48 "gothic" etiketi kullanan gönderi (sayfa 2)"gothic" etiketi kullanan diğer içerikler resimler
,
videolar
Güzel ßir imza:=)
Renk renk maskeLerim var
Hayat GardoLabımda
Büyüdü O küçük kız!
Eski eLbiseLerim oLmuyor artık üstüme
MutLuLuk gömLekLerim sarıp sarmaLamıyor
SevinçLerim kesmiyor ayakLarımı yerden
[Artık]Üzerinde adres yazmayan bir mektubum ben
HayaLLerimse ;
boyaLarı akmış maskeLer
Hayat GardoLabımda
Büyüdü O küçük kız!
Eski eLbiseLerim oLmuyor artık üstüme
MutLuLuk gömLekLerim sarıp sarmaLamıyor
SevinçLerim kesmiyor ayakLarımı yerden
[Artık]Üzerinde adres yazmayan bir mektubum ben
HayaLLerimse ;
boyaLarı akmış maskeLer
Lane†Lenmiş bedenimin ku†saL günLeriNde
Kayıp ruhLar kendiLerine biR yoL buLuyor!!!
GünahLarım in†ihar süSü vermişken
Sağımdaki meLekLerin heRbiri ceheNnemde
Benım için dua ediyoR !!!
YanıLgıLarımı yüzüme vurmayın !
İçimdeki çocuĞun masaL saatine denk geLdi aşk
AnLadım dedim ya !
Daha fazLa yormayın
İçimdeki çocuĞun masaL saatine denk geLdi aşk
AnLadım dedim ya !
Daha fazLa yormayın
SesSizLiğimin gözyaşLarı bunLar ya Da ; şey†anın hıçkıRıkLarı
lonelyemo.com'dan alıntıdır..
GotHic Mi oLmak İstiyorsun?
En basta müzikten baslamalisin.Etrafta duran tüm gruplari, tüm sarkilarini ezbere bileceksin.Sonra az bilenenlere geçeceksin.
Anti-Tikky olman gerek! Tikky gördügüne yüzüne tükereceksin.Mumkunse giydiklerin siyah olucak. Yirtacaksin file çoraplarini, kopkoyu siyah bir makyaj yapacaksin.Somurtacaksin hep! Gulersen eger iki saniye içinde tekrar somurtacaksin.Unutma! hayat b*k, sen boksun, herkes b*k, gülmek yok.
Internetin olucak.Vampirefreaks'e üye olacaksin, doldurucaksin "Insanlardan nefret ediyorum" demeyi de unutma.Bir de msn adresin olucak.Nick'ine, kisisel iletine alabildigine karamsar seyler yazacaksin ve ingilizce olucak.Bunu da unutma.
Eger messenger, vampirefreaks (yonja da olabilir bak simdi geldi aklima!!!) üyeliklerini aldiysan bir de resmin olucak gothic gothic.. Makineyi üstte tutacak ters ters bakacaksin.Çektin mi? Harika.Goth olma yolunda hizla ilerliyorsun.
Bunlari; yapinca, dogal olarak çevrende olmaya baslayacak.Onlarla alemin en kral yerlerine gideceksin, konusacaginiz en büyük konu gruplardir ki zaten bastan hallettin bunu dimi? Yirttin gotikim benim ve bir de samimi oldugun herkese kanka diyeceksin.Sokakta görüp tanimasan, seni arasa "Gel takilalim" derse, adini bile hatirlamasan "Oo kanka naber?" diyeceksin!
Kankalarinla özlesmen gerekecek.Sigara içerlerse bakacaksin ki sende içiyorsun.Alkolse her gece alacaksin.Derslerin kötü olmali, ailenle aran bozuk olmali.Varsa yoksa müzik ve kankalar.
Bunlari; yaptiktan sonra, artik sende "çok moda olan 'gothic'" özentisi olabilirsin!
Dikkat:Bu tip insanları; sokaklarda görebilirsiniz.Çogu ozel okula gidiyordur, para boldur.
