| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Icimizdeki KaranLIK
Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamıyorum.ßilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
Hêr §ïÿâh Gïÿêñ SA†ANİS† Ø£mâz!!!
_Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık!‡±::..

±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

15 "hikaye" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"hikaye" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Sevgililer Günü'nün Öyküsü (14 Şubat)

Aziz Valentine'ın öyküsü III. Yüzyıl'dan gelir. O dönemde Roma tahtında İmparator II. Claudius vardı, "Zalim" adıyla tanımlanan Claudius aşırı savaş ve askerlik tutkunuydu, her yetişmiş erkeğin muhakkak asker olmasını istiyor ve kimseye göz açtırmıyordu.

EVLİLİĞİ YASAKLADI
Öylesine ileri gitmişti ki, askerliğe engel oluyor düşüncesiyle evlenmeyi dahi yasakladı. Gençler şaşkındı, kimse sevdiği ile beraber olamıyor, Roma kenti sayısı gittikçe artan ve uzak ülkelerde ölen sevgililerinin ardından ağlayan kadınlar ve kızlarla dolmuştu. Kısacası aşk yasaklanmıştı. Bu sıralarda İmparator tüm Romalılar'ın 12 tanrıya tapmalarını aksi şekilde davrananların ve özellikle de Hıristiyanlar'la ilişkiye girenlerin ölümle cezalandırılacaklarını emretti.

Bu emre uymayanların arasında Aziz olarak kabul edilen filozof Valentinus'da vardı, gezerek dinsel vaazlar veriyor ve İmparator'un hatalı olduğunu anlatıyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Valentinus'un hapiste olduğu günlerde yaşananlar efsaneye dönüşerek günümüze kadar ulaşmıştır.

GÜZEL JULİA VALENTİNUS'A GİDER
Hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kızkardeşi Julia'nın gözleri doğuştan görmemektedir, gardiyan Valentinus'un anlattığı İsa ilgili öykülerin arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince, kardeşini gizlice Valentinus'un yanına getirir. Julia çok güzel ve zeki bir kızdır. Günlerce beraber olurlar, Valentinus ona Roma tarihini, doğanın yapısını, aritmetiği ve Tanrı'ya yönelmeyi öğretir. Julia, dünyayı Valentinus'un anlattıklarıyla görür, onun bilgeliği ile aydınlanır, güçlenir ve teselli bulur.

Bir gün sorar;
- "Valentinus, Tanrı gerçekten dualarımızı duyar mı?"
Aziz gülümser;
- "Evet, herbirini."
Julia;
- "Her sabah ve her gece ne için dua ettiğimi biliyormusun? Görebilmek için dua ediyorum, senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum.",
Valentinus;
- "Tanrı bizim için en iyi olanı yapar, yeter ki buna inanalım."
Julia, yere diz çöker ve;
- "Böylesine inanmak istiyorum, yardım et."
Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içersi altın renkli bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır;
- "Valentinus, görüyorum, görüyorum."

14 ŞUBAT'TA ÖLDÜRÜLÜR
Valentinus duaya devam etmesini söyler. Ertesi gün Valentinus'un ölüm emri gelir, Aziz Julia'ya son bir not yazar, Tanrı'ya hep yakın olmasını öğütler ve notun altını "Senin Valentine'ından" diye imzalar. Mektup, ertesi gün Julia'ya ulaşır, o günün tarihi 14 Şubat 270'dir. Valentinus, sonradan Papa I. Julius tarafından "Porta Valentini" adı verilen bir kemer kapısının altına gömülür (Şimdi orada yani Roma'da Praxedes Kilisesi vardır.)

Julia, mezarın yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı diker. Günümüzde sevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacı olması buradan kaynaklanır.

GENÇLERİN İLK CİNSEL DENEYİMİ
İşin aslına bakılırsa, 15 Şubat tarihi Roma tanrıçalarından Februata Juno adına yapılan kutsama töreninin günüdür; birbirleriyle ilk kez cinsel ilişkiye girecek gençlerin adlarının yazıldığı parşömenler, o gün tanrıçaya sunulurdu. Papalık daha sonra yasaklanan bu geleneğin yerine, azizlerin adlarının yazılı olduğu listeleri sergilemeye başladı.

