| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Icimizdeki KaranLIK
Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamıyorum.ßilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
Hêr §ïÿâh Gïÿêñ SA†ANİS† Ø£mâz!!!
_Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık!‡±::..

±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

19 "gotik" etiketi kullanan gönderi (sayfa 2)"gotik" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Gotik Mimari

Ateşli bir şekilde Grek idealini savunan Karl Friedrich von Schinkel, "Gotik'in Antikite'yle arındırılması"ndan, Faust ile Helena'yı tiyatroda bir eğretilemede birleştiren Goethe gibi bir üslûplar birleşmesinden söz ediyordu.

Novalis, "Bizim bir yükümlülüğümüz var, dünyayı biçimlendirmek için görevlendirildik" diyordu. Gotik için, Klasisizm'in yanında görünmek dönemiydi. Klasisizm'in temel biçimsel öğretisine ve uluslar-üstücülüğüne, gotik, daha yükseğe yönelerek, dinamik ve aşkın biçimiyle karşı koyuyordu; romantik düşünceye göre, soyluluğu, saflığı ve gerçeği simgeleyen biçimle. Gotik, kendi "klasik" görüşüne karşı çıkan romantizmin "romantik" görünümüdür. (Aynı şekilde, "romantik" Klasisizm ve "klasik" Klasisizm'den söz eden birçok kuramcı, Romantizm'de Klasisizm'in bir değişkeni görmek istemişlerdir).

Demek ki birbirine koşut iki olgu söz konusu: Bir yanda, Batı için şanlı bir antik geçmişin anısı; öte yanda, Ortaçağ Almanya'sının büyüklüğünü anımsayan tarihsel bilinç. Romantizm yoluyla kendi geçmişinin bilincine varmanın en doğrudan sonucu, hiç kuşkusuz, Alman katedrallerinin tamamlanması oldu; bu hareket, Fransa'da kendi mühendislik kuramlarını katedrallerinin yapımına ve restorasyonuna uygulayan Eugene-Emmanuel Violletle-Duc'ün (1814-1879) bilimsel ve teknik çalışmalarında ortaya çıktı.

Almanya'da, 1804 yılına doğru, çok viran durumda bulunan Köln katedralinin onarımına başlandı. Daha sonra, Ortaçağ taslaklarına dayanarak, katedrali tamamlama planları yapıldı. Söz konusu katedral, bu yıllar boyunca, Alman düşünce ve sanatının simgesi durumuna geldi. Katedrali tamamlamak kararı Almanlar'ın coşmasına yol açmakla kalmadı, aynı zamanda, bir ulusun bilinçsel güçlenmesine de katkıda bulundu. Bu çalışmanın çevresinde oluşan hareket, burjuva sınıfına kendi kurucu rolünü güçlendirmek ve kendini bu tamamlama çalışmalarının ustası olarak ortaya koymak için gerekli olan itici gücü sağladı.

Bu durum gotik için bir şans yarattı: XVIII. yüzyılın ortalarında İngiltere'de Wörlitz'in Gotik Ev'i ve Viyana'nın Franzensburg örneklerinde görüldüğü gibi, ortamdan esinlenen bir romantik gotikten, gerçekten "gotik" olan bir gotik doğdu. Aslında neogotik ile ilk romantizmin gotiği arasında büyük bir fark vardı. İngiltere'deki Gothic Revival, gerçekte, Sir Horace Walpole gibi yazarların ürünü, siyasal bir içeriği olmayan bir düşünsel girişimdi. Teknolojisi de çok farklıydı: Örneğin Walpole kendi sair barınağı için gotik sanatın uzman işçilerine değil de Robert Adam�ın atölyesinde yetişmiş Londra'lı modern ustalara başvurmuştu. Bir İngiliz eleştirmen daha 1753 yılında, gotik modasının düşünsel yanının XVIII. yüzyıl "İngiliz" akımlarına gereğinden çok denk düştüğünü saptamıştı; demek ki gerçek bir gotik değildi bu, ama daha çok "chinoiserie" (yararsız ve aşırı karmaşıklık) modasına benzeyen bir modaydı.