Peki gerçek gothic severlerle, özentileri nasil ayiracaksiniz?
Özenti her yerde özentidir.Zekası dusuktür, mantikli degildir, hayat görüsü yoktur ya da zirvadir.Özentiye tek laf edersiniz, tek bir elestiricik yaparsaniz, o size 10-20 kat laf eder.Dedim ya zekasi dusuktur.Kolayca anlasilir.Resmen "Ben burdayim" diye bagirir.Hizlica uzaklasin oradan! Caninizi kurtarin! Ozentiler gun geçtikçe bagisiklik kazanmaktadir.Taklit yetenekleri o kadar gelismistir ki, yaninizdakinin özenti oldugunu uzun bir zaman sonrasinda anlamaya basliyorsunuz.O yuzden uyariyorum.
Anti-Tikky olman gerek! Tikky gördügüne yüzüne tükereceksin.Mumkunse giydiklerin siyah olucak. Yirtacaksin file çoraplarini, kopkoyu siyah bir makyaj yapacaksin.Somurtacaksin hep! Gulersen eger iki saniye içinde tekrar somurtacaksin.Unutma! hayat b*k, sen boksun, herkes b*k, gülmek yok.
Internetin olucak.Vampirefreaks'e üye olacaksin, doldurucaksin "Insanlardan nefret ediyorum" demeyi de unutma.Bir de msn adresin olucak.Nick'ine, kisisel iletine alabildigine karamsar seyler yazacaksin ve ingilizce olucak.Bunu da unutma.
Eger messenger, vampirefreaks (yonja da olabilir bak simdi geldi aklima!!!) üyeliklerini aldiysan bir de resmin olucak gothic gothic.. Makineyi üstte tutacak ters ters bakacaksin.Çektin mi? Harika.Goth olma yolunda hizla ilerliyorsun.
Bunlari; yapinca, dogal olarak çevrende olmaya baslayacak.Onlarla alemin en kral yerlerine gideceksin, konusacaginiz en büyük konu gruplardir ki zaten bastan hallettin bunu dimi? Yirttin gotikim benim ve bir de samimi oldugun herkese kanka diyeceksin.Sokakta görüp tanimasan, seni arasa "Gel takilalim" derse, adini bile hatirlamasan "Oo kanka naber?" diyeceksin!
Kankalarinla özlesmen gerekecek.Sigara içerlerse bakacaksin ki sende içiyorsun.Alkolse her gece alacaksin.Derslerin kötü olmali, ailenle aran bozuk olmali.Varsa yoksa müzik ve kankalar.
Bunlari; yaptiktan sonra, artik sende "çok moda olan 'gothic'" özentisi olabilirsin!
Dikkat:Bu tip insanları; sokaklarda görebilirsiniz.Çogu ozel okula gidiyordur, para boldur.
Peki gerçek gothic severlerle, özentileri nasil ayiracaksiniz?
Özenti her yerde özentidir.Zekası dusuktür, mantikli degildir, hayat görüsü yoktur ya da zirvadir.Özentiye tek laf edersiniz, tek bir elestiricik yaparsaniz, o size 10-20 kat laf eder.Dedim ya zekasi dusuktur.Kolayca anlasilir.Resmen "Ben burdayim" diye bagirir.Hizlica uzaklasin oradan! Caninizi kurtarin! Ozentiler gun geçtikçe bagisiklik kazanmaktadir.Taklit yetenekleri o kadar gelismistir ki, yaninizdakinin özenti oldugunu uzun bir zaman sonrasinda anlamaya basliyorsunuz.O yuzden uyariyorum.
NOT:Bu yazıyı ben yazmadım alıntı yaptım..Kişisel bir yazı ama kısaca mükemmel ama...http://gothictr.blogcu.com/'dan alıntı yaptım.Uğramanızda fayda var.Güzel bir gothic blog sitesi...Kendisine bu yazı için teşekkür ederim.Lütfen alıntı yaparken vermiş olduğum adresi kaynak olarak gösteriniz.Emeğe saygı..Herkese kolay gelsin..l
Gotik sözcüğü...