Biz yine Roma'ya dönelim. 15 Şubat'ta kutlanan gençlerin aşk festivalinin özgün adı Lupercalia'dır, geleneksel olarak hediyeler verilirdi. Kuşların çiftleşme döneminin başlangıcı kabul edilen Şubat ayı döneminde, gençler de onları örnek alarak eşleşirlerdi. Hıristiyanlığın güçlenmesinden sonra, Pagan inançları yasaklandı veya yerlerine Hıristiyan versiyonlar getirilmeye başlandı. Aziz Valentine Hıristiyanlığın simgesi olan sevgi ve evlilik kuramı ile kişiselleştirildi, onun Lupercalia Festivali'nin arifesinde öldürülmüş olması iyi bir raslantıydı, böylece Roma'nın bereketlilik ve döllenme kutsamalarıyla, Hıristiyanlığın evlilik ve çoğalma ilkesi bütünleştirilmiş oldu. Amaca ulaşılmıştı.

Günümüzdeki yorumuyla "St Valentine" yani Sevgililer Günü, Roma'daki gibi sevenlerin birbirlerine sevgilerini Valentinus'un son mesajında olduğu gibi küçük kartlar ve hediyelerle sunmaları şeklinde kutlanmaktadır. Aslında kökende yine birleşme, bütünleşme ve çoğalma güdüsü yani bereketlilik vardır. Aynı zamanda da, Tanrısal aşkla, dünyasal aşkın birleştiği yer, Julia'nın öyküsünde olduğu gibi birleştirilir. Ama ilginçtir ki, aşkı yasaklayan bir despotun binlerce yıllık anısı, Kozmik Şakacı'nın oyunuyla artık aşk yüzünden akla gelmektedir.

Şahmeran Efsanesi!!!

Evvel zamanda, Mezopotamya topraklarında doğmuş bir efsane Şahmeran.


Yüzyıllardan beri anlatıla gelmiş çeşitli coğrafyalarda. Özellikle yılanlık bir bölge olan Adana-Misis' te ve Mardin' de.

Tahmasp isminde uzun boylu, geniş omuzlu, esmer tenli, çok yakışıklı bir genç yaşarmış zamanın durduğu bu şehirde. Binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla girmiş Tahmasp. Mağaranın içi o kadar karanlıkmış ki hiçbir şey göremiyormuş, yalnızca etrafında dolanan yaratıkların sesini duyuyormuş. Çaresizlik içinde beklerken bir ışık huzmesi belirmiş. Işık huzmesi kendisine yaklaştıkça gözleri kamaşan Tahmasp, ellerini gözlerine siper ederek etrafında gezinen yaratıkların ne olduğuna baktığında uzunu, kısası, yeşili, siyahı ile envai çeşitte binlerce yılanın çevresini sarmış olduğunu fark etmiş. Yılanların hepsi kafalarını kaldırmış, gelen ışık huzmesine doğru bakıyorlarmış. Tahmasp' ta onların baktığı yöne doğru bakınca birden dona kalmış. Çünkü Tahmasp, bu zifiri karanlık mağaranın içinde hayatında gördüğü en güzel kadının yüzünü görmüş birden. Ona doğru daha dikkatli bakınca kadının belden aşağısının yılan olduğunu fark etmiş. Kadın ona doğru ilerliyormuş, tam karşısında durmuş, gülümseyerek elini ona doğru uzatmış.

Ve demiş ki;

Korkma benden Tahmasp. Ben yılanlar ülkesinin kraliçesi Şahmeranım. Benden sana zarar gelmez. Ben dünya düzeni kurulmaya başladığı andan beri vardım. Krallığıma hoş geldin. Bundan böyle benim misafirimsin. Şimdi yat ve dinlen. Sonra seninle uzun uzun konuşuruz.

Böyle deyip geldiği yoldan geri gitmiş. Tahmasp gördükleri karşısında yaşadığı dehşeti ve şaşkınlığı üzerinden atmaya çalışarak olduğu yerde kıvrılıp uyumuş. Ertesi sabah uyandığında Şahmeranı karşısında mükellef bir sofranın başında otururken bulmuş. Tahmasp' ı kahvaltıya davet etmiş Şahmeran. O ise gözlerini şahmerandan alamıyormuş. Şahmeran' da ona bakıyormuş kendinden geçmiş bir halde.

Bak Tahmasp demiş. Ben insanlığın bütün tarihini biliyorum. İstersen sana anlatayım deyip başlamış anlatmaya.

Anlatmış, anlatmış, anlatmış günler boyu. Bu sohbetler sırasında Tahmasp ve Şahmeran arasında tarihin en soylu aşklarında birisi başlamış.

