüm sırlarını döken bir aynanın, artık göstermeyeceğini bilmek aksini..

Bütün hislerimin kaybolacağı endişesindeyim... Sadece biraz daha tatmak...
Kendi yarattığımız şarap tadında, oysa bizim şarabımızın tadı bile en seçkin kırmızı sek şaraplardan biriydi, mantık ve duygu yöresi sevişmelerin çatışmalarından üretilmişti. İnsana özgü karmaşalarda, uzunca süre dinlendirilmiş, sonra da bire bir yaşanarak gizlenmişti... Sen ve benim bu aşka kattıklarımız, bu aşk şarabının yıllanması için gerekli karakteri ve gücü vermişti. Yıllandırılması sırasında şaraptaki taneler zarifleşir, dolgun gövdeli zengin aromaya sahip, dengeli sek aşk şarabımızı ortaya çıkarır... Empati ve sempati ile uyumlu olup oda sıcaklığında tüketilmeliydi.

Kırık bir kadeh gibiydin her zaman,yudum yudum içtikçe dudağımı kesen, Kırık bir kadeh... Dudağımdaki acıyı seni içtikçe uyuttum. Bir kesik senden kalan,birde ince bir sızı.. Başka neydin? Unuttum...
Madem unutmanın ilk sancıları sarmaya başladı...
Biz artık ayrı olabiliyorsak, Sen ile Ben arasında şu "ile" artık yok demektir....

Artık sevdaların aranacağı mekanlarda kalmadı, hele ki; varlığının kısa bir zaman dilimi sürdüğü bu şehirde. Hangi yüzle, hangi cesaretle... Elim uzansa ruhum gider, ruh giderse bedende gider...

Bir bir kendi mezarlığıma gömüyorum. O kadarda üzücü değildi merasimleri arda kalan sevdaların. Hala senden mühürlü kalan dudaklarımla sevişiyorum. Sana benzeyen kadınlarla...

Yeter.............
Yeter.............
Yeter.............
Tarihin bütün kilitlerini kırarak,isyan tadında,hüzün adında, yokluğun belasında,
yalnızlığın kışkırtıcı tadında gel bana... Yüzümün aynası, bilincimin dağılması kadar SEN'im..

Uçurumlar kadar derin geçmişimle, bir adım daha bir adım daha...
En acıyan,en kanamalı, sızlayan yanımı sana getirip... En savunmasız, en kırık, üşümüş halimle sana sığınıyorum...

En olmazlara saldım yüreğimi...
Gidebilmek adına senden...
Çarptığım hep varlığındı...
Düşmelerim ise YOKLUĞUN...!

"...iyiler asla kendilerini affedemeyecekleri için...
...sonsuza kadar cehennemi yaşayacaklar"

İki çizgi arasında yaşamakk

Hayatının bir yerinde öylece kalırsın bazen , ne geri gidebilirsin nede ilerisi vardır gideceğin.Öyle durup seyredersin sanki bir yönetmenin çektiği filmi izler gibi..Oyuncular sürekli değişir senaristi meçhul..bir cambaz gibi yürümüşsündür ,hayatının kısalı ,uzunlu yollarında.bir yerde küçücük bir yerinde parmak şıklatması gibi bir zaman da düşünürsün sadece sen durmuşsundur, herşey devam eder ve hayat pencerelere bölünmüştür o an pencerelerde başlar senaryolar ,her oyuncun rolu bellidir...kavgalar,sevişmeler,doğumlar,ihanetler, yalnızlıklar,cinayetler,uyuşturucular,intiharlar, eğlenceler,daha niceleri yaşanır ve sen, senn seyredersin , ağlayarak,tiksinerek,acıyarak,kızarak,korkarak şaşkınlık içinde olanları izlersin bitsin artıkk!..! bitsin desende bitmez hiçbiri,ne sen değiştirebilrsin hayat denen senaryoyu , ne senarist senaryonun akışını değiştirir senin için.
Bir cambaz gibi yürürsün korkuyla tetikte, çünkü gelecek yoktur oan ,, geriye dönüş yoktur!!.. uzun bir ip ve sen ortadasın elinde değneğin dengeyi sağlamaya çalışırsın, ama denge işte dengeyi sağlamak bütün mesele,,yönetmen kamera stop!!... der, ve sen durursun ''meçhul'' senarist hangi rolü yazmıştır kimbilir senin için ..dengen bozulur ve o an ayakta kalmaya çalışırsın yalpalarsın dalgalar gibi, dibede vurabilirsin alaborada olabilirsin çaresizz ,oynayacaksın rolünü ve uyacaksın senaryoya ve kamera der yönetmen yeniden başlarsın kaldığın yerden rolüne alışırsın artık ,gördüklerine de şaşırmazsın, bir adam bıçaklanıyorken kaçarsın, bir kadın dayak yerken yürür gidersin bir çocuk ekmek çaldığı için tutuklanırken, umursamazsın sende tükürürsün yazık sana dersin ekmek çalmaya utanmıyorsun, sonrada dansözlü içki masalarında hayat pazarlığı yapanlara kölelik edersin , pardon ''itlik'' ama rol gereğidir itlik bile...
Susarsın hep susmaktır artık senaryodaki senin yeni rolün...Aşklar kiralanır tek gecelik, sevgileri beş kuruşa harcarsın, umutlar şans oyunlarına katlanır, hayaller alkole değiş tokuş yapılır ve çocuklar sokaklara atılır... Sonra hergün tekrarlanır aynı senaryo değişik biçimlerde .. etin acır kanın donar damarlarında, kamera stop!! ..zamanı geldiğinde durursun yine, öylece çaresiz..sıranı beklersin birdahaki rolüne kadar bilmeden hangi rolü oynayacağını..

