Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Image and video hosting by TinyPic _Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::·±‡İçİmİzDeKi KaRaNlIk!‡±::..

·±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamamaktayım bilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
50 tane "aşk" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"aşk" tagli diger ogeler resimler , videolar

Platonikti sadece

AMACIM NE ONU BİLE BİLMİYORUM
NEYİN PEŞİDEYİM ACABA
KENDİMDE DEĞİLİM ARTIK
ESKİ NEŞEMİ BİLE KAYBETTİM
BUNLARA KİM SEBEP OLUYO SENCE
OLMUYO BÖYLE OLMUYO
NE YAPMAYA ÇALIŞIYORUM BENDE BİLMİYORUM
AMA BENİDE DÜŞÜN!
HERŞEYİ AKLIMDAN SİLMİŞ
AKLIM SANA GÖRE SAÇMA SAPAN KONULARA TAKILIYOR
BEN HANİ DELİ DOLU
ÇOCUK RUHLU BEN
NE OLDU BANA NE YAPTIN BÖYLE
SÖYLE ve
Bİ SUÇUNUN OLMADIĞINI ÇOCUKÇA VE
APTALCA DAVRANDIĞIMI VE... VE BENİ SEVMEDİĞİNİ SÖYLE
ALIŞTIM ARTIK BU SÖZLERE
AMA YİNEDE YAPAMIYORUM DAYANAMIYORUM
BİRGÜN GERÇEKTEN GİDİYORUM DİCEM
UZUN we GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN Bİ YOLCULUK
İŞTE ŞİMDİ BUNDAN EMİN OL TAMAM MI
Bİ BAŞ BELANDAN KURTULURSUN OZAMAN
KEŞKE BÖYLE OLMASAYDI
BİLİYORUM BÖYLE OLMASINIDA BEN İSTEDİM
BEN MUTLU OLAMADIM SENDE OLMA DEMİYORUM
AMA BENİM YAŞADIĞIMI UMARIM YAŞARSIN
SADECE ACI ÇEKMek NEYMİŞ ANLARSIN
OLGUNKEN ÖĞRENKİ SEVGİYİ
BİRGÜN ÇOCUKÇA DAVRANDIĞINDA BİLMEMEZLİKTEN GELME!!!

Sevda yorgunuydun,bıktırmıştı yalanlar seni.

Sevda yorgunuydun,bıktırmıştı yalanlar seni.kimin yüzüne bksan aynı 2
yüzlülüğü görüyordun,bu seni yıldırmıyordu. Bir hayal kırıklığı daha aşka
olan bütün bağlarını koparacaktı,bu yüzden korkuyordun bana yakın olmaya...

kimse seni üzmemeliydi artık,kimse yüreğinin tellerini incitip
gitmemeliydi..

Sözler vermedim sana,bende herkes gibi biriydim..
gün olur,hayata düşer hiç beklemediğin bir anda çıkıp gidebilirdim
hayatından.Uzak durdum,duygularıma gem vurdum.Yarım kalan aşkların yüzünde
bıraktığı o acı izlere bir tane daha eklenmemesi için.Bunun sorumlusu
olmamak için uzak durdum!!
Hoyratça harcamasamda bu hayatları,yarım bıraksamda sevdaları,insandım
sonuçta,yenilebilirdim zaaflarıma.Bilsen nasıl yanıyor içim.Bırakıp
gidenler değil bu alevi körükleyen,kendi yenilmişliğime yanıyorum.Sadece
birisi sevsin beni,ben de onu seveyim.Çıkarsız yalın.Bir sevdamız
oldun,başka da hiç bişiyimiz olmasın.Beni yarı yolda bırakmayacağını
bileyim,hayatımı adamaya hazırımdiyordun.Sözlerin beynime çivi gibi
çakılıyordu.
Neden güvenemiyordum kendime?
Aşıktım sana.E öyleyse???
En zorlu aşkların üstesinden gidebilmiş,imkansızları ortadan kaldırmış,aşk
için herşeyi göze almış olan ben ,şimdi neden böyle tedirginimm?
Niye sorguluyordum kendimi??
Kaygılarımdan kurtulmanın zamanı geldi artık.Bıraktım cevapsız soruları,seni
ve kendimi düşüüyorum sadece,Yaşayacağımız aşkı düşünüyorum.Uzak
durmayacağım artık,gel yanıma.Çıkalım bu sevdanın yoluna yürüyelim el ele..
korkmak yersiz,aşk korkakların işi değil...
iki yüreğiz biz,iki kocaman yürek..
Yeminler etmemize gerek yok,biliyorum kimse kimseyi yarı yolda
bırakmayacak.Bir aşk yaşanacaksa en tutkulu halde yaşanacak..