Gel zaman git zaman Şahmeranın anlatacağı bir şey kalmamış artık. Tahmasp' ta anasını ve yeryüzünü özlemeye başlamış. Bir gün dayanamamış ve düşüncesini Şahmeran' a da açmış. Sevdiğinin kendisinden sıkıldığını ve artık gitmek istediğini duyunca önceleri kesin bir dille reddetmiş Şahmeran. Ancak günler geçip Tahmasp' ın üzüntüsünden eriyip bittiğini görünce dayanamamış ve ona şöyle demiş:

-Ey Tahmasp beni iyi dinle, sözlerime iyi kulak ver. Biliyorum, gitmene izin verirsem sende bana ihanet edeceksin ve yerimi diğer insanlara söyleyeceksin. Ancak bu topraklarda aşklar ölümünedir. Seni çok sevdiğimden dolayı üzülmene dayanamıyorum. Bu sebeple gitmene izin veriyorum. Ancak bana bir söz vermeni istiyorum. Ne sebeple olursa olsun başka insanlarla beraber suya girme.

Tahmasp sevinçle Şahmerana sarılmış ve ona asla ihanet etmeyeceğine dair yeminler etmiş.

Tahmasp mağaradan çıktıktan sonra bir köye yerleşmiş ve marangozluk yapmaya başlamış. Arada sırada da gizlice mağaraya giderek Şahmeranı ziyaret ediyormuş. Ancak bu mutlu günler uzun sürmemiş.

Tahmasp' ın yaşadığı ülkenin kralı bir gün amansız bir hastalığın pençesine düşmüş. Ülkenin bütün hekimleri gelmiş ama kralın hastalığına çare olamamışlar. Kralın kötü kalpli bir veziri varmış. Vezir her seferinde krala hastalığının tek çaresinin Şahmeranda olduğunu söylüyormuş.

Onun etinden bir parça yemesinin kralın hastalığının dermanı olacağını kralın kafasına sokmuş. Kralda Şahmeranın bir an önce bulunmasını emretmiş. Bütün ülkede Şahmeran aranmış. Sonunda bilge bir adam bütün insanların gruplar halinde hamamlara ve nehirlere sokulmasını tavsiye etmiş böylece Şahmeranın yerini bilen varsa onu bulabileceklerini söylemiş. Vezirde ülkedeki herkesi hamamlara sokmaya başlamış. Askerler Tahmasp' ın yaşadığı köye de gelmişler ve herkesi toplayarak büyük bir hamama götürmüşler. Tahmasp Şahmerana verdiği sözü hatırlayarak önce gitmek istememiş. Ancak askerler onu zorla içeri sokmuşlar. Tahmasp hamama girdikten sonara herkesin gözünün üzerine dikildiğini fark etmiş. Kendisine bakınca bütün vücudunun yılanlarınki gibi pullarla kaplandığını fark etmiş. Askerler hemen Tahmasp' ı yakalayarak vezirin huzuruna getirmişler. Kötü kalpli vezirin amacı kralı iyileştirmek falan değilmiş. Şahmeranı yakalayıp dünyanın bütün sırlarına sahip olmak istiyormuş. Tahmasp' a günlerce işkence yaptıktan sonra Şahmeranın yerini söyletmiş. Askerler hemen gidip Tahmasp' ın söylediği yerde mağarayı bulmuşlar ve Şahmeranı oradan çıkarıp saraya getirmişler.

Şahmeran ve Tahmasp kralın huzurunda karşı karşıya gelmişler. Şahmeran üzüntülü ve utanç dolu Tahmasp' a dönmüş:

- Ey sevdiğim, üzülme. Biliyorum ki sen bana kendi canın için ihanet etmedin ama bende sana dememiş miydim bu topraklarda aşklar ölümünedir diye. Bak şimdi anladın mı? Sen üzülme ne olur!

Tahmasp Şahmeranın bu sözleri karşısında daha da utanmış. Şahmeran sözlerine devam etmiş.

- Şimdi size sırrımı vereceğim. Kim ki benim kuyruğumdan bir parça koparıp yerse O bütün dünyanın sırrına ve gizemine vakıf olacak. Her kim ki benim kafamdan bir parça koparıp yerse o da o anda öte dünyayı boylayacak.

Şahmeran daha sözlerini bitirmeden kötü kalpli vezir elinde kocaman kılıcı ile atılıp Şahmeranın bedenini iki parçaya ayırmış. Ve kuyruğundan bir parça koparmış Tahmasp' ta duyduğu acı ve utancın etkisi ile fırlayıp oracıkta ölmek için sevdiğinin, Şahmeranın kafasından bir parça ısırıvermiş. Kötü kalpli vezir kuyruktan kopardığı parçayı ağzına atar atmaz oracıkta can vermiş. Tahmasp' a ise hiçbir şey olmamış Şahmeran son anda yaptığı planı ile bütün bilgisinin sevdiğine geçmesine sebep olmuş. Ancak Tahmasp sevdiğini kaybetmenin acısına dayanamayarak kendisini dışarı atmış ve dağ bayır, ülke ülke dolaşmaya başlamış. O günden sonrada Lokman Hekim efsanesi almış başını yürümüş...