Tarihselciliğin neogotik'i daha çok bu eğilimi onaylamıyordu. Hatta katı kopyalarıyla, gotikten "daha gotik" görünüyordu; ve Heinrich von Ferstel, imparator Franz Joseph'e karşı girişilen başarısız suikastin anısına, Viyana Votivkirche'sini (1856-1879) tasarladığı zaman, modellerine ve Fransız katedrallerine öylesine kesinlikte uydu ki, yöntemli gelenekçiliği, ideal bir gotiğe ulaşmayı amaçladığı için, gerçek gotikte bulunan bakışımsızlığı (simetrisizliği) düzeltmeye götürdü kendisini. Bu da haklı olarak, tarihselciliğin eleştirmecilerinin, Heinrich von Ferstel'in geleneksel kurallara sıkı sıkıya bağlı seçmeciliğini (eclectisme academique) kınamalarına olanak sağladı

son 8 yazı http://icimizdekikaranlik.ace.st/'dan alıntıdır

   

Gothic Stilini Kim Buldu ?

Gotik’in nerede ve ne zaman başladığı konusunda mimarlık tarihçileri arasında büyük görüş farklılıkları vardır. Gotik
stili yaratma onurunu kendi ülkelerine mal etmeyi arzulayan İngiliz yazarlar, ilk örneğin Durham’da 1100 yılları civarında
ortaya çıktığını ileri sürmektedirler. Oysa ayrıcasız olarak tüm Fransız yazarlar, Gotik’in başlangıcının Paris ve çevresinde
gerçekleştiğini savunmakta ve ilk Gotik anıtın, yapımına 1140 yılında başlanan Saint Denis Manastır Kilisesi olduğunu
söylemektedirler. Çağdaş yazarların büyük çoğunluğu Fransız kuramını kabul etme eğilimindedirler. Porter, yeni stilin
1063 yılında Paris’te başladığını ve doruk noktasına 1120 yılında Amiens nefi (orta sahını ) ile ulaştığını belirtir.

"Roman and Medieval Art" (Roma ve Orta Çağ Sanatı ) adlı kitabında Goodyear, Gotik stilin başlangıcı ve gelişmesi
hakkında şunları dile getirir: "Gotik’in "erken", "orta" ve "geç" dönemleri olduğu belirtilir. Oysa, bu dönemler arasında
kesin sınırların bulunmadığı bilinmelidir. Genel olarak XII. yüz yılda Gotik Fransa’da başlamıştır ve diğer ülkelerde XIII.
yüz yıl öncesinde bu stile rastlanmaz. XIII. ve XIV. yüz yıllar Gotik stilin yetkinliğe ulaştığı dönemlerdir. XV. yüz yılda
ise göreli olarak gerileme görülür. Hem Almanya ve hem de İngiltere’de Gotik XIII. yüz yılda ortaya çıkmıştır. Halbuki
İtalya, Gotik’i asla tümüyle kabullenmemiştir. İngiltere, Gotik stilde en yoğun yerel ve ulusal uygulamaların yapıldığı
ülkedir ve bu nedenle İngiltere’de Gotik’in ikinci el olarak, bir taklit biçiminde uygulandığı aşikârdır. Biçimsel güzellik
ve genel çekicilik açısından İngiliz katedralleri diğer tüm ülkeler ile yarışabilirler; ancak Gotik’in ortaya çıkıp gelişmesi
açısından öncelik Fransızlara ait olmuştur."

Acaba Gotik mimarlar bu yeni sanatın gizlerini nereden türetmişler?