Yüzündeki acı izleri silmek için yanındayım.Seni
sevmek,karşılıksız,çıkarsız,hesapsız sevmek için yanındayım.Haydi durma
orada,yakın dur bana.Soluğunu hissedeyim,kokun yayılsın içime.Şimdi aşkın
zamanı,bırakalım kuyruğu sıkılası acıları.Aşk denizindeki en büyük geminin
kaptanı olmaya adayım.Bana teslim edeceğin o gemiyi asla batırmayacağıma söz
veriyorum!!!



(alıntı)

Bir Şizofren Hastasının Acı Dolu Aşkı..Okumanızı Tavsiye Ederim.!!

Babam öleli 12 yıl olmuştu ve ben 20 yaşına geldiğimde babasız olmaının acısını artık çok daha iyi anlıyordum.
Annemle birlikte küçük ama mutlu bir dünya kurmuştuk kendimize.Mevsimlerden bahardı,sokaklarda parklarda dolaşıyordum.
Bu bahar daha bir çoşkulu hissediyordum kendimi.Birçok arkadaş edinmiştim.Mehmet,Can Canı'ın kuzeni Merve ve daha birçoğu...
Her gün belirli saatlerde buluşup eğlenceli dakikalar yaşıyorduk.Onlarla o kadar eğleniyordum ki işe dahi gitmiyordum.

Yine işe gitmediğim bir günde yalnız başıma dolaşırken arkadaşlarımla her zaman oturduğumuz parkta gördüm onu.O kadar güzeldi ki..
Bir süre çevresinde dönüp beni fark etmesini umdum ama bana hiç bakmıyordu.Tam umutsuzluğa kapılmışken son bir cesaretle yanına yaklaştım ve
"Oturabilir miyim?" diye sordum.Deniz mavisi gözleriyle bakıp ,küçük bir tebessümden sonra."Oturabilirsiniz" dedi.Kalbim heyecandan deli gibi çarpıyordu.
Ne söyleyeceğimi bilemiyordum.Sonra kısık bir sesle,"Adım Vedat," diyebildim.Bana dönüp "Nazlı" dedi.Bir süre sonra telefonlarımızı birbirimize verdik
ve ayrıldık.Akşsam olanları anneme anlattım.Annem gözlerimdeki mutluluğu fark edince çok sevinmişti.

Arkadaşları bize davet ettim

İlerleyen günlerde Nazlı ile daha sık görüşür olduk. Zaman ilerledikçe ona daha çok bağlanıyordum.O hayatıma girdikten sonra işe gitmeye bile başlamış,diğer
arkadaşlarımla da daha az görüşür olmuştum.Arkadaşlar sitem edince kendimi affettirmeye, onları akşam yemeğine davet ettim. ve hazırlık yapmak için erkenden eve
gittim.Anneme arkadaşlarımın geleceğini ve güzel bir yemek yapmak için hazırlığa başlamamamız gerektiğini söyledim.Akşam gelip çatmıştı.Kapı çaldı, hemen koşup açtım
.Arkadaşlar gelmişti.Onları salona alıp sofrayı hazırlamak için mutfaktaki anneme yardıma gittim.Sofra hazırlandıktan sonra salona geçip onları içeri çağırdım.
Arkadaşlarımı masaya alırken annemin bakışlarındaki korku ve şaşkınlık ifadesine bi anlam verememiştim.Tam arkadaşlarımı tanıtıyordum ki annem büyük bir feryatla
masadan ayrılıp gitti.Olanları bir türlü anlayamıyordum.Arkadaşlardan özür diledim ve yemeğe başladık.Yemeğin ve sohbetin ardından arkadaşlar gitti.Annemin odasına
olanları sorduğumda hiç cevap vermedi.Sadece yüzüme bakıp ağlıyordu.


