| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Icimizdeki KaranLIK
Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamıyorum.ßilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
Hêr §ïÿâh Gïÿêñ SA†ANİS† Ø£mâz!!!
_Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık!‡±::..

±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

23 "kadın" etiketi kullanan gönderi (sayfa 2)"kadın" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Bir Kadını Ağlatırken:!!!

     
 

BİR KADINI AĞLATIRKEN

Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin,

çünkü Tanrı gözyaşlarını sayar...

Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı, öyle olsaydı ezilirdi...

Üstün olmasın diye başından da yaratılmadı.

Ama göğsünden yaratıldı, eşit olsun diye...

Kolun biraz altında korunsun diye.. Kalp hizasinda sevilsin diye...


 

 
   

Kedi kadını anladıkta birde kedi adam çıktı şimdi:=)






KADIN GİBİ KADIN' nasıl oluyor?

Kadın dediğin güzel olacak arkadaş. Şöyle savurdu mu eteğini,ruhun rüzgarına kayacak. Bacakların, ayakların, bilekten bağlı ayakkabıya tutunan parmakların, seyrine doyamayacaksın. Bakımlı olacak kadın dediğin. Saçları  ipek , topukları pembe, boynu ince, salındımı kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak. Güzel olacak ama kaşı,gözü, bacağı, iki meme ucundan önce, sözü doğru, ruhu aydınlık olacak, güzelliği komple olacak. Korkmayacaksın gecenin bir vakti sol cenapta yüzünü gördüğünde. Yeni bir kabus gibi yaşamayacaksın gerçeği de. Güzel olacak ama, aklını evde tutacak kadar da akıllı.... Seni elinin tersiyle değil, avucunun içiyle kavrayacak... Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz beni böyle. Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek küçük kurtçuklarla. Sıradan ve kabullenir yaşamanın ne demek olduğunu sindirmiş olacak içine.

        Asla şatafat düşkünü olmayacak. Doğum günlerinde  bir sıcacık öpücüğün yerini, tek taş bir De Beears'ın alamayacağını algılayacak kadar doygun olacak. Hatırlaman yetecek özel günleri, pahalı bir hediyeyle savuşturmadan. Sadeliğin içinde farkedilir olabilmeyi, gösterişli  kıyafetle bir tutmayacak. Duruşu, oturuşu, yürüyüşü abartılı değil, basit hiç değil, sadelikten oluşacak. Kendini süs bebeği gibi ortaya atıp, fingirdeşmeyecek başkalarıyla. Ekonomiden,politikadan, milli maçlardan ve kültürel olaylardan haberi olacak. Bizi kim yönetir, nasıl yönetir, demokrasi, monarşi, oligarşi nedir bilecek, saf hatun numarasıyla cahilliğini güzelliğiyle örtmeye  yeltenmeyecek. Gezip, eğlenmesini bildiği kadar, pazar

parasını kozmetiğe yatırmaması gerektiğini, domatesin, ekmeğin, soğanın, kıymanın kaç para olduğunu bilecek. Cak cak telefonda konuşup, niye böyle fatura geldi hayret tribine girmeyecek. Eşini dostunu kollayacak ama içi vıcık vıcık dedikodu yumağının içinde kaybolmayacak.

       Marka düşkünü, moda düşkünü olmayacak kesinlikle...Takip edecek ancak yakışanı seçecek. Sökük, paça boyu, fermuar dikmeyi bilecek, herseferinde terzi aranmayacak pırnık pırnık. Elinden her iş gelecek.Marifetlerini sadece seni elde ederken değil, seni elde tutarken de gösterecek ve tüm bunlar içinden gelecek içinden,  göstermelik olmayacak. Adamın siniri bozmayacak, tepesini attırmayacak, cinleri başına toplamayacak, körolası dilini gerektiğinde yutacak... Çarşı pazar görmesini, sana don kilot almasını, gömlek ayakkabı numaranı bilecek... ve zevki seni  giydirecek kadar yerinde olacak, kendisini giydirmeyi bildiği gibi.