Gotik sözcüğü, herkeste genellikle güzel çağrışımlar uyandırır: katedraller, kiliseler, sivri kuleler, eski tarz bir
dekorasyon.Oysa, bu sözcüğü ilk kez kullanan Rönesans dönemi İtalyan sanatçıları için Gotik terimi oldukça değişik bir
anlam taşımış ve klâsik biçimlere karşı çıkan Kuzeyli barbarların, özellikle Cermen kökenli halkların kültürünü
simgeleyen bir sözcük olarak geçerlik bulmuştur.
Gotik sözcüğü ilk önceleri Rönesans olgusunun dışında kalan tüm barbar kültürü ifade etmek için kullanılmıştı. Ancak
sonradan, bu kültür daha iyi anlaşılıp, takdir edilmeye başlanınca daha dar bir anlamda, yalnızca mimari bir biçimi
belirtmek amacıyla kullanılır oldu. Daha yakın dönemlerde ise, halk dilindeki anlamıyla, tümüyle dinsel yapılarla,
özellikle katedraller ile bağdaştırılan bir terim haline geldi. "New English Dictionary" (Yeni İngilizce Sözlük) Gotik
sözcüğü için şu tanımı vermektedir:
"Batı Avrupa’da XII. yüz yıldan XVI. yüz yıla kadar yaygın olan mimari stil için kullanılan terim. Stilin temel özelliği
sivri kemerlerdir. Aynı zamanda mimari ayrıntılarda ve süslemede de uygulanmıştır".
Aslında bu tanım yeterince kesin değildir. Mimarlık tarihi uzmanlarından bir çoğu, Gotik stilin temel özelliğinin sivri
kemerler olduğunu kabul etmeyip, farklı kuramlar ileri sürebilirler. Ayrıca, Gotik stili yalnızca mimarlığa özgü olarak
kullanmak da pek doğru değildir. Zira Gotik yalnız yapılar için değil; mobilyalar, giysiler, süslemeler, hatta mutfak aletleri
ve davranış biçimleri için bile geçerli bir kavramdı. Ne var ki, günümüzde kilise yapılarının dışında Gotik stilden geriye
hemen hiç bir şey kalmamıştır.
Gotik ortaya çıkana dek Batı Avrupa’daki tüm yapı biçimlerinin temelini oluşturan "Romanesk" mimarlık oldukça basit
bir ilkeye bağlıydı ve özünü eski bazilika inşaatlarından almıştı. Bu ilke, dört duvar üzerine oturtulan düz bir çatıdan
ibaretti. Eğer çatı kubbeli ya da çıkıntılı olursa, yan ağırlıkları taşımaları için duvarların kalınlaştırılması gerekliydi. Bu
nedenle, geniş iç mekânlar gerektiren büyük yapılarda duvarlar fazlasıyla kalın yapılıyordu. Duvarların yeterince sağlam
olması için ise pencerelerin pek küçük olmaları gerekiyordu. Sonuç olarak, Romanesk yapılar bodur ve hantal
görünümlü, iç mekânları karanlık ve hüzünlü yapılardı.
Gotik mimarlar, iç mekânlarda yeterli genişliği sağlayan sivri ve yüksek kemerler kullanarak, Romanesk yapıların
uygunsuz koşullarından kurtulma çaresini bulmuşlardı. Üstelik kemerli payandalar kullanarak yan ağırlıkları
desteklemesini de biliyorlardı. Bu sayede, duvarların üzerindeki büyük yük azaltılmış oluyordu. Açılan büyük pencereler
ve kullanılan renkli camlar iç mekânların tatsız karanlığını ve hüznünü yok ediyordu. Zamanla, yapıyı oluşturan çeşitli
öğeler; kemerler, payandalar, sütunlar ve duvarlar, tıpkı bir makinenin gerekli parçaları gibi, bütün halinde uyumlu bir
sistem biçimine dönüştü. Yapının çeşitli öğelerini uyumlu bir biçimde örgütleyen bu bütüncül sistem Gotik stilin özünü
ve Romanesk stilden ayrılmasını sağlayan ana niteliğini oluşturdu. Kemerler, payandalar, sütunlar gibi teknik özellikler
stili belirlemede ikinci plana düştü.