Eve gelen misafir


Aradan 3 ay geçmişti. Arkadaşlarla ve özellikle Nazlı ile görüşmelerimiz iyice sıklaşmıştı.
Bir ara anneme sözü Nazlı'dan açıp onunla birbirimizi ne kadar sevdiğimizi ve evlenmek istediğimizi
anlattım.Annem mutlu olmamdan gülüyordu.Ama gözündeki korkuyu ve acıyı hissedebiliyordum.Öbür gün iş
dönüşü eve geldiğimde bir misafir vardı.Tanıştıkve annem o arada kayboldu.O adam bana tuhaf sorular
sorup durdu.1-2 saat oturduktan sonra annem gelip misafiri yolcu etti.Anneme gelenin kim olduğunu sorduğumda
doktor olduğunu söyledi."Yoksa hasta mısın?" dedim.Annem doktrun benim için geldiğini ve sadece genel bir
kontrol yaptırmak istediğini söyledi.Sabah erken kalkıp hastaneye gittik ve bir çok testten geçirildim.
Bir kaç saat sonra doktor gelip hiçbir şeyimin olmadığını söyledi ve annemi odasına çağırdı.Akşam eve
geldiğimde annemin gözleri ağlamaktan şişmişti.Ne olduğunu sorduğumda, "Bir cenazeye gittim,çok etkilendim,"dedi.


Artık Nazlı ile hemen hemen her gün görüşüyorduk.Her geçen gün ona olan aşkım içimden taşacak gibi oluyordu.Eve erken
döndüğüm bir gün misafirler olduğunu gördüm.kimse beni fark etmedi.Mutfağa gidip atıştırırken ister istemez konuşulanlara kulak misafiri
oldum.Konu bendim ve annemin niye böyle üzgün olduğunu o an anladım.Meğer hastane , doktor hep bu yüzdenmiş.Meğer ben şizofreni hastasıymışıım
adını bie bilmediğim bu hastalık beni hayal dünyasında yaşamama neden oluyomuş.Misafirler gidene kadar ortaya çıkmadım
Annem onları geçirince beni arkasında gördü ve "Birşey duydun mu?" der gibi yüzüme bakıyordu.Ona, "herşeyi duydum," dedim.
Kadıncağızın gözleri dolmuştu ve bana sarılarak ağladı.Ona üzülmemesini ve kendimi çok iyi hissettiğmi söyledim ama gerçekten korkmuştum.
Bana arkadaşlarımı davet ettiğm gün hasta olduğumu anladığını söyledi.Annemin anlattığına göre benim hiç arkadaşım yoktu.Eve davet ettiğim
kişiler tamamen hayal ürünüydü.Annemin hazırladığı sofrada sadece ben oturmuştum ve sanki arkadaşlarım varmış gibi saatlerce o hayali varlıklarla konuşmuştum.


Ya Nazlı da hayalse?

Hiçbirşey umurumda değildi.Her şey, bütün bir Dünya hayal olabilirdi ama ya Nazlı...Ya o da hayalse? Bu ihtimal beni delirtmeye yetiyordu.Annem birçok ilaç getiriyor ve
bunların rahatlamam için olduğunu söylüyordu.Ama ben zaten rahattım.İşten ayrıldım ve aradan 3 gün geçtikten sonra dışarı çıktım.Her zaman gittiğimiz parka gittim.Arkadaşlar yine
oradaydı.Aslında belki oradan hiç ayrılmamışlardı.Onlarla konuşurken parktaki diğer insanların alaylı alaylı güldüğü fark ettim.O gülen insanlara,"Siz gerçek değilsiniz!" diye bağırdım.
Ama onlar sadece gülüyorlardı.Peşimi bırakmalarını söyledim.Nereye gidersem onlarda benimle beraberlerdi.İlaçlar beni iyice dağıtmıştı.Düşüncelerimi toplayamıyordum.Arkadaşlar da yavaş yavaş
benden uzaklaşıyorlardı.Nazlı'yı aramaktan korkuyordum.Çünkü ararsam Nazlı diye birinin olmadığını anlayabilirdim.Bir gün dayanamayıp aradım ve her zamanki yerimizde buluştuk.Ona bir yandan
başıma gelenleri anlatırken diğer yandan da çevredeki insanları süzüyordum.Yine bana gülmelerinden korkuyordum..Eğer bana gülüyorlarsa bu Nazlı'nın olmadığını gösterecekti.Evet çevredeki
insanlar yine bana alaylı bakıyorlardı ama bu defa gülmüyorlardı.Nazlı olayı beni gün geçtikçe bitiriyordu.