Bu konuda da, çok sayıda farklı kuramlar mevcuttur ve pek aklı başında savların yanı sıra oldukça saçma olanlara da
rastlanabilir. Lascelles, mimarların sivri kemerleri Nuh’un Gemisinden öğrendiklerini ileri sürmüştür. Stukeley, yeni
yapı ilkelerinin Druid’lerin mağaralarını taklit etmeye çabalarken keşfedildiğini savunur. Ranking’e göre Gotik stil,
temelde Gnostik bir karakter taşımaktadır. Christopher Wren, Gotik’in Araplardan alındığını söylemiştir. Findel’e göre,
Gotik sanatı bulma onuru Cermen kökenli halklara aittir. Scott bu kurama katılmakta, ancak Fransa ve İngiltere’ye
yayılmasını "Comacine Ustaları"na bağlamaktadır. Lewis, bu denli açık ve kesin ilkelerin ancak tek bir kişi tarafından
oluşturulabileceğini düşünür ve Gotik sanatın keşfi onurunu Fransa kralı Şişman Louis’nin başbakanı Suger’e verir.
Pownall, Gotik’in ağaç oymacılığından türediğini belirtir.

Günümüz sanat tarihçilerinin genelde birleştikleri kuram, Gotik’in zamanla ve ustadan çırağa sözlü eğitim ile evrimleştiği,
kaçınılmaz olarak dönemin mimari ve toplumsal koşullarından etkilendiği biçimindedir. Bu kurama Gould da şu sözlerle
katılır: "Gotik, bir taklit ya da çalıntı değil, özgün bir stildir. Avrupa’nın çeşitli yörelerinde hemen hemen eşzamanlı olarak
belirmiş ve zamanla gelişmiştir."

ayrıca;


Gotik, kendine has özelliği olan bir sanat anlayışı ve yazı şekli. Gotik yazılar ilk baskı denemelerinde denenmiş çoğunlukla Almanlar tarafından kullanılan bir yazı stilidir. Gotik sanatı 12. yüzyılın ikinci yarısında Romanik sanatının değişmesiyle, Latin sanatına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Mimaride ilk çıkış yeri Fransa diyenler varsa da Avrupa'nın çok yerinde aynı zamanda rastlanmış ve bütün Hıristiyan batı dünyasına yayılmıştır. Her ülke Gotik sanatında zevkine uygun değişiklikler yapmıştır. Avrupa'nın sanat merkezi kabul edilen İtalya'da ise pek tesiri görülmemiştir. İngiltere'de sütunları çoğaltan ve kubbenin altında onları yelpaze gibi açan bir dikey üslüba bağlıdır. İspanya'da Gotik sanatının Arap motifleriyle birleşmesinden meydana gelen müdeccer (mudejar) üslubu doğmuştur. Gotik sanatı Avrupa'nın kuzeyinde 16. yüzyılın başlangıcına kadar sürmüştür.

Gotik sanatının mimarları, ağırlığın itme kuvvetini ve yönünü tesbit ederek, baskıyı kemerlere ve fil ayaklarına aktardılar. Böylece yapının tamamı dengeye faydalı olan elemanlara bağlandı. Ağırlığa tamamiyle hakim olan Gotik mimarisinde yapılar, sanki yükselerek uçuyormuş gibi bir his verir.

Gotik tarzının önemli özelliği sivriliktir. Roma mimarisindeki yaygın kubbeler yerine, dilimli kubbeler, yuvarlak kemerler yerine, sivri ve birbirini kesen kemerler kullanılmıştır. Dini yapılarda aranan diğer bir husus ise büyüklük ve yücelik hissinin uyandırılmasıdır. Pencerelerin bol olması, pencere camlarının renkli olması, çatılardaki okumsu kuleler dikkati çeken diğer özelliklerdir.

Gotik tarzı, yalnız mimarlıkta tesirli olmayıp; süs ve gündelik eşya resim ve yazıda heykelcilikte de etkili olmuştur. Gotik mimarlık ise daha ziyade katedral, kilise, manastır gibi dini yapılarda tesirini göstermiştir.

Gotik mimarisinin başlıca eseri katedraldir. 13. yüzyılda toplum adeta bütün heyecanını ve zenginliğini katedral yapmaya ve süslemeye harcamıştır. Paris'te Notre Dame ve Amiens bunlardandır

Gothic nickler

Dönüş yoqqi her hatadan gözlerde btmişse yürekte aranmaz inan sna deli gbi aşıkken kybettiin aşkına yan seni çok sewmiştm inan!!!