Violet-le-Duc’ün ünlü Gotik tanımına göre; "tümüyle Romanesk stilden ayrı evrimleşmiş olan Gotik stilin ayırt edici
özelliği, yapının tüm karakter ve görkeminin titizlikle örgütlenmiş ve içtenlikle uygulanmış bir sisteme bağlı
olmasındadır".
Moore’un tanımlamasına göre; "Gotik mimari kısaca, payandalar ve ayaklar tarafından taşınan bağımsız bir kemerler ağı
ile bunların üzerine oturtulmuş bir çatının oluşturduğu bir yapı sistemidir. Yapının tüm dengesi, ağırlık ve karşı-ağırlıklar
sayesinde sağlanmıştır. Tüm sistem, mimari koşullara ve sanatsal formlara uygun, konularını doğadan alan yontularla
bezenmittir. Gotik, dinsel inanç ile esinlenmiş, ulusal ya da yöresel tutkularla uyarılmış laik zanaatkârların ürünü olan
yaygın bir kilise mimarisidir".
Moore, Gotik’in anahtarını payandalarda bulur. Diğer uzmanlar farklı kuramlar sunarlar. Porter’a göre temel nitelik
kemerli çatıdır. Phillips sivri kemerlerin tüm sistemin özü olduğunu ileri sürer. Gould için, en üstün değer taş çatılardadır.
Oysa Lethaby, Gotik stilin özünü bu tür teknik özelliklerden çok, yapının genel Orta Çağ karakterinde bulmaktadır.
dekorasyon.Oysa, bu sözcüğü ilk kez kullanan Rönesans dönemi İtalyan sanatçıları için Gotik terimi oldukça değişik bir
anlam taşımış ve klâsik biçimlere karşı çıkan Kuzeyli barbarların, özellikle Cermen kökenli halkların kültürünü
simgeleyen bir sözcük olarak geçerlik bulmuştur.
Gotik sözcüğü ilk önceleri Rönesans olgusunun dışında kalan tüm barbar kültürü ifade etmek için kullanılmıştı. Ancak
sonradan, bu kültür daha iyi anlaşılıp, takdir edilmeye başlanınca daha dar bir anlamda, yalnızca mimari bir biçimi
belirtmek amacıyla kullanılır oldu. Daha yakın dönemlerde ise, halk dilindeki anlamıyla, tümüyle dinsel yapılarla,
özellikle katedraller ile bağdaştırılan bir terim haline geldi. "New English Dictionary" (Yeni İngilizce Sözlük) Gotik
sözcüğü için şu tanımı vermektedir:
"Batı Avrupa’da XII. yüz yıldan XVI. yüz yıla kadar yaygın olan mimari stil için kullanılan terim. Stilin temel özelliği
sivri kemerlerdir. Aynı zamanda mimari ayrıntılarda ve süslemede de uygulanmıştır".
Aslında bu tanım yeterince kesin değildir. Mimarlık tarihi uzmanlarından bir çoğu, Gotik stilin temel özelliğinin sivri
kemerler olduğunu kabul etmeyip, farklı kuramlar ileri sürebilirler. Ayrıca, Gotik stili yalnızca mimarlığa özgü olarak
kullanmak da pek doğru değildir. Zira Gotik yalnız yapılar için değil; mobilyalar, giysiler, süslemeler, hatta mutfak aletleri
ve davranış biçimleri için bile geçerli bir kavramdı. Ne var ki, günümüzde kilise yapılarının dışında Gotik stilden geriye
hemen hiç bir şey kalmamıştır.