Bir gün anneme Nazlı'yı eve getireceğimi söyledim.Annemin gözleri kocaman oldu.Yine bir hayali eve getireceğimden korkuyordu.Ama ben kendime güveniyordum.Nazlı bir hayal değil gerçekti.
Annem isteksiz olsa da benim ısrarımla kabul etti.Öbirgün Nazlı'yla buluştuk ve ona ,"Seni biraz sonra anneme götüreceğim," dedim.Nazlı çok telaşlandı.Hazırlıksız olduğunu söyledi ama ben ısrar edince
kabul etti.Artık geri dönüş yoktu.Biraz sohbetin ardından eve doğru yola koyulduk.Sokağa gelip eve yaklaştığımızda son bir kez kulağına eğilip "Seni çok seviyorum," dedim.Eve geldik,kapıyı çaldım.Annem
kapıyı açtığında ben önden girip ayakkabılarımı çıkardım ve Nazlı'yı içeri aldım.Anneme bakıp gözlerimle Nazlı'yı işaret ederken kalbim duracaktı sanki.Annemin gözlerindeki yaşı görünce olduğum yere yığıldım.
Demek yine hayaldi...Ama annemin ağzından çıkan şu kelimeler benim için o an bir dua kadar kutsaldı; "Hoş geldin, güzel kızım,,,"


ALINTIDIR...

KIRGINIM AŞKA

 Aslında bende biliyorum konuşacak bir şeyimizin kalmadığını ve paylaşacak bir şeyimizin ortada olmadığını. Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum,bunları yazıyorum sana. Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım,sevgimi aldım avuçlarımın arasına,ona sığınıyorum. Cümlelerim kısa,kelimelerim buruk,gülüşlerim yalan ve kalbim kırık ama yazıyorum gücüm yettiğince sana. Bir ihtimal gelişine sığındığımı fark ettiysem de,engel olamadım gurursuz ama mutlu ve sabırlı hasretine. Anlık hayaller anlık mutluluklara umut oluyor biliyor musun? Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum. Çalmayan telefonuma elim gidiyor,sana hala bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum. Bende olan seni hiç kırmadım,kırmamaya çalıştım. Üşüyorum,bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı. Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok,hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında. Isınabilmek için onlara sarılıyorum. Anlamsız ve cevapsız sorular geliyor hemen,ben görmemeye çalışıyorum.
Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı aslında.Belki de bazı şeyleri görmeyi istemek gerekiyordu. Gözlerini aç desem,kapatacaksın ama kapatma gözlerini, gözlerinin içinden gelen o sıcaklıktan bari mahrum etme beni,o yeşillikte kaybolmak istiyorum, o sonsuz ve umut dolu yeşillikte.
Gözlerimi gelişlere verdim,gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş. Düşüncelerim gururlu,hayallerim,sevdam ve aşkım ise gurur tanımıyor. Gelseydin,gururumu ezip sana koşacaktım,susturacaktım içimdeki isyanı,kavgaların ortasında bir güneş gibi doğacak ısıtacaktım kalbini. Sevinçten ağlayacaktım,hiç bırakmamacasına sarılacaktım boynuna,içimdekileri dökecektim omzunda ağlarken,hasretimi giderecektim kollarının arasında. Ama gelmedin,gelmezsin,gelmeyeceksin biliyorum hiçte niyetin yok zaten.
Kendimi kandırdığımı anladığımda,gözlerimden yaşlar dökülüyordu.Evet ağlıyordum ama neye yalnızlığıma mı yoksa sensiz geçen dakikalara mı. Sen milyonlarca insan içinde,yüzlerce arkadaş,onlarca dost arasında yalnız kalmak nedir bilir misin? Ben bunları biliyorum işte hem biliyorum hem de yaşıyorum.
Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken şimdi ise ayrılığın ardından çalınan her şarkı bana umutsuzluğu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor. Sevdiğim ne kadar çok şarkı varmış bunu senin gidişinle öğrendim. Her şarkıda sen,her şarkıda ben ve her şarkıda ayrılığımız var sanki.
Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor,yenik düşüyorum bu aşk oyununa. Gittin belki de hiç gelmemiştin,ben sadece geri döndün sandım ama yanıldım. Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, ama en çok da imkansızın oldum. Her gelişimde bir kez daha kayboldum.Ağladığın,bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum. Son kez söylediğin bir şarkının nakaratı oldum. Dilinin ucuna gelip de söyleyemediğin kelimeler,ister istemez yaşadığın yanlışlıklar oldum. Yüreğinde ki aşk olmak isterken,yüreğine sığınan ve tozlanacak bir anı oldum. Söylesene bana ben gerçekte senin neyin oldummm!!!!
Sesin hep uzaktan çağırıyordu beni,bilseydim bana ait olamayan bu seslenişi sahiplenir miydim? Şimdi elimde sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür boyu içimde olacak dev bir aşk kaldı…
Kalbime söylemedim henüz gittiğini,öğrenirse onunda acı çekmesinden korkuyorum. Seni hala benimle biliyor ve hala seviyor seni ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum.,
Gittin, sevdamın yalnızlığına alışabilirim belki;ama senin uzak yolların sonunda olmaz acıtıyor içimi. Suskunluğun en büyük silahındı ve sen onunla vurdun beni. Ben alışkınım kendi yaralarımı kendim sarmaya. Asıl canımı yakan ve kalbimi acıtan unutulmak!!!! Söylesene bana unutulmak kime yakışır. Unutan sende olsan,sana bile yakışmıyor. Korkma üstüne giydirmedim bu duyguyu,unutulmayan olmak sende daha güzel oluyor biliyor musun? Görüyorsun işte sana ve aşkıma ihanet etmiyorum. Çok kırgın olsam da,yorgun olsam da sana ve aşkıma ihanet etmiyorum. Bir yaz ayında güneş bütün güzelliğiyle çıkarttı karşıma seni ve başladı büyük aşkım. Sen ‘’bitti’’ dediğinde yağmur yağıyordu,gece karanlığı çökmüştü her yer sessiz ve sakindi. aşkın canı sıkıldı ve seni benden aldı. Aradan 1 sene geçti şimdi ortada yaşanan büyük bi aşkın kırık parçaları var. Aslında o parçaları birleştirmek mümkün ama bir daha kırılırsa onları bütünleştirmek imkansız. İşte eğer ki sende inanıyorsan bir daha parçalanmayacağına ben burada ve seni bekliyor olucam…