Kanayan yaralarına kan dursun die başka bedenler basarsan mikrop kaparsın...!!...


enjekte eddim tüm hayallerimi karanlıaaa...!!!
aydınlıın hapsolduu karanlıında ösgür bırakıldıı yerde son çırpınışları ruhumun



Sizøfrenik Ruhum intihara meyiLLi....õLmek iStiyør øLemiyøRum..


Ciqlik iStiyør kuLaklarim..ya atmaLi deRinden yada attirmaLi derinLerden!?


Ruh ’um kârânLîk'Lârâ , ßêdênîm sana âît...


NeFreT ve aCıNın biRLeşimiYim Ben aĞLaMak FeLseFeM öLdüRMeK eĞLenCeM...


tahta tekerleklerle ceset taşıorlar,
cesetlerin bazıları yaşıorlar...
cesetler bi daa ölmckler,
cesetler gerie dönmicekler!



Hayallerim var gerçek olmayan, umutlarım var bir türlü hayallerime ulaşamayan, bir sevdiğim var uzaktan bile görülmeyen, bir derdim var çaresi ölüm olan...


''Hep İçiNe ataN , hç bişei kafasıNa taKmıyo Gibi görüNen , MutLuLuk roLü oyNayaN kız , artK roLüNü İyi oynayaMıyoR''


daha da sessizleşiyorum her geçen günde daha da hissizleşiyorum her hissizleştiğimi fark ettiğimde...


ölüm yine aynı yerde aynı saatte çıktı karşıma ama bisey eksikti ve ben hala gülmekteydim çünkü sen çoktan ölmüştün


Yine Dert,Tasa,Keder Herşey ßeni ßuLur Hayatın AnLamı ßumudur




YaLnız Yaqmur Yagdığında Séwiyorum ßu Şehrin InsanLarını.. ,, Herkésin Yüzü Gözü IsLaq ßaşLarı Egik.. ßenim H£p oLdugum GiBi



Tutamadıgım éLLér éLLérin oLdu
Anné,kücükkén ßi yérim acıınca
öpimmdé gcsin dérdin ya..
KaLBim acıo anné hadi öpté gcsinn



Yürüdüğümüz yoLLardan geçtim fark; yaLnızLık.. Şimdi tek başıma odamdaym, soğuk we karanLık..!



ßitmez dediğim her $ey bitti, gitmez dediğim herkesin gittiği gibi..


ÖLmek için sebebim Yoq AmA yasamaq İçİNdE SINIRDAYIM

Kafayı yemiş düşlerim ve ben

ZıLqıtLarı AqıtLarın Kucaqına Bırakan Bir Şehirde Yaşlenıyorum Hüzne. Aqıt Yakmayı biLmeyen qencLiqim. Acı DemLiyor diLinde



TabutLara Sıqamayacak Kadar intihar Var. Seytanın Siparişi


Uzak Durun DüşLerimden. Cekin Terapi OrduLarınızı


Dü$Lermde pusLu ßi intikam biLeklermde ßayat ßir intahar øySa öLünücek ßir$ey yokmu$ Sen qidnce ya$anacak ßi$ey øLmadıqı kadar!


Bir cinayetten ibaret katlettiğin satırlarım..


ßέηi †aηЯidaη qέLέη мέsajLaЯLa iKηa έ†мέyέ caLi$мa !.. KέηDi i$LέDiqiη quηahLaЯLa ßέηi su¢LuyoЯsuη...


Merdivenlerden çıkarken orada olmayan bir adama rastladım..bugün de yoktu orada!..keşke,keşke hiç gelmese...


Birgün bu eğlenceli ışıklar bitecek..yalnızlık gerçek demek..gerçek bizi çekecek!!!..


Bizden nefret edin çünkü sizden değiliz,arkamızdan hep küfredin kendimize kefiliz,dünyalarımız farklıdır anlaşamıycaz eminiz..asadan ölümü çıkaran üstadın nesliyiz biz


ÇığLık atmaK istiyor içimin DerinLikLeri // ßu korkunç sessizLik durduruyor ßeni


ßÜTün dünya GüNAHkaR MAsuM dEĞiİLiz HiçßİrRİMis

gothic etek


 

 
 



aynı yerden aldım:=)artık yazmim yaa:=)


 

Kız çocuğu
























alıntı:gothicforumdan

Gothic Avatarlar!!!