Gotik ortaya çıkana dek Batı Avrupa’daki tüm yapı biçimlerinin temelini oluşturan "Romanesk" mimarlık oldukça basit
bir ilkeye bağlıydı ve özünü eski bazilika inşaatlarından almıştı. Bu ilke, dört duvar üzerine oturtulan düz bir çatıdan
ibaretti. Eğer çatı kubbeli ya da çıkıntılı olursa, yan ağırlıkları taşımaları için duvarların kalınlaştırılması gerekliydi. Bu
nedenle, geniş iç mekânlar gerektiren büyük yapılarda duvarlar fazlasıyla kalın yapılıyordu. Duvarların yeterince sağlam
olması için ise pencerelerin pek küçük olmaları gerekiyordu. Sonuç olarak, Romanesk yapılar bodur ve hantal
görünümlü, iç mekânları karanlık ve hüzünlü yapılardı.
Gotik mimarlar, iç mekânlarda yeterli genişliği sağlayan sivri ve yüksek kemerler kullanarak, Romanesk yapıların
uygunsuz koşullarından kurtulma çaresini bulmuşlardı. Üstelik kemerli payandalar kullanarak yan ağırlıkları
desteklemesini de biliyorlardı. Bu sayede, duvarların üzerindeki büyük yük azaltılmış oluyordu. Açılan büyük pencereler
ve kullanılan renkli camlar iç mekânların tatsız karanlığını ve hüznünü yok ediyordu. Zamanla, yapıyı oluşturan çeşitli
öğeler; kemerler, payandalar, sütunlar ve duvarlar, tıpkı bir makinenin gerekli parçaları gibi, bütün halinde uyumlu bir
sistem biçimine dönüştü. Yapının çeşitli öğelerini uyumlu bir biçimde örgütleyen bu bütüncül sistem Gotik stilin özünü
ve Romanesk stilden ayrılmasını sağlayan ana niteliğini oluşturdu. Kemerler, payandalar, sütunlar gibi teknik özellikler
stili belirlemede ikinci plana düştü.
Violet-le-Duc’ün ünlü Gotik tanımına göre; "tümüyle Romanesk stilden ayrı evrimleşmiş olan Gotik stilin ayırt edici
özelliği, yapının tüm karakter ve görkeminin titizlikle örgütlenmiş ve içtenlikle uygulanmış bir sisteme bağlı
olmasındadır".
Moore’un tanımlamasına göre; "Gotik mimari kısaca, payandalar ve ayaklar tarafından taşınan bağımsız bir kemerler ağı
ile bunların üzerine oturtulmuş bir çatının oluşturduğu bir yapı sistemidir. Yapının tüm dengesi, ağırlık ve karşı-ağırlıklar
sayesinde sağlanmıştır. Tüm sistem, mimari koşullara ve sanatsal formlara uygun, konularını doğadan alan yontularla
bezenmittir. Gotik, dinsel inanç ile esinlenmiş, ulusal ya da yöresel tutkularla uyarılmış laik zanaatkârların ürünü olan
yaygın bir kilise mimarisidir".
Moore, Gotik’in anahtarını payandalarda bulur. Diğer uzmanlar farklı kuramlar sunarlar. Porter’a göre temel nitelik
kemerli çatıdır. Phillips sivri kemerlerin tüm sistemin özü olduğunu ileri sürer. Gould için, en üstün değer taş çatılardadır.
Oysa Lethaby, Gotik stilin özünü bu tür teknik özelliklerden çok, yapının genel Orta Çağ karakterinde bulmaktadır.
Gothic Resim (Devamı yarın:=)
Goth Crow....

KARGALAR
Ezop un fabllarında kötü sesiyle egosuna yenilip tilkiye peyniri kaptıran kargalar,kendilerinin hiç de küçümsenecek bir tür olmadığını çoktan ispatladılar.