Aşık Mısın???

* Onunla ayni ortamdayken görmezlikten geliyor ama etrafta olmadigi zaman çaktirmadan gözlerin her yerde onu ariyorsa; evet...

ONA ASIKSIN..

*O an yaninda seni her zaman güldüren biri daha oldugu halde senin gözlerin ve bütün dikkatin hala ötekinin üzerindeyse; evet

ONA ASIKSIN..

*Gittigi yerden seni arayacagini söyledigi halde telefonun bir türlü çalmiyorsa ve `acaba sagsalim oraya vardi mi?` diye için içini yiyor da sabirsizlikla telefonun çalmasini bekleyip dualar ediyorsan; evet..

ONA ASIKSIN..

*Baskalarinin upuzun maillerini ondan gelecek kisacik bir not için okumadan silip geçiyorsan; evet..

ONA ASIKSIN..

*Durmadan `hayir` o sadece iyi bir arkadas ´diyorsan, ama bir araya geldiginizde, o tanimlanamaz çekimi hissediyorsan; evet..

ONA ASIKSIN

*VE BU MESAJI OKURKEN GÖZÜNDE BIRI CANLANDIYSA; ISTEE...

ONA ASIKSIN!..


Ne Kadar da Zormuş..


Sanki bir geçmişimiz varmış gibi..
Ummak ve unutmak
Ne kadar da zormuş..



Her adını duyduğumda
Hala garip bir sevinçle gülerken,
Ne kadar da zor fırlatıp atmak seni kalbimden..



Şimdi unutmaya çalışırken seni
Artık kalbimin bir parçası olduğunu bilmek
Ne kadar da zormuş..


Ne kadar da zormuş sen tam yanımdayken
Özlemek her zerreni..
Ne kadar da zormuş atabilmek kalbimden seni..


Zaman geçiyor
Yelkovan ilerliyor..
Ama açlıan yaram kapanacağına daha da genişliyor..
Hayat neden yine bu kadar anlamsız geliyor ?
Tüm bu hayatımı kırık bir dala bağladığmı bilmek ne kadar da zor..


Artık uykusuz son gecem bu !
Bir gün yine güneşin doğacağını bildiğim ilk gecem.
Sensiz de yaşamam gerektiğini bildiğim bütün gecem..
Ne kadar da zormuş ağlamak, gülmeyi bu kadar da çok hak ederken..!


Bir sabah
Olur sımsıcak.
Yaşadığım
ve
Yaşayacağım
mutluluklar
gibi..

“ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar,kavuşmak nasıl olmaz, madem ki ayrılık var?