 

qOthiC ßiLekLikLer...



















qothiC kupeLer ...






Gothic Sanatı Nedir??





Tüm sanat dallarında görülmekle birlikte Gotik daha çok bir mimarlık üslubudur. Avrupa’da Roman mimarlığından kaynaklanacak 12.yy ikinci yarısında ortaya çıkan Gotik Mimari, klasik mimarinin doğduğu 16.yy ortalarına kadar varlığını sürdürmüştür.
Gotik kentlerle birlikte doğduğundan aynı zamanda bir kent üslubudur. 13.yy kilisenin kent ve kent yaşamı üzerinde büyük etkisi olmuştur. Bu nedenle Gotik üslup kiliselerle en güzel örneklerini vermiştir. Katedraller Gotik sanatının anıtsal bir ifadesi olmuştur. Şehirler arasında en mükemmel katedralle sahip olma gibi bir rekabet uyanmıştı. Bu eserler dini bir inançla tanrıya ulaşmak için büyük çabalarla yapılıyordu. Bunun yanı sıra bu dönemde Şark ve Bizans etkisinden uzak yeni bir sanat arayışı vardı. hayali şekillerden uzaklaşılarak tabiata ve hakikate yaklaşıldı. Tüm bu etkenler Gotik Mimarinin gelişmesini tetiklemiştir.
1400 yıllarında gotik mimarlığın en gelişmiş örnekleri Fransa’nın kuzey kesiminde Paris çevresinden Saint – Denis ve Chartres’ı da olarak, Champagne bölgesine kadar uzanan bölgede verilmiştir. Bu bölgede 12 ve 13. yy yapılan bir dizi katedralde Gotik mimarinin temel yenilikleri ortaya konulmuştur. Tam anlamıyla ilk Gotik yapı Fransa’daki Saint Denis ketedelidir. Oysa bu sıralarda diğer bölgelerde hala roman üslubu sürmekteydi.
Roman mimarisinden kaynaklanan Gotik üslup bu mimariye tam anlamıyla ters düşer. Roman mimarisinde yapının ağırlığı duvarlara verilir; duvarlar kalın ve sağlam yapılırdı. Bundan dolayı kiliselerin içi karanlık olurdu. Bu durum da insanda bir denge, bir kütle duygusu uyandırırdı. Oysa Gotik yapılarda bu ağırlık direkter ve peyendelara yüklenmiştir. Direkten kemerlerle birbirine bağlanmış dıştan da başka kemerlerle desteklenmiştir. Bu özellikler insanda yapının gökyüzüne yükseldiği düşüncesini doğurur. Gotik üslubun büyük bir hızla gelişmesi, ortaçağ’ a özgü dinsel yapılara sivri kemeri getirmesi sayesinde olmuştur.
Gotik mimarinin başlıca özelliği sivri kemer çaprazı kullanımıdır. Kırık kemer, destek kemer ve sivri kemerler oluşturmak için birleşen silmelerin kesiştiği noktalara oturtulan tonozlar bu üslubun belirgin özelliklerini oluşturur. Tonozların kullanımıyla hafif ve hareketli bir çatkı görünümündeki yapı iskeletleri hantallıktan kurtarılmıştır. Hem kesişen güç çizgileri arasındaki dengeyi göstermesi hem de sahnın ışık alımını kolaylaştırması bakımından tonozlar bu mimaride önemlidir. Gerçekten, artık birer destek olmaktan çıkan duvarlarda geniş pencereler açılmıştır. Duvar resimlerinin yerini içeriye renkli ve hafif bir ışığın süzülmesini sağlayan ve gökyüzünden yere yansıyan Tanrı bağışının simgesi sayılan vitneyler almıştır.
Gotik mimaride hemen her zaman tepe noktasında bir açı oluşturan kırık kemer kullanılır. Git gide uzayacak, klasik oranların dışına çıkan ayaklar bazen silindir biçiminde ağır sütunlar halindedir. Bazen de bir araya toplanmış bir sütunlar demetini andıracak biçimde yontulmuşlardır. Bu mimari üslupta açıklıklar ve dikey çizgiler egemendir. Fransa’da farklı mekan ve kütleleri gruplayan Romanesk kiliselerin tersine Gotik mimarlık birleştirilmiş tek bir mekan anlayışına eğilim gösterir.
Önceleri çok sade olan cephelerde, zamanla zengin süslemelerle bezenmiş geniş kapılar açılmış, çok sayıda heykel ve alçak kabartmalara yer verilmiştir. Bunlar adeta taşa aktarılmış, dinsel ya da din dışı görüntülerin sergilendiği gerçek birer yapıt niteliğindedir.
Gene cepheler, kare ya da sekizgen kulelerle, bu kulelerde bütünün yukarı doğru yükselmesine katkıda bulunan küllah ya da oklarla süslüdür.
Çok yönlü olan Gotik mimarlık kısa sürede gelişti, çeşitli dönem ve ülkelere göre, çoğu kez birbirinden farklı görünümler kazandı. Gotik üslubun Erken Gotik, Işınsal Gotik ve alevli gotik gibi dönemleri vardır. Bu dönemler her ülkede farklı tarihlerde ortaya çıkmış ve gelişmişti.