KaranLığın öyKüsü ...

Senin terkedişinle birlikte başLadı benim Dünya'ya oLan nefretim
Herşeyden vazgeçmiştim oysaki senin için..
Değmezmişsin.. !
Sen ve hiç birşey değmezmiş aslında bunu anladım..

Yanılmışım..
Yanılgılarla geçmiş ömrüm..
ve Ben daha yeni farkediyorum..Herşey senin gitmenle aydınlandı..
Ama benim dünyam artık karanlık | Herşeyin aydınlanmasıyla birlikte karardı dünyam
ve sen artık yoksun benim bu karanlık dünyamda
oySaki..
"Ben yok olmayı bile gözel almıştım yeniden sende doğmak için "..

KaranlıkLa birleştirdin hayatımı..Seninleyken karanlıktan korkan ben..Şimdi karanlıkta yaşıorum hayatımı
we artık tek isteğim , sensizliğide alıp gitmen hayatımdan .. beni kendimle başbaşa bırak
ßen aLışkınım ne de olsa terkedilişlere

KaranLığın öyKüsü ...

Senin terkedişinle birlikte başLadı benim Dünya'ya oLan nefretim
Herşeyden vazgeçmiştim oysaki senin için..
Değmezmişsin.. !
Sen ve hiç birşey değmezmiş aslında bunu anladım..

Yanılmışım..
Yanılgılarla geçmiş ömrüm..
ve Ben daha yeni farkediyorum..Herşey senin gitmenle aydınlandı..
Ama benim dünyam artık karanlık | Herşeyin aydınlanmasıyla birlikte karardı dünyam
ve sen artık yoksun benim bu karanlık dünyamda
oySaki..
"Ben yok olmayı bile gözel almıştım yeniden sende doğmak için "..

KaranlıkLa birleştirdin hayatımı..Seninleyken karanlıktan korkan ben..Şimdi karanlıkta yaşıorum hayatımı
we artık tek isteğim , sensizliğide alıp gitmen hayatımdan .. beni kendimle başbaşa bırak
ßen aLışkınım ne de olsa terkedilişlere
gene emoturkey..Taktım bu ara oraya:=)

ßaŞka ßiri Var Senin ÖyKünD£

SinrLE YaKtım Tüm resmlerini.. Yoksun Artık diye baqırdım KimseSiz DuvarLarıma.. SesSiz cıqLıkLarmLa Haykırdım Nefretimi SensizLiqe..qecen Zaman Care DeiL yaralarıma.. Durduramıorm Akan Kanları, Yitirdim Tüm umutLarımı.. ßaşka biri var senin öykünde.. ßaşka Eller war smdi Ellernde.. qözLern bakmıyor Artık qözlErime.. ßaşka ßiri Sahip Simdi Kalbine.. duyqularm Sende Esir Kalmıs Sen qiTTin yha smdi KmseSiz SahipSiz Kaldı OnLarda.. qeceleri aqLar olDu DuyquLArım Arar oldu Sesini özlER oldu YasadıkLarımızı.. Unuturum Sandmda İzin vermedi DuyquLarm Mahkum KaLmıs ßir Kere.. Zor qelior nefeS aLmak.. YıpRanmıs, Sönmüş HayatLArn arasnda yasamak Zor qelior bedenime.. KorKularım aqır ßasıor qeceLErde.. UyKuLarım Kacıor her Tekrar düşündüümde.. SarkıLarLa avunuor Caresiz kalmıs Ruhum.. SoruLar ßirikTi ßeynimde CEvapLar Hep snde.. Kosuyorm ArKandan.. baqırıorm.. Duyuramıorm !yetisemiorm.. YorulDum artık Pes Ettim bn.. HaYaaTTan vazqectm..

Yaşayan Bir Ölünün Aşk Hikayesi.

 Dün gece yine göz pınarlarımdaydı aşk...

Yine süzüldü gözlerimden sana dair hüzünler.

Eski günler geldi aklıma, aslında çokta geçmişte kalmayan,

Üzerini bir türlü örtemediğim, kapadığımda ardından yine açılan bir dizi hüzün...

Birkaç damla süzüldü yine gözlerimden.

Yine seni yazdım, beni, terk edilişleri, hiç oluşları,

Sonra ölümden bahsettim;

Ama bu öyle senin bildiğin ölümlerden değildi.

Sana söylediğimde senin tepkisiz kaldığın ölümden bahsettim.

Sen bilmezsin...!

Nefes almazsın aslında, etrafındaki herkes için yaşıyorsundur

Fakat aslında bir ölüsündür.

Anlamaya çalışma hiç, çözemezsin.

Okumazsın da zaten.