Hani ağlamak anadiliydi ya tüm dillerde ayrılığın
Gözlerimden kan süzüldü Gece’ye.
Siyahı delip geçen gözbebeklerim kan deryası.
Kızıldeniz utanacak h-içimdeki denizden…

“Yaradan” için Yar sevmeyi öğrettim de sana,
“Yaradan" için Yar”dan geçmeyi öğretememişim kendime
boylu boyunca yatıyor yüreğim yarda…

Bileği kesik kalemim can döküyor şimdi kağıda.
H-içimi dökmek istemiştim oysa...

infazlar sabaha karşı yapılır ya, birazdan bitecek GeCe… az kaldı, beni infazlayacağım şafakta.
Hani yüzbinlerce yıldız sönmeden sökmez ya şafaklar, son dileğim GeCeden…

Eyy GeCe!... Kurban et yıldızlarını şafağa.
Bedel olarak gözlerimin karasını göndereceğim her akşam sana…

Yarın, yevm-ül kıyam’da yanmayalım diye yanan yanlarımı bırakıyorum yanına…

Vakit yakın…
Can çekişiyorum can-ımı can yapanım.
Namlunun ucunda ayrılık, eli tetikte bekliyor günahlarım… vur emriyle vurulacak sol yanım;
“Yar” verecek “Can” kaybından…

Tütün ne ki?.. tuz bastım tırnağı sökülmüş parmak uçlarıma. On parmaklık değil bu figan!
Bin elden beşbin tırnağın sökülüp tuza bastırılmasıymış ayrılık…
Ama öyle ya, tuzu da sevmeli aşık…

Bir türlü aydınlanamayan bir gün doğdu işte.
Yüzbin yıldız pahasına söküldü şafak.
“infazı tamamdır” mührü basıldı.
Kaydım düşüldü kitab-ül aşk’tan…

düz çizgiye dönüştü çoktan yüreğimin monitöründe hayat.
Sabahın pusunda, iki yüreğin sağır edici feryadına “sus” düştü.
Pustu aşk… sus-pus bir cenaze merasimi bu satırlar…

üstad’ın dizeleri tek teselli mezar taşıma:

“ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar,
kavuşmak nasıl olmaz, madem ki ayrılık var?”...

Şehâdet Getir Cinnetime...

“ -susmak aşkın diLidir- diyen sevgiLi konuş şimdi, keLimeLerine ihtiyacım var…”


Parça tesirLi sancıLar düşüyor kaLbime…düştükçe uçurum,sancıdıkça aşk…


ve aşkLaştıkça kaLp daha çok parçaLanıyor,
hayat yakLaştıkça daha bir özLüyorum kabuL ediyorum,

GaLibimsin !!

ve ben her şeyini savaş aLanında bırakan mağLup bir komutan gibiyim şimdiLerde..


Tüm zaferLerimi sende yitirmişim, kör bir şahinin gözLeriyLe yoL arıyorum kendime, sana çıkmayacağını biLdiğim yoLLarı görmekten korkuyorum beLki de kim biLir?..




Çıkmaz sokakLarda kısır kaLıyorum döngüLere..

ve ben dönemezken kendime

LabirentLerinde kayboLmuşken, sağım sen, soLum sen, yoLum sen, yönüm sen oLmuşken, senden gayrısına yok, yokLuğuna râm oLmuşken,

susma ömrüm!...





YoL kesiL cehenneme...




Keskin bir virajsın içimde bir türLü aLamadığım..

Ne zaman geçmeye kaLksam senden, ya bir uçurum boşLuğu, ya bir şarampoL oLuyor sonum..

Uzanan eLLeri tutmuyorum..
Yüreğime taktığın aLyans tutuyor içimi, içini bırakmıyorum..
DuL bir hasrete yâd/igar kaLıyorum öteLerde
Yar dediğimi ağyar, yaban dediğimi yar sanıyorLar..
SancıLanıyorum sessizLiğine
Tam vakti;
susturucu takıLmışken yüreğime, haykıramazken, her kurşun içimi parçaLarken, infiLak ederken isyanLarım sensizLiğe,
ve akarken gözümden ırmak ırmak,
susma ömrüm!...







Ateş kesiL cehenneme...




Tüm piyonLarım tükendi

ELimde bir şah… nereye koysam kendine mat çekiyor..

CemreLer ihanet ediyor adına, AsLı hükümsüz..
kendini biLe ısıtmıyor..
Adım LâL kaLıyor zemheri ayazLarına..
d-üşüyorum..
Muhaciri değiLim gayrı bu Arafın..
Ne cennet kokabiLiyorum, ne cehennem yanabiLiyorum..
Kendimsiz bir kent kuruyorum yokLuğunun sokağına..
BaykuşLara sakinLik yapıyor kentimin ıssızLığı… sesine parazit yapan bir sesLe yıkıLıyorum . . .
Uğraşma aşk..!



KaL (n)dıramazsın; kumdan kaLeLer gibi bir rüzgarLık değiL, bir cümLeLik yıkımLarım..