İLK GOTİK ( Erken Gotik )


12.yy sonlarında başlayarak bütün 13.yy boyunca süren ilk Gotik üsluptaki yapılar arasında önce ( 1150 ) Noyon, Loon, Notre – Dame ( Paris’te 1160’da ), Chartres ( 1195 – 1260 ) katedralleri sayılabilir. 1190’a doğru, bu yeni üslupta çalışan mimarlar, sanatlarının en üstün düzeylerine ulaştılar ve 1190 –1260 arasında Gotik sanat altın çağını yaşadı. Reims ( 1211 – 1481 ), Bourges, Bequvais, Amiens katedralleri bu dönemde yapıldı. Ardından Gotik üslup, Almanya’ya sıçradı ve orada yaygınlaştı. Bemberg, Limburg ve Magdeburg katedralleri yapıldı. Fransa’da ki en önemli klasik – gotik katedraller Chartres, Reims ve Amiens’dir. Notre Dame Katedrali (Göklerin Kraliçesi) kardinal makamı ve Fransa krallarının taç giyme yeri olması bakımından önemlidir.
Yapıların boyutları büyüyünce kapılarının da bir sütun ya da orta ayakla iki parçaya ayrıldığı görülür. Bunların üstünde yer alan kemer, silmelerle süslenmiştir, kapı ya da pencerelerin yan dikmeleri ise duvardan tümüyle ayrılmış küçük sütunlarla süslüdür. Tonozun tepesinde boylamasına bir nervür bulunur.
Gotik mimarlık İtalya’ya 12.yy da Citeoux rahipleri tarafından yasak kelimeürüldü. Bu rahipler çok sayıda manastırın (Fossenove, Casamari, Sen Galgano) yapımına ön ayak oldular. Söz konusu yapılarda üslup, son derece arı ve Fransa’da ki örneklerine yakındır. Ancak bunlar üslubun kural dışı örnekleri sayılır; çünkü çoğu zaman bu ülkede gotik üslup çok yaygın olan roman üslubu öğeleriyle çatışmıştır. Bu nedenle de bazen tutarsız, ama çoğunlukla özgün yapılar ortaya çıkmıştır.