Zorla okutmaya çalışsam da iki kelimede tıkanır cümlelerin.

Daha ileriye gidemezsin.

İşte yine okumayacağın, aslında umrunda bile olmayan bir yazı daha yazdım dün gece.

Senden habersiz...

Zaten haberin olmasını da istemezsin,

Çünkü seni, beni, bizi anlatıyor desem de yine anlamadığını söylersin nasılsa.

Bu kadar mı bi habersin aşktan?

Benim yoluna canımı adamaktan çekinmediğim aşk,

Senin için bu kadar mı anlamsız?

Yüreğin hiç konuşmaz mı seninle,

Peki, sen denedin mi hiç yüreğinle dertleşmeyi?

Söylesene sevgili, ne zaman küstün yüreğinle?

En umutsuz anlarımda yüreğimle dertleştim ben.

Senin kırdığın zamanlarda ise ben sardım kırıklarını yüreğimin.

İşte, dün gece yine gözlerimdeydi aşkımız,

Yaşayan bir ölünün aşk hikayesini yazdım dün gece sana.

Ama sen bilmezsin, anlamazsın...


**ALINTI**
serce: blogcu

KORKU(BİLGE HİHAYELERİ-1)

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.

Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.

Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.

Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.

Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.

Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.

Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermediği için.

Ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.

Ve yaşamaktan korkuyor, kendisi için değil, başkalarına göre yaşadığı için.

ALINTIDIR....

MASAL

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ;
  ALLAH BİR GÜN MELEKLERİNDEN BİRİNİ YERYÜZÜNE GÖNDERMİŞ.ORADAKİ İNSANLARI IŞIĞIYLA AYDINLATSIN   BU DÜNYADA HERŞEYİN KÖTÜ OLMADIĞINI İYİLİK VE GÜZELLİKLERİNDE  BULUNDUĞUNU  İNSANLARA ANLATSIN DİYE...    
   YOLLADIĞI MELEĞİN KALBİNİN GÜZELLİĞİ YÜZÜNE YANSIYORMUŞ.BU MELEK RESİM YAPMASINI ,MÜZİKLE UĞRAŞMASINI VE GİZEMİ ÇOK SEVİYORMUŞ ONUN DİĞER BİR ÖZELLİĞİDE GÖREMEDEN ANLAYABİLMEYİ ,SEVEBİLMEYİ BİLEN NADİR MELEKLERDENMİŞ,RENKLERİ SEVERMİŞ AMA EN ÇOK MORU SEVERMİŞ MORYELMİŞ.           
  ÇEVRESİNE KARŞI HEP SU GİBİ AKICI OLMUŞ.KÜLTÜR ,SEVGİ,GÜZELLİK VE DOĞRULUK AKMIŞ... O MELEĞE SEVDİKLERİ HER KONUDA DESTEK OLMUŞ ODA ONLARA MELEKLERİN YAPTIĞINI YAPIP GÜLÜMSEMİŞ VE DEĞER VERMİŞ..
     O GERÇEKTEN ŞİİR KONUSUNDA ÇOK YETENEKLİYMİŞ RESİMLE ŞİİRİ BİRLEŞTİRİP CENNET RESİMLERİ YAPARMIŞ RESİMLERİ KONUŞURMUŞ ONLA  AMA ORDA SADECE KENDİ MELEKLERİ OLURMUŞ.MELEKMİŞ MELEK KALACAKMIŞ HEP....
 KISA ZAMANDA BAŞKA BİR MELEKLE TANIŞMIŞ O MELEK İSE GERÇEKTEN ARKADAŞLARININ YARDIMIYLA KENDİNİ DEĞİŞTİRMİŞ VE FAZLASIYLA DA GELİŞTİRMİŞ.O MELEK DİĞER MELEK ARKADAŞINA ÇOK DEĞER VERMİŞ VE FAZLASIYLADA GERİYE ALMIŞ...
           BU MASAL GERÇEK BİR SÜREÇTEN GELDİ VE İKİ MELEĞİ KARŞILAŞTIRDI...BU İKİ MELEĞİN ARKADAŞLIĞI UMARIM HEP DEVAM EDER ,ANLAYIŞ.SAYGI VE SEVGİ OLDUĞU SÜRECE DE DEVAM EDECEKTİR...
  MELEKLER YANINDA OLSUN IŞIĞI HEP AYDINLATSIN.....
Yazan:Gökhan Yüksel