BiLmem ki hangi rihter öLçer sarsıntıLarımı.. artçı seLLere verirken sitemimi,

sana “sus”arken,
öLüme “su”sarken,
MüpteLâsıyken kahramanı bıçakLanmış masaLLarın aşk için aşıkLarı ezip geçmişken,

susma ömrüm!...





Şehâdet getir cinnetime...




Öznesi sen oLan bir ömre verdim adını, ki öLüm yar oLana kadar tek yar dediğim oL diye..

sana geldim, ölüme yar etme diye.

Susma diye çırpınışLarımın tek müsebbibisin..
BiLiyorum aLdırmıyorsun, dönmeyeyim istiyorsun suLtanLığına
Ve asLında aşk’tan korkuyorsun

ZuLmetin sırtımda yama oLurken yar/aLarıma





Hani oLur da geLdiğimde bir gün kapanacaksa yüzüme şehrinin kapıLarı,

Her Lisanı LâL bırakan bakışLarım anLamını yitirecekse eğer ve eL eLini tutacaksa eLLerin, eLimde değiL yanacağım . . .






O vakit güLüp geçeceksen yangınLarıma,

Sarmayacaksan,

BenimLe kınanıp, benimLe yanmayacaksan,
Cennetten kovuLmayı göze aLmayacaksan,
Bir sözüne çöLde vaha gibi susarken öyLe umarsız susacaksan…

Sen de sus ömrüm!...





Sus!..

Sus ki, öLüm bana yar,


ben öLüme YAR oLayım…




Sen. . .


. . . . . . . toprak kesiL cesedime . . . . . . .





~ALıntı~
 

..::Bir Sevgi İletisi::..

Kadın sevdiği adama sorar: ' Neden Ağlıyorsun? '
Adam cevap verir: ' Seni daha fazla sevemediğim için.'

İşte bu yüzden bir kez daha iyi ki varsın diyorum sana.

Senin de beni sevmeni elbette çok isterim. Belki de inanmayacaksın ama, olmasa da olur. Çünkü yıllarca sevgimin öyle çok düşmanı, öyle çok muhafızı vardı ki, ben seninle onları aştım, inan varolman bile yeterli ve seni seviyor olmak bile büyük bir nimet benim için.

Ve şunu bil ki bu sevgime asla çoklarının yaptığı gibi yeteneksizliklerimi, kusurlarımı, yalnızlık korkumu, başarısızlıklarımı yüklemiyorum. Eğer öyle olsaydı, yitirmekten ölesiye korkar, seni kör bir tutkuyla sahiplenirdim.

Oysa seni bir dine bağlanır gibi değil, kendi özgürlüğümü sever gibi seviyorum.

Ey Aşk Senden Bunları Öğrendim ve Öğrenmeye Devam Edeceğim..

Her seferinde canımın acımasının biraz daha azalacagını düsünürdüm hep.
Ama azalmıyor ; yıllar geçtikçe daha da çogalıyor can acısı. Gençlik yıllarında böyle durumlarda baska seyler düsünmeye calışırdım. Hatta hatırlıyorum, ilk sevdigimden ayrıldıgımda, daha dogarusu terk edildigimde çok canım yanıyordu. Kendimi avutmak için bir yol bulmuştum; takvim yapraklarıyla oynuyordum.Her gün büyük bir özenle koparıyordum sayfaları, " ooh bir gün daha eksildi " diye.
Her gün " bugün bir dakika daha uzadı, daha geç karanlık olacak " diye. Ve her geçen gün canımın acısı daha çok azalacak diye! Ama bugün fark ettim ki herkesin çok şaşırdıgı bir sürü gereksiz bilgiyi o zamanlar ögrenmişim. Takvim yaprakları ne kadar çok sey ögretirmiş megerse bana!
isterseniz size Kırlangıç Fırtınası'nın ne zaman olduğunu söyleyebilirim ya da cemrelerin ne zaman düştüğünü...Hatta zeytinyaglı biber dolması tarif edebilirim. Öyle hafifletmiştim canımın acısını o zamanlar. Ne iyi etmişim de aşık olmuştum.
Sonra ikinci sevgilimden ayrılmıştım.Daha dogrusu yine terk edilmiştim...
Başka vücutlar istemişti canı. Çok canım yanıyordu. Kendimi avutmak için yine bir oyun bulmuştum, yazarların kronolojik sırayla kitaplarını okuyordum. Artık onu telefonla aramamam için kendimle mücadele etmem gerekmiyordu. O zamanlar anlamıştım insanın kendisiyle mücadelesinin ne kadar yorucu olduğunu!
Mesela onunla nasıl bir yerde karşılaşırım diye planlar yapmam gerekmiyordu. O zamanlar anlamıştım insanın kendisiyle oynadığı oyunların ne kadar yorucu olduğunu. Ya da telefon 10 dakika içinde çalarsa beni arayan O 'dur diye bitmek tükenmek bilmeyen on dakikalar beklemem gerekmiyordu.
Aslında o zamanlar anlamıştım on dakikanın bazen bir asır oldugunu. Yoldan geçen 3. araba kırmızı olursa tekrar barışacağız diye dilekler tutmam gerekmiyordu... O
zamanlar fark etmiştim trafikte ne kadar az kırmızı araba olduğunu!