Biz, kargaları, yavrularına saldıran şişman kedileri kovalarken, balkondan cevizleri aşırıp yerken, yaralı cinslerinin başında sürüler halinde nöbet tutarken görenler; hayalet yüzüyle Brandon Lee nin The Crow da siyah mağrur kanatlarıyla dolunaya uçan ataları, kuzgunları anımsarız.
Tevrat ta Hz. Nuh un tufandan sonra gemiden saldığı ilk hayvan kuzgun, Kuzey Amerika yerlilerinin anlatılarında, Dünyanın yaratılışında bulunmuş ve beyaz tüyleri ateşle kararmış ruhlardır. Ay kuzgunlarının ruhu Kewkwaxawe, med-ceziri ve dolunayı halkına hediye etmiştir. İslam ezoterizminde tekinsizliğinden bahsedilir ancak kendi cinsleri önünde çiftleşmeyen mahremiyetiyle ayrı tutulmayı hak eder.
Kelt Diyarlarında Tanrı Brain ve Tanrıça Morrigan nın cesur yoldaşı, kuzeyde Tanrı Odin e habercilik yapar, Kuzey denizlerinin fırtınalarında Viking yelkenlerinde kuzgun kanatları dalgalanır. Pagan Dünyanın doğaya duyduğu saygı ve değer Avrupa da Hıristiyanlıkla beraber parçalanırken, Tanrıçanın kuzgunu Ruhunu korur, avlanır, yakılır, katledilir ama kaybolmaz, Roma nın bayrakları altında General Marcus Valerius Corvus miğferinde Kuzgunla savaşacaktır.
Mitlerin devamında, Bekleyen kuzgunları varsa yıkılmayacak Londra Kulesi nin şehrinde William Shakespeare, Macbeth ve Othello da kuzgunları anlatmış, Edgar Allan Poe nun muhteşem gotik şiirinde (The Raven) kuzgun konuşmuş, Charles Dickensın Barnaby Rudge’da Grip adını almıştır.
Bozulan Ekolojik sistem içinde en yaşlı türlerden kuzgunlar, ehlileştirilemez ve insanlardan uzak durarak soyunun devamını sağlar. Bugün her yerde insanlarla beraber yaşayan, kargalar üreme ve beslenmeleriyle insan yaşamında kendilerine yer açmış ve belki deforme bir evrim geçirmiştir.
Kendi leşini yemekle suçlanan kuzgunun vahşi içgüdüsü, insanın yok eden, tahrip eden zalimliliğinden daha kötü olabilir mi? Temsil ettiği enerjiden korkarak putları yok ettiğini sanan, sadece kendini putlaştıran insan, doğanın ruhunu ele geçirebilir mi? Doğayı ehlileştirmek yerine doğayla ve doğasıyla barışabilir mi?
Eskimolar avlanırken hala kuzgunu çağırır: Tseek aal, sits a nohaaltee ogh (Büyükbaba bana bir bohça bırak) Evet! Hem gece kimin gözleri kuzgundan daha iyi görebilir ki?
Alıntı:http://icimizdekikaranlik.ace.st/
Gothic bi kızın ölmeden önceki mektubu..! )':
Affedin beni hepiniz,..
Özür dilerim yapmamalıydım..
Merak ediyorum kaç kişi üzülüyor arkamdan?
Arkamdan konuşanların hepsi ağlıyor mu ardımdan?
Bileğimi kesen jiletten daha keskin sözleriniz ve siz,
Damarlarımdan çıkan ve artık özgürlüğün tadını çıkaran kanımdan daha da iğrençsiniz!..
Bilir misiniz o duyguyu?
Yalnızlığın çaresizliğin zirveye ulaştığı o an!?
Düşünmezsin başka bir şey, çekip gitmekten başka..
Ağlarlar belki 2 belki de 3 gün..
Karanlık odana yayılmış kan kokusu çeker sadece onlrı sana..
Ve o gece odanda öyle bulunduğunda...Ağlarlar mı?
Ya sen anne?