IŞILTILI GOTİK (PIRILTILI GOTİK)


Mimarlık yapılarının yetkinliği gün geçtikçe yukarıya doğru yükselme kaygısıyla bozuldu ve erken gotik mimarisinin yerini pırıltılı gotik aldı. (1260 – 1380) 14. yy da yapılan dinsel yapılar gotik sanatının bu dönemde tam bir gelişme içinde olduğunu gösterir. Bu dönemde gotik mimari görkemli biçimlerden hiçbir şey yitirmeden, dinsel düşünceyle bağdaşabilecek zarifliğe ulaşmıştır. Işını gotik üslubunun temelde hiçbir değişiklik getirmediği, yalnızca ayrıntılarda büyük ölçüde ayrım gösterdiği söylenebilir. Artık açıklıklar özellikle de pencereler genişletilmiş, çapları büyütülmüştür. Ayrıca ayaklar da her birinin bir başlığı ve bir oturtması bulunun sütunlar demetine benzer biçimde yapılmaya başlanmıştır. Işıltılı gotik üslubunun en ilgi çekici örneği yapımına 1277 yılında başlanmış olan ve tonozunun yüksekliği 30m’ye ulaşan Strasbourg Katedrali’dir. Ayrıca Metz Katedrali’de bu dönem örneklerindendir.
Pırıltılı gotiğe denk düşen “dikey üslup” un geliştiği İngiltere’de ise gotik mimarlık başlangıçta Fransız gotiğine yakındı. Ancak kısa sürede çok farklı esin kaynaklı ve son derece özgün yapıtlarla ondan ayrıldı. Sivri kemer oluşturan silmeler, destek kemerler, kaburgalı tonozlar, birer destek olmaktan çıkıp, süs niteliği kazandılar.


ALEVLİ GOTİK


1380 – 1540 yılları arasında Avrupa gotik üslubu, yeni bir evrim daha geçirerek “alevli gotik” adını aldı. Yüksek gotiğin ortaya çıkışından itibaren Fransa’yı velze salgını, iç savaşlar ve İngiltere ile olan yüzyıl savaşları perişan etmiştir. Bu kötü durum ortadan kalkıp tekrar inşaat yapılmaya başlanınca mevcut katedral tipi yeniden ele alındı. Artık süs öğeleri mimariyi geride bırakmak ön plana geçmişti. Kısa süre sonra, kendilerini taştan danteller gibi saran çok sayıda heykel ve süslerin altında, yapılar neredeyse gözden silindi. Yani alevli denilen üslupta süsleme en önemli hale geldi ve tonozların üstü karmaşık bir nervürler ağıyla örtüldü. Aynı zamanda her kesişme noktası bir gül ya da yıldız bezekle bezendi.
Alevli gotiğe geçişte yaşanan evrim özellikle İngiltere’de daha da belirginleşti. “Dikey üslup” un yerini “süslü üslup” aldı. Almanya’da ise güçlü ve gerçekçi bir heykelcilik anlayışı, Fransa’da ki yapıların ölçülülük ve zarifliğine ters düşen bir coşku ve zenginlik ortya konmasına yol açtı. (Noumburg, Bemberg, Freiburg katedralleri)
İtalya’da da aynı üslupla 13. yy da yapılmış pek çok anıt vardır. Bunlardan en eskisi Assisi Kilisesi, en önemlisi de Milano Katedrali’dir. Bütün Avrupa’ya yayılan alevli gotik üslubunun en uç ve abartılı örnekleri İspanya’da verilmiştir. Örneğin San Pablo Kilisesi. Ayrıca İspanya’da Arap istilasına uğramış yerlerde “Mutejar” adı verilen bir üslupta oluşmuştur. Bu yörelerde gotik üslubun özelliklerine İslam mimarlık öğeleri karışmıştır. Portekiz’de ise Kral I. Manuel döneminde alevli gotik üslubu egzotik biçimler eklenerek daha da güçlenmiş ve “Manuel üslubu” denilen bir üsluba dönüşmüştür.
ßu Site Gothic Tarzını ßelirleyen Ya Da Kendini Burda Bulmak İsteyenler İçin Kurulmuştur. Her Hakkı Saklıdır.Site Yazıları Blog Sahibine Ait Değildir.Alıntı Ya Da Çalıntı Yaparken Yazının Altındaki Kaynak Linkini Veya Yazılmış Olan Telif Sahibinin Adını Vermeyi Unutmayınız.Emeğe Saygı Lütfen.
Copyright © 2007 - 2009
Designed by ±†WamqireS†±
İçimizdeki Karanlık
http://wampirsifen.bloggum.com
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page