Ama bugün fark ettim ki, bugün çok az kişinin bildiği ve okuduğu yerli roman ve hikaye yazarlarıyla o zamanlarda tanışmıştım. Nihat Sırrı Örik, Kerime Nadir, Muazzez
Tahsin Berkand, Ethem ızzet Benice, Kemal Tahir, Pınar Kür, Vedat Türkali, Orhan Pamuk ve diğerleriyle...
...Ve şimdi farkediyorum ki , ne kadar çok şey öğrenmişim o romanlardan, hikayelerden, yazarlardan... Ne iyi etmişim de aşık olmuşum...
Sonra üçüncü sevgilimden ayrılmıştım, dogrusu bu kez de terk edilmiştim.
Başkasına aşık olmuştu.
Yine canım çok yanıyordu.Kendimi avutmak için bir oyun bulmuştum, aŞk Şiirleri okuyordum, terk edilmek üzerine. Başkalarının da terk edildiğini çok canlarının yandığını görmek ve anlamak acımı hafifletiyordu sanki. ilk ben değilim terk edilen diye düşünüyordum. O zaman ezberlemiştim Atilla ilhan'dan " ben sana mecburum bilemezsin, adını mıh gibi aklımda tutuyorum " dizelerini, o zaman ezberlemiştim Murathan Mungan'ın " ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda, kirli ve umutsuz geçmişim
" mısralarını ve Ahmed Arif 'ten ve Kavafis 'ten aşk dizelerini.
Şimdi fark ediyorum ki ne çok şey öğrenmişim oşiirlerden. Ve ne iyi etmişim de AŞIK olmuşum...
Sonra uzunca bir dönem yeni bir aşkı yeni bir sevgiliyi beklemeye başladım.Çok bekledim. Sabırla.
Biliyordum gelecekti bir gün. Bu bekleme döneminde de bir oyun bulmuştum kendime. Ne kadar tiyatro oyunu varsa gidiyordum kudurmuş gibi ! Ne kadar film varsa onları
seyrediyordum hiç kaçırmadan. İşte o zamanlar öğrendim benden başka bir sürü aşk bekleyen insan olduğunu. Ve o zaman öğrendim beklemenin de bazen bir keyif olduğunu ve insana çok şey öğrettiğini... Ne iyi etmişim de beklemişim aşkı...
Hep bana soruyorlar nereden biliyorsun bu kadar çok şeyi diye, dilimin ucuna kadar geliyor, söylemek istiyorum "AŞK YÜZÜNDEN" diye ama gülerler anlamazlar diye söylemiyorum, vazgeçiyorum. Yıllar geçtikçe azalacak sanırdım canımın acısı ama azalmıyor. Ne kadar çok şey öğretmiş aşk bana. Hayat okulu dedikleri bu olsa gerek. Ya da hani derler ya; okumuş ama adam olamamış diye, sanırım okuyup da adam olamayanlar; aşktan canları yanmamış olanlar, aşkı tanımayanlar, bilmeyenler...
ŞİMDİ..... yine canım yanıyor. Ama biliyorum bu duyguyu. Geçecek! Fakat şimdi, hemen yeni bir oyun bulmalıyım kendime. Ey aşk hadi öğret bana bilmediklerimi, eksik kalanları...
takılbiraz'dan alıntıdır!!!
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
·±‡İçİmİzDeKi KaRaNlIk!‡±
Bloggum'u nasıl buldunuz????

Güzel!!!
Güzel Değil!!!
Bence Süper!!
Daha İyisini Yapabilirsin!!
Şahane!!
Tam Gohic Blog'u!!
Çok Korkunç Yaaa.=)
Benim Bloggumdan güzel!!
Tek Kelime İle Mükemmel:=)


Şu Andaki Durum
http://wampirsifen.bloggum.com TopOfBlogs
.
Image Hosted by ImageShack.us
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page