..::Bir Sevgi İletisi::..

Kadın sevdiği adama sorar: ' Neden Ağlıyorsun? '
Adam cevap verir: ' Seni daha fazla sevemediğim için.'

İşte bu yüzden bir kez daha iyi ki varsın diyorum sana.

Senin de beni sevmeni elbette çok isterim. Belki de inanmayacaksın ama, olmasa da olur. Çünkü yıllarca sevgimin öyle çok düşmanı, öyle çok muhafızı vardı ki, ben seninle onları aştım, inan varolman bile yeterli ve seni seviyor olmak bile büyük bir nimet benim için.

Ve şunu bil ki bu sevgime asla çoklarının yaptığı gibi yeteneksizliklerimi, kusurlarımı, yalnızlık korkumu, başarısızlıklarımı yüklemiyorum. Eğer öyle olsaydı, yitirmekten ölesiye korkar, seni kör bir tutkuyla sahiplenirdim.

Oysa seni bir dine bağlanır gibi değil, kendi özgürlüğümü sever gibi seviyorum.

Ey Aşk Senden Bunları Öğrendim ve Öğrenmeye Devam Edeceğim..

Her seferinde canımın acımasının biraz daha azalacagını düsünürdüm hep.
Ama azalmıyor ; yıllar geçtikçe daha da çogalıyor can acısı. Gençlik yıllarında böyle durumlarda baska seyler düsünmeye calışırdım. Hatta hatırlıyorum, ilk sevdigimden ayrıldıgımda, daha dogarusu terk edildigimde çok canım yanıyordu. Kendimi avutmak için bir yol bulmuştum; takvim yapraklarıyla oynuyordum.Her gün büyük bir özenle koparıyordum sayfaları, " ooh bir gün daha eksildi " diye.
Her gün " bugün bir dakika daha uzadı, daha geç karanlık olacak " diye. Ve her geçen gün canımın acısı daha çok azalacak diye! Ama bugün fark ettim ki herkesin çok şaşırdıgı bir sürü gereksiz bilgiyi o zamanlar ögrenmişim. Takvim yaprakları ne kadar çok sey ögretirmiş megerse bana!
isterseniz size Kırlangıç Fırtınası'nın ne zaman olduğunu söyleyebilirim ya da cemrelerin ne zaman düştüğünü...Hatta zeytinyaglı biber dolması tarif edebilirim. Öyle hafifletmiştim canımın acısını o zamanlar. Ne iyi etmişim de aşık olmuştum.
Sonra ikinci sevgilimden ayrılmıştım.Daha dogrusu yine terk edilmiştim...
Başka vücutlar istemişti canı. Çok canım yanıyordu. Kendimi avutmak için yine bir oyun bulmuştum, yazarların kronolojik sırayla kitaplarını okuyordum. Artık onu telefonla aramamam için kendimle mücadele etmem gerekmiyordu. O zamanlar anlamıştım insanın kendisiyle mücadelesinin ne kadar yorucu olduğunu!
Mesela onunla nasıl bir yerde karşılaşırım diye planlar yapmam gerekmiyordu. O zamanlar anlamıştım insanın kendisiyle oynadığı oyunların ne kadar yorucu olduğunu. Ya da telefon 10 dakika içinde çalarsa beni arayan O 'dur diye bitmek tükenmek bilmeyen on dakikalar beklemem gerekmiyordu.
Aslında o zamanlar anlamıştım on dakikanın bazen bir asır oldugunu. Yoldan geçen 3. araba kırmızı olursa tekrar barışacağız diye dilekler tutmam gerekmiyordu... O
zamanlar fark etmiştim trafikte ne kadar az kırmızı araba olduğunu!