Öper miydin uzun zamandır öpmediğin kızının ölüsünü, sarılır mıydın kanlar içinnde kalacağını bile bile?!
Özür dilerim anne..
Üzerine bir şey döktüğümde kızdığın halı şimdi kanlar içinde..
Çıkmayacak lekeler bunlar..
Çaresizliğimin lekeleri..Özür dilerim..
Peki baba,ya sen?
Ne düşünüyorsun,yoksa beni mi,neden yaptım diye mi?
Bırak açıklayayım..
Hayat baba...Ve bu acımasız şeyi her daim güzel ya da kötü yaşayan insanlar...
Ağlıyor musun baba??
Yapma lütfen artık bi kişi daha çıktı hayatından sevmek zorunda olmadığın..
Karanlığıma kızardın baba..Kötü değildim ben, karanlık kötülük değildir.. Umutsuzluktur, renklerin boşluğa düştüğü andır..
Bırakın karanlığınız olayım ebediyen..
Senden bir isteğim var anne..
Gir odama,evet şimdi..Orda beni bulacaksın..
Gördün mü bak internetteyim gene..
Kızma anne nolur kızma..
Ve geliyorum sana, sarılmaya.. Kaçma nolur kaçma..
Ölü bedenim zarar vermez sana....
Ya da çık odadan korkuyorsun benden,ruhumdan..
Ben hep burda olacağım,
Cehennem azabını her zaman çektiğim yerde..
Bırak kanlarım dursun yerde güç alıyorum
Not:http://icimizdekikaranlik.ace.st/'den alıntıdır..
Özür dilerim yapmamalıydım..
Merak ediyorum kaç kişi üzülüyor arkamdan?
Arkamdan konuşanların hepsi ağlıyor mu ardımdan?
Bileğimi kesen jiletten daha keskin sözleriniz ve siz,
Damarlarımdan çıkan ve artık özgürlüğün tadını çıkaran kanımdan daha da iğrençsiniz!..
Bilir misiniz o duyguyu?
Yalnızlığın çaresizliğin zirveye ulaştığı o an!?
Düşünmezsin başka bir şey, çekip gitmekten başka..
Ağlarlar belki 2 belki de 3 gün..
Karanlık odana yayılmış kan kokusu çeker sadece onlrı sana..
Ve o gece odanda öyle bulunduğunda...Ağlarlar mı?
Ya sen anne?
Öper miydin uzun zamandır öpmediğin kızının ölüsünü, sarılır mıydın kanlar içinnde kalacağını bile bile?!
Özür dilerim anne..
Üzerine bir şey döktüğümde kızdığın halı şimdi kanlar içinde..
Çıkmayacak lekeler bunlar..
Çaresizliğimin lekeleri..Özür dilerim..
Peki baba,ya sen?
Ne düşünüyorsun,yoksa beni mi,neden yaptım diye mi?
Bırak açıklayayım..
Hayat baba...Ve bu acımasız şeyi her daim güzel ya da kötü yaşayan insanlar...
Ağlıyor musun baba??
Yapma lütfen artık bi kişi daha çıktı hayatından sevmek zorunda olmadığın..
Karanlığıma kızardın baba..Kötü değildim ben, karanlık kötülük değildir.. Umutsuzluktur, renklerin boşluğa düştüğü andır..
Bırakın karanlığınız olayım ebediyen..
Senden bir isteğim var anne..
Gir odama,evet şimdi..Orda beni bulacaksın..
Gördün mü bak internetteyim gene..
Kızma anne nolur kızma..
Ve geliyorum sana, sarılmaya.. Kaçma nolur kaçma..
Ölü bedenim zarar vermez sana....
Ya da çık odadan korkuyorsun benden,ruhumdan..
Ben hep burda olacağım,
Cehennem azabını her zaman çektiğim yerde..
Bırak kanlarım dursun yerde güç alıyorum























