sAtaNiSt kİmE DEnİr vEyA KiMlEr sAtAnİSttİR

Ülkemizde Satanizm söz konusu olduğunda çok dikkatli olmak, ulu orta herkese Satanist damgasını vurmamak gerekir. "Aksi ispat edilmediği sürece insanlar hakkında iyi düşünmek esastır." kaidesi gereği, kimse Satanist olduğunu söylemedikçe veya bir kimsenin Satanist olduğu kesin delillerle ortaya konulmadığı sürece, insanları çeşitli isimler altında gruplara ayırmak veya bazı gençlere Satanist gözüyle bakmak toplumda daha fazla huzursuzluk ve tepkilere sebep olabilir. Daha açık söylemek gerekirse, ilgililer veya yetkililer tarafından yapılabilecek herhangi bir yanlış tutum ve davranış, Satanist olmayanların da Satanist olmasına sebebiyet verebilir. Daha önce de ifade edildiği gibi, Satanizm zaten bir "tepki hareketi"dir. Bu noktada çok dikkatli olmak gerekmektedir.

           Nitekim Satanizm'in yoğun olarak gündeme geldiği 1999 Eylül-Ekim aylarında bazı tv kanallarında bu tür konular tartışmaya açıldı ve konu ile ilgili olarak: "İnsanlar dinledikleri müziğe, giydikleri elbisenin rengine, saçlarının şekline veya kulaklarına taktıkları küpeye göre gruplara ayrılmamalı veya onlara Satanist gözüyle bakılmamalı" şeklinde bazı tepkiler dile getirildi. Evet, "Rock, metal veya heavy metal müzik dinleyen herkes Satanist değildir. Yine, siyah tişört ve siyah kot giyen herkes Satanist değildir. İnsanlar giyecekleri elbisenin rengine kendileri karar vermelidirler. Şu da var ki, Satanist olduğunu söyleyen gençlerin de özellikle rock, metal vb. müzik dinledikleri, "siyah renk" karanlık güçleri ve şeytanı temsil ettiği için siyahı özellikle tercih ettikleri de göz ardı edilmemelidir. Fakat türkiyemizde her ROCK müzik dinleyende satanist değildir. artık sıkıldık bize satanist denmesinden.....Umarım blogguma uğrayıpta bana satanist diyenlere iyi cevap olmuştur:=)

Not:http://rocklakal.azbuz.com/'dan alıntıdır..

SATANİST AKIMLAR:=(

Belli başlı Satanist gruplar arasında Geleneksel Satanizm, Hellfire Clup, Left Hand Path, Sinister Path, Order of Nine Angels (ONA), Modern Satanizm, Temple of Set vb. yer almaktadır. Bunlar arasında Geleneksel Satanizm ve Modern Satanizm'in ayrı bir yeri vardır. Dolayısıyla burada Geleneksel ve Modern Satanizm üzerinde durmak gerekecektir.