Ama bugün fark ettim ki, bugün çok az kişinin bildiği ve okuduğu yerli roman ve hikaye yazarlarıyla o zamanlarda tanışmıştım. Nihat Sırrı Örik, Kerime Nadir, Muazzez
Tahsin Berkand, Ethem ızzet Benice, Kemal Tahir, Pınar Kür, Vedat Türkali, Orhan Pamuk ve diğerleriyle...
...Ve şimdi farkediyorum ki , ne kadar çok şey öğrenmişim o romanlardan, hikayelerden, yazarlardan... Ne iyi etmişim de aşık olmuşum...
Sonra üçüncü sevgilimden ayrılmıştım, dogrusu bu kez de terk edilmiştim.
Başkasına aşık olmuştu.
Yine canım çok yanıyordu.Kendimi avutmak için bir oyun bulmuştum, aŞk Şiirleri okuyordum, terk edilmek üzerine. Başkalarının da terk edildiğini çok canlarının yandığını görmek ve anlamak acımı hafifletiyordu sanki. ilk ben değilim terk edilen diye düşünüyordum. O zaman ezberlemiştim Atilla ilhan'dan " ben sana mecburum bilemezsin, adını mıh gibi aklımda tutuyorum " dizelerini, o zaman ezberlemiştim Murathan Mungan'ın " ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda, kirli ve umutsuz geçmişim
" mısralarını ve Ahmed Arif 'ten ve Kavafis 'ten aşk dizelerini.
Şimdi fark ediyorum ki ne çok şey öğrenmişim oşiirlerden. Ve ne iyi etmişim de AŞIK olmuşum...
Sonra uzunca bir dönem yeni bir aşkı yeni bir sevgiliyi beklemeye başladım.Çok bekledim. Sabırla.
Biliyordum gelecekti bir gün. Bu bekleme döneminde de bir oyun bulmuştum kendime. Ne kadar tiyatro oyunu varsa gidiyordum kudurmuş gibi ! Ne kadar film varsa onları
seyrediyordum hiç kaçırmadan. İşte o zamanlar öğrendim benden başka bir sürü aşk bekleyen insan olduğunu. Ve o zaman öğrendim beklemenin de bazen bir keyif olduğunu ve insana çok şey öğrettiğini... Ne iyi etmişim de beklemişim aşkı...
Hep bana soruyorlar nereden biliyorsun bu kadar çok şeyi diye, dilimin ucuna kadar geliyor, söylemek istiyorum "AŞK YÜZÜNDEN" diye ama gülerler anlamazlar diye söylemiyorum, vazgeçiyorum. Yıllar geçtikçe azalacak sanırdım canımın acısı ama azalmıyor. Ne kadar çok şey öğretmiş aşk bana. Hayat okulu dedikleri bu olsa gerek. Ya da hani derler ya; okumuş ama adam olamamış diye, sanırım okuyup da adam olamayanlar; aşktan canları yanmamış olanlar, aşkı tanımayanlar, bilmeyenler...
ŞİMDİ..... yine canım yanıyor. Ama biliyorum bu duyguyu. Geçecek! Fakat şimdi, hemen yeni bir oyun bulmalıyım kendime. Ey aşk hadi öğret bana bilmediklerimi, eksik kalanları...
takılbiraz'dan alıntıdır!!!

Yoksun!!

clip_image001

Ben ciğerlerime mayın döşüyorum sana koşarken

Sen yoksun

Önce bir şiir itiyor dilimi geriye

Adından öpüyorum,geçiyor

Kim inanır buna leyli?

Kaç adam sevdiğini adından öper?

Kaç sevgili adını öptürmeyi becerir?

Sana, adına hayal denen bir yalan söyleyeyim leyli

Sen ben

ben sen olayım

Gül suyu yağsın bulutlardan

Varlığımızı eritelim be leyli

Sesin sesime alaşım olsun

Duydun mu

Rüyanın karesiydi bu

Hayalin ölüsü

Çünkü herkesin göğüne gömülen bulutlar yok bende

Çünkü baktığını çöl gören bir deliyim

Çünkü aklım yok bende

Kalbim bende yok!