      Orda burada dedikodu yapmayacak, laf taşımayacak, ayıkla pirincin taşını durumlarına sokmayacak. Ortalık yerde kahkahalarıyla sebepsiz çınlamayacak.Dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak. Açık saçık olan elbisesi değil, sana olan ilgisi olacak ve bunu gösterebilecek medeniyeti... Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanıbaşında ve huzurla...Öyle 'çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin, hesap ver'  yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak. Bilmem kimin sözüne aldırmayacak, asla arkadaşlarının arkasından konuşmayacak, hele küfür hiç etmeyecek. Sınırını zorlamayacak , salya sümük ağlamayacak,

kıytırık nedenlerden hır gür çıkarmayacak. Sözü  dinlenir, anlaşılır olacak. Bir hatayı allayıp pullayıp abartmayacak.Gömleklerini o ütüleyecek ve o gömleğe hangi pantolon yakışır

bilecek. Ama hayatı giyim kuşam üstüne kurulmayacak. Uyum ve uyumsuzluk nedir bilecek.

Bir kere, topuklu ayakkabıyla spor ayakkabının ayrımını yapabilecek arkadaş.Dağa çıkarken rugan ayakkabı giymeyecek. 'Of yoruldum, beni ara, beni al, beni bul, bunu isterim'  değil, 'sence de uygunsa, yanındayım, ben gelirim, merak etme'  olacak lügatında. Tereciye tere satmayacak yani. Hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan

laf söyletmeyecek....

       Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta. Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini.  Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.

Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek,

küsmeyecek, süründürmeyecek.  Kadın dediğin ayıp nedir bilecek. Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek.  Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. iki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak... Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürsüz yemeklerle işi olmayacak. şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri . Yahut pahalı parfümlerin sindiği, süslü püslü boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin. Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte birşey. Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek,  o hamura kendini katmasını da... Paranın gücünü bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak. Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terk etmeyecek.

         Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,üstüne sevgili edinmeyecek. Sarışın, renkli gözlü, uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya... Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak. Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha.Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak... Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden,

tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak. Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak.  Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.

       En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu  kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa...  Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle.  Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de,  anaya babaya hürmet etmeyi de...  Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle , sınırlamayacak. Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla... Bileceksin ki  evde 'O' kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana...

Öyle bir kadın işte... Vardır vardııııııııır!.. Sende seçmesini bileceksin!

Alıntı!!!!http://osmanagaoglu.azbuz.com/

Bir Kadını Tanımak:=(

Bir kadin cocuktur aslinda. Cocuk gibi davranmayi sever. Erkegin kendisine bir cocuga gösterdigi sefkati göstermesini de ister. Bir cocugu oksar gibi incitmekten korkarak oksamalidir erkek kadini.



Ama her kadin cocukca da olsa dinlenilmesini, dikkate alinmasini ister.
Yani bir kadinin cocukluk yapmasina izin vereceksiniz, ama asla onu bir cocuk olarak görmeyeceksiniz. Bir kadin güçlüdür aslinda. Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasini sevmez.
Ister ki erkegin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabilecegi seyleri bile erkegin yapmasini bekler. Böylece hem daha kadin oldugunu hissedecektir hem de erkeginin ne kadar güçlü oldugunu görecektir



Ancak kadin gücünü göstermek istediginde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istedigi bir sey varsa mutlaka yapar. Bir kadin sevgilidir aslinda. Içinde her zaman sevgiyi tasir. Sevdiklerinden kolay kolay ayrilamaz. Sevdiklerini kolay kolay kiramaz.
Zor sever ama tam sever. Bir kadinin tam anlamiyla sevebilmesi için yüreginin kabul ettigini beyninin de kabul etmesi gerekir.
Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsiniz. Belki kolayca yüregine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer etmemisseniz her an terk edilebilirsiniz.
Sevmedigi halde terk etmeyen kadinlar da var elbette. Bunun nedeni ise engelleyemedikleri "acimak" duygusudur



Bir kadin yalnizdir aslinda. Hiçbir zaman kadini bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyasi vardir ve orada hep yalnizdir. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanin kapisini açamaz. Yalnizlik onun siginagidir. O siginaga ne zaman girecegine, ne kadar kalacagina hep kendisi karar verir. Siginaktayken oradan çikmaya zorlarsaniz onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.