A-Geleneksel Satanizm
Geleneksel Satanizm, Hıristiyanlığın Şeytan anlayışını, Hıristiyan ahlâk ve felsefesini, Hıristiyanlığın hayat ve dünya görüşünü baz alan, fakat tamamen Hıristiyanlık karşıtı bir görüş ve düşünceye sahip bulunan bir grubun temsil ettiği Satanist anlayıştır. Yani Geleneksel Satanizm, Hıristiyanlığın Şeytan anlayışını, inanç esaslarını, bazı ibadet ve âyinlerini esas alarak onların üzerine bina edilen, fakat tamamen Hıristiyanlığın karşısında yer alan bir anlayışı temsil etmektedir.
Geleneksel Satanistler'e göre Satanizm, gerçek şahsi tehlikeyi göze almayı gerektiren bir maceradır. Üyeliğe yeni kabul edilen bireyler bu macerada kendilerini psişik, aklî ve rûhî yönden, kapasitelerinin son sınırına ve hatta ötesine götürecek gerçek "meydan okuma"ları kabul ederler. İlk başlarda bu macera, bireylerin "gizli" ve "karanlık (bilinmeyen)" yanlarını keşfetmelerini ve ayrıca, "esrarlı" ve büyü ile ilgili tören ve âyinlere açıktan katılmalarını gerektirir. Yine Geleneksel Satanistler'e göre Satanizm'in amacı; her şeyden önce gururlu, güçlü, karakterli, anlayışlı bireyler oluşturmaktır. Öyle bireyler ki, onlar çoğunluğun ötesine geçer ve böylece daha yüksek bir sınıfı teşkil ederler. Gerçek Satanist gruplar boyun eğen, itaat eden, çökmüş, zayıf iradeli müntesipler istemez ve öylelerinin peşine düşmezler. Onlar gerçek, seçkin, önceki kimlik ve kişiliğinden tamamen sıyrılmış, hiçbir kanun ve kural tanımayan yepyeni bireyler oluşturmanın yollarını araştırırlar.
Geleneksel Satanistler'e göre gerçek Satanist, gerçek hayata katılmak suretiyle amaçlarını gerçekleştirir; üstünlük ölçülerini, başkalarının çoğu kere geçmeye can attığı mevkii meydana getirir. Hakiki Satanist, gerçek hayatta, bir "canavar (yırtıcı hayvan)" gibi olmalıdır. Onlar gerçek hayatta "kâtiller", "savaşçılar" ve "kânun kaçakçıları" gibi olmalıdır ve zaman zaman da olmuşlardır.
B-Modern Satanizm
Özellikle son dönem veya günümüz Satanist anlayışını önemli ölçüde yansıtan Modern Satanizm'in en büyük hareketi 1960'larda ABD'de başlamıştır. Bu hareketin öncülüğünü, 11 Nisan 1930'da Şikago'da dünyaya gelen; Alsas’lı bir soya mensup bulunduğunu ve baba tarafından Gürcü, anne tarafından Romen, büyükannesinin de Transilvanyalı bir çingene olduğunu söyleyen Anton Szandor LaVeydir. LaVey, 1966'da San Fransisko'da "Şeytanın Kilisesi"ni kurmuş ve onun baş rahibi olmuştur. Ayrıca mensupları arasında "Kara Papa" olarak da bilindiği söylenmektedir. 1997 yılında Amerika'da ölmüştür.
LaVey'i böyle organize bir topluluk meydana getirmeye sevk eden pek çok sebebin olabileceğini onun hayat hikayesinden ve kişiliğinden anlamak mümkündür. Bununla beraber, onu böyle bir teşebbüse sevk eden ve konumuz açısından da önem arz eden en açıklayıcı gerekçeyi, LaVey'in "The Satanic Bible" isimli eserine bir takdim yazısı yazmış bulunan Burton H. Wolfe ortaya koymuştur. Wolfe, bu gerekçeyi şöyle açıklamıştır:
"LaVey, aramızda geçen uzun konuşmalardan birinde bir şeyi hatırladı ve şunları söyledi: 'Ben, Cumartesi gecesi âlem yaparken yarı çıplak vaziyette dans eden kızların arkasından şehvet düşkünlüğü gösteren bazı kimseleri, Pazar sabahı âileleri ve çocukları ile birlikte kilise mahfillerinde oturmuş Tanrı'nın kendilerini bağışlamasını ve onları şehevi arzulardan temizlemesini isterken; ve yine bir sonraki Cumartesi gecesi âlemde ve diğer bazı eğlence yerlerinde tekrar eski hallerine döndüklerini görüyordum. İşte o zaman Hıristiyan Kilisesi'nin insanları ikiyüzlülüğe sevk ettiğini ve insanın şehevi yapısının ortaya çıkabileceğini ve bu noktada, insan ne kadar temizlenirse temizlensin veya insan, kendisine doğru yolu gösteren ve onun kurtuluşunu esas alan herhangi bir din tarafından ne kadar kamçılanırsa kamçılansın, hiç önemli olmadığını anladım". Wolfe, daha sonra da şu yorumu yapmıştır:
"Bununla beraber LaVey, Hıristiyanlığın ve onun Yahudilikten devraldığı mirasının anti tezi olarak hizmet edecek bir din oluşturma yolunda olduğunu o zaman fark edememişti. LaVey'in oluşturmaya teşebbüs ettiği bu din, aslında Hıristiyanlık veya Yahudilikten daha eski bir dindi. Fakat böyle bir din asla resmileştirilmemiş, bir düşünce ve âyin bütünlüğü içerisinde düzenlenmemişti. Ki, yirminci yüzyıl medeniyeti içerisinde bunun gerçekleştirilmesinde LaVey'in rolü olacaktı". Görüldüğü gibi, Modern veya LaVeyan Satanizm’in, özel olarak Hıristiyanlığa fakat genelde bütün dinlere karşı "alternatif bir din" olarak sunulmak istendiği Wolfe'un bu sözlerinden de anlaşılmaktadır.
Gerekçesinin ne kadar makul olup olmadığının tartışılması bir yana, LaVey burada önemli bir noktaya temas etmiştir. O da, Kilise'nin veya Hıristiyanlığın insanları ne kadar tatmin edip etmediğidir. Binaenaleyh, Modern Satanizm'in Hıristiyan dünyasında ortaya çıkışında Kilise'ye ve dolayısıyla Din'e karşı bir tavır alış göze çarpmaktadır.
Modern Satanizmin İlke ve Prensipleri
Modern Satanizm, Anton Szandor LaVey'in görüş ve düşüncelerine dayanan ve bizzat LaVey tarafından 1966 yılında kurulmuş bulunan Satanist düşüncenin adı olup Dave Szandor Manson'a göre daha mantıklı, daha tabii ve mevcut hayatı yaşama üzerine dayandırılmış "bir hayat felsefesi"dir. Dolayısıyla Modern Satanizm, tabiatüstü unsurlara veya bir tanrıya inanç ya da Şeytan'a ibadet esasına dayanmayan bir düşünce sistemidir. Bu sistemin dayandırıldığı unsurlar arasında Sembolizm, Modernizm, Bireycilik, Ateizm, Hedonizm, Naturalizm ve Hümanizm yer almaktadır.
Modern Satanizm'de 9 İlke
LaVey tarafından oluşturulan ve bir anlamda Şeytan'ı tanıtan 9 Satanik ilke aşağıdaki şekildedir:
a-Şeytan, yasak yerine müsamahayı temsil eder.
b-Şeytan, dinsel hayaller ve boş umutlar yerine canlı varlığı temsil eder.
c-Şeytan, iki yüzlü bir şekilde kendini aldatma yerine saf hikmeti temsil eder.
d-Şeytan, nankör kimselere boş yere gösterilen sevgi yerine, onu hak edenlere karşı şefkat ve sevecenliği temsil eder.
e-Şeytan, öbür yanağını çevirme yerine intikam almayı temsil eder.
f-Şeytan, ruhsal vampirlere ilgi yerine, sorumluya karşı sorumluluğu temsil eder.
g-Şeytan, insanı, tamamen başka bir hayvan gibi -bazen daha iyi, çoğu kere de dört ayak üzerinde yürüyenlerden daha kötü olarak- temsil eder. Çünkü insan, "tanrı tarafından kendisine bahşedilen ruhi ve akli gelişme ile" tüm hayvanların en kötüsü olmuştur.
h-Şeytan, hepsi de fiziki, zihni veya heyecan uyandıran zevke götürdüğünden, tüm sözde günahları temsil eder.
ı-Şeytan, tüm bu yıllar boyunca onu işlerlikte tuttuğu için, kilisenin (Şeytan'a uyanlar cemaatinin) en iyi arkadaşı olmuştur.
Order of Nine Angels'a (ONA) ait olduğu belirtilen, Satanizm'in 21 Hedef'ini, Modern Satanizm'deki bazı kurallara benzerlik arz ettiğinden, burada maddeler halinde vermek bazı Satanist grupları ve düşüncelerini daha iyi tanımak açısından uygun olacaktır.