Kalbin bende yok!

Yoksun!

Arıyorum

Eriyorum

Kendini nereye sakladın be leyli?

Ellerimde beynine hançer saplanmış bir adamın resmi

Yoksun

Sağına konduruyorum yokluğunu

Soluna eğiyorum yokluğumu

iki ucu kendim olduğum bu savaşta

ceset olmaya hazırım

Bir iyiliğe var mısın ?

Gözlerinin beyazına sarılayım

Çenemde saçların kırkbin düğüm olsun

* * *

Yoksun

yine yoksun bu dünyamda.

ne sesin, ne kokun

ne gülüşlerin.

nerdesin kiminle

hangi şarkıyı dinliyorsun;

hangi hüznü yaşıyorsun yine?

durdu zaman o buruk şarkıda

saatler durdu, güneş durdu.

ve sen yoksun.

bir umut arıyorum,

bir ışık karanlıkta.

elimi tutacak bir el; bir sevinç

bir el uzat ellerime, ne olur.

yoluma yoldaş olacak bir ses, ne olur.

ama sen yoksun.

okyanusta bir damla su

kavrulmuş dudaklarıma.

ve gönlümü rahatlatacak bir nefes türkü.

üşüdüm bu yalnızlıktan.

yoruldum.

sen yoksun..

usandım buruk sevdalardan

kırık kalplerden.

bir hikaye anlat bana ayrılıksız.

bir mavi; bir yeşil:

ve nihavent olmayan bir şarkı,

hüzünsüz ayrılıksız.

ama sen yoksun.

esen rüzgarlarda kokun

çağlayan derelerde sesin var.

sıcaklığın gün ışığında,

karanlıklarda hasretin.

yağmurlar ıslatır beni, yalnızım

ve sen yoksun.

ve sen yoksun bu dünyamda.

ama:

sevdandır beni hayata bağlayan

sevdandır acılar içinde yüreğimi dağlayan

Mevla bağışlasın beni! affetsin.

o nurla, sevdanla

şu gönlümdür her gün ağlayan.

ama sen yoksun.

yoksun işte yok…

Hepsi bukadar:=(

19sarilsam4tvrk0ol4

Hayvandan Bozma İnsan Manzaraları:=(

Günümüzde bu çok güzel gözüken ihtiyaçtan çok moda olmadan gelen ve sadece hava atmak için kullanılan bu kürklerin nasıl yapıldığını az çok biliyoruz.Peki hiç canlı canlı şahit olduk mu hadi olun ve nekadar vahşet olduğumuzu ve insanların hayvanlardan bile iğrenç olduğunu kendiniz görün:=( 

Hayatı Tersten Yaşamak

Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş seklidir...

Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.

Nasıl mı?

Cami'de uyanıyorsunuz.
Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua
ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz,
yaşlı, olgun, ve ağırbaşlı olarak.

Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatl ar, çocuklar torunlar hepsi
hazır.

Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı
alıyorsunuz.

Ne güzel, hazır maaş, hazır ev...

Altmışlı yaslara kadar garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk başladığınız gün size hoş geldin
hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz..

Ve genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan
olarak ise başlıyorsunuz.

Herkes karsınızda el pençe divan...

Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.

Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade.....aman ne güzel günler
başlıyor...

Derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi
olur diyor.

Bu arada babanız ortaya çıkmış, "fazla çalıştın" diyor "artık eve dön, işi
bırak, okumaya basla, harçlığın benden olsun..."

Keyfe bakar mısınız?

Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem
başlıyor.
Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor.
Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlı yor, araba kullanma
derdi de yok artık....

Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "evde otur, keyfine bak,
oyuncaklarınla oyna" diyorlar.

Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta
bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli
dönem başlıyor.

Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.

Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için
ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık,
yumuşacık, gürültüsüz ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.

Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.

Veeeeee...

Günün birinde müthiş keyifli bir geceyle hayatiniz bitiyor...

Can YÜCEL
Online Müzik Dinlemek İçin Tıklayınız
Image Hosted by ImageShack.us
TopOfBlogs
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
·±‡İçİmİzDeKi KaRaNlIk!‡±
Bloggum'u nasıl buldunuz????

Güzel!!!
Güzel Değil!!!
Bence Süper!!
Daha İyisini Yapabilirsin!!
Şahane!!
Tam Gohic Blog'u!!
Çok Korkunç Yaaa.=)
Benim Bloggumdan güzel!!
Tek Kelime İle Mükemmel:=)


Şu Andaki Durum
.
Image Hosted by ImageShack.us
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page