Bir kadin bilgindir aslinda. Neler yapabilecegini erkek akli hayal bile edemez. Yaraticiliginin siniri yoktur. Ama bunu ortaya çikartmak için hayatinin erkegini bekler. Hoyratça harcamaz yaraticiligini sadece erkegine saklar

Bir kadinin gerçek erkegi olmayi basarabilmisseniz çok sanslisiniz demektir. Çünkü yasaminiz asla siradan olmayacaktir. Bir kadin hayattir aslinda. Çünkü hayatin içinde olan her sey ancak kadinlar oldugunda anlam kazaniyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadinin elinden içtiginiz suyla kendi kendinize bardagi doldurup içtiginiz su arasindaki lezzet farkini anlayabiliyor musunuz?
Anliyorsaniz ne mutlu size. Anlamiyorsaniz, ne yazik ki yasamiyorsunuz.

Erkeklere werilebilecek hoş yanıtlar:=)

Erkek: Bana isminizi bağışlar mısınız?
>
>Kadın: Neden? Sizin yok mu?
>
>
>Erkek: Size bir içki ısmarlayabilir miyim?
>
>Kadın: Aslında içkinin parasını direkt alsam daha iyi olur.
>
>
>Erkek: Ben bir fotoğrafçıyım ve ne zamandır sizinki gibi bir yüz arıyordum.
>
>Kadın: Ben de estetik cerrahım ve ne zamandır sizinki gibi bir yüz
>arıyordum.
>
>
>Erkek: Sanırım sizinle daha önce bir kez çıkmıştık ya da iki kez?
>
>Kadın: Sadece bir kez çıkmış olabiliriz, çünkü aynı hatayı ikinci kez
>yapmam.
>
>
>Erkek: Nasıl bu kadar güzel olabiliyorsunuz!
>
>Kadın: Sanırım doğarken sizin payınızı da ben almışım.
>
>
>Erkek: Bu cumartesi benimle çıkar mısınız?
>
>Kadın: Üzgünüm, bu cumartesi başım ağrıyacak.
>
>
>Erkek: Birçok erkeğin başını döndürüyor olmalısınız.
>
>Kadın: Siz de birçok kadının midesini bulandırıyor olmalısınız.
>
>
>Erkek: Sizi çok mutlu edebilirim.
>
>Kadın: Nasıl? Gidiyor musunuz?
>
>
>Erkek: Size evlenme teklif etsem, ne cevap verirdiniz?
>
>Kadın: Bir şey diyemezdim muhtemelen, çünkü gülerken konuşamam.

>
>
>Erkek: Sizi sinemaya davet edebilir miyim?
>
>Kadın: Ben o filmi gördüm.
>
>
>Erkek: Hayatım boyunca neredeydiniz?
>
>Kadın: Sizden saklanıyordum.
>
>
>Erkek: Hayatım boyunca neredeydiniz?
>
>Kadın: Hayatınızın geri kalanında da olacağım yerde, rüyalarınızda.
>
>
>Erkek: Sizi daha önce bir yerde görmüş gibiyim...
>
>Kadın: Evet, o yüzden artık oraya gitmiyorum.
>
>
>Erkek: Bu koltuk boş mu?
>
>Kadın: Evet, ama oturursanız bu boşalacak.
>
>
>Erkek: Ne işle meşgulsünüz?
>
>Kadın: Kadın taklidi yapıyorum.
>
>
>Erkek: Sizi çıplak görebilseydim çok mutlu ölürdüm herhalde.
>
>Kadın: Ben sizi çıplak görseydim gülmekten ölürdüm herhalde
>

Hala bekar olmanızın 5 nedeni :=)

Sürekli yeni birileriyle tanışıyor, fakat ilk buluşmadan öteye bir türlü geçemiyorsanız.




İlk buluşmalardan artık bıktınız ve uzun bir ilişki yaşamak istiyorsunuz. Hayatınızın erkeğinin gelip sizi bulma zamanı geldi; ama o hala ortalarda yok. Sabrınız tükenmeye başlıyor ve ümidinizi yitiriyorsunuz. Üzülmeyin! Bunun yerine hala bekar olmanızın olası 5 nedenini öğrenin ve kendinizi değiştirin..