Buna yönelik yapılan yorumlarda şunlar arkadaşlar..:

Misafir ınanlar allahtan baska bı seye tapmaktan yarıh boyunca haz almıslardır ama bu artık bı ısyandan tesıdır ne olduugunu ıse bımek ıcın bu eyın ıcınde olmak gerekır bence ama dısında olup bılmememk benım cın bı ok sey bılmekten ıyıdır
Ağustos 07, 2007 07:32 AM
 
Misafir bence satanizm mü'mini olmadan hristiyan olmalısın ki tersini düşünebilesin laveyan ın yorumunda ilginç bişii tesbit ettim ayinlerde şehvete kapılanların daha sonra Allah'tan af diledikleri mevzuatı her yirmi saniyede bir günah çıkarma rezilliği olursa olacağı odur İslamiyette birkere tövbenin dönüşü yoktu ha yapan vardır ki her koyun kendi bacağından asılır satanizm de musiviiliğin milli din olmasını teyiden ortaya çıkmış düşünce akımından öteye geçemez bana kalırsa...
Ağustos 14, 2007 07:37 PM
 
Misafir satan izm darwin izm kapital izm emperlyal izm sadece insan sınız okadar ölmeye mahkum ve sondaki yerde saklanan başlangıç sizi mutlaka alıcak içine secde edin ve gelin doğru yol kalbinizin yoludur
Ağustos 20, 2007 06:27 PM
 
Misafir Millet artık moda olsun diye ne yapacağını şaşırmış ; bizim kültürümüzde aslımızda böyle bişey yok ..özenti ;; yozlaşşşşmaaaaaa
Eylül 28, 2007 12:45 PM

Not:http://mansonfan.azbuz.com/'dan alıntıdır..
ßu Site Gothic Tarzını ßelirleyen Ya Da Kendini Burda Bulmak İsteyenler İçin Kurulmuştur. Her Hakkı Saklıdır.Site Yazıları Blog Sahibine Ait Değildir.Alıntı Ya Da Çalıntı Yaparken Yazının Altındaki Kaynak Linkini Veya Yazılmış Olan Telif Sahibinin Adını Vermeyi Unutmayınız.Emeğe Saygı Lütfen.
Copyright © 2007 - 2009
Designed by ±†WamqireS†±
İçimizdeki Karanlık
http://wampirsifen.bloggum.com
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page