1.Eğer gerçek aşkı asla bulamayacağınızı düşünüyorsanız, bulamazsınız:

Siz oturup karalar bağlarken ve aşkın gelip sizi bulmasını beklerken, belki de o yanınızdan geçip gitti bile. Sizse gözlerinizi sabitlediğiniz o noktadan kaldırıp bakmadığınız için onu göremediniz. Hayatınızın aşkını bulmayı saplantı haline getirmeyin ve açık fikirli olun. Bir erkeğe saplanıp, onu sevebileceğiniz hale getirmeye çalışmayın, bunun yerine zaten sevdiğiniz gibi olan başka bir erkek bulun, yani hayallerinizdeki erkeği.

Siz istediğiniz gibi birinin sizi asla bulmayacağını düşünürken, farkında olmadan sevilmeye layık olmadığınız hissine kapılıyorsunuz. Bu hataya düşmeyin, dışarıda bir yerlerde sizi çok fazla sevecek bir erkek var. Bu yüzden bir günlük tutmaya başlayın ve her akşam günlüğünüze sevilmeye değer bir yanınızı yazın. Bu güveninizi yerine getirecektir.

2.Kötü çocuk tutkusundan kurtulun:

Kadınların asi ve bağlanmayı sevmeyen erkeklerden hoşlandığı bir sır değil. Çoğu kadın kendini üzen ve onunla az ilgilenen erkeği daha çekici bulur. Kaçan kovalanır misali, bu tür erkeklerin peşinde koşar. Ama sağlam bir ilişkiniz olmasını istiyorsanız, bu tutkudan kurtulun. Size iyi davranan, sizi seven erkekleri değerlendirmeye alın. Göreceksiniz bu sizi daha mutlu edecek. Her kadın değişik karakterli ve gizemli bir erkekle beraber olmak ister, fakat bu tür erklerle sonu evliliğe uzanan bir yola çıkmak mümkün değildir.

3.Aşk erkeğinizi kendinize bağlamanız demek değildir:

Çoğu kadın ilişkilerinde aynı hataya düşüyor. Bir erkekle beraber olduklarında, sevgililerinin veya eşlerinin boş olan her saniyesini kendileriyle geçirmesi gerektiğini düşünüyor. Erkek arkadaşı arkadaşlarıyla vakit geçirmek istediğinde ya da evde oturup maç izlemek istediğinde de sorunlar çıkarıyor. Siz bu hataya düşmeyin, evlilik ve aşk eşinizin sizin dizinizin dibinde oturması demek değildir, onun da kendi hayatın olması gerektiğini bilin ve saygı gösterin. Aksi taktirde yine yalnız kalabilirsiniz.

4.Esprilerinizden bazılarını sevgilinize ayırın:

Size gerçeküstü gelebilir fakat insan aynı olayı günde birkaç kez anlatacak enerjiyi her zaman kendinde bulamaz. Eğer siz bütün sıkıntılarınızı, dertlerinizi ya da komik olaylarınızı işyerindeki arkadaşlarınızla paylaşırsanız, akşam eve gittiğinizde eşinize anlatacak pek bir şeyiniz kalmaz. Bu da ilişkinizi zedeleyebilir. Size komik gelebilir ama bu da bir çeşit aldatmadır. Siz bütün sırlarınızı iş arkadaşlarınızla ve ya komşularınızla paylaşarak, sevgilinizi duygusal anlamda kendinizden uzaklaştırırken, diğer insanları yakınlaştırıyorsunuz. Bu da bir çeşit ihanet sayılır. Ona hayatınızda ne kadar çok yer kapladığını ve ne kadar önemli olduğunu hissettirmelisiniz.

5.İnatçı ve ısrarcı olmayın:

Özellikle haksızken haklı olduğunuzu iddia etmeyin. Tartışmalarınızda birbirinizi dinleyin ve kendi bildiğinizi okumayın. Örneğin önemli bir şeyi ona söylemeyi unuttuğunuzda hatanızı kabullenin, üstüne gidip onu haksız duruma düşürmeye veya yaptığınızın o kadar da büyük bir şey olmadığını kanıtlamaya çalışmayın. Bu kavgaların daha da uzamasına neden olacaktır. Özür dilemesini bilin, böylelikle her şey daha kolay tatlıya bağlanır. Her zaman özrü ondan bekleyemezsiniz.

Bu konu çok ilginç geldi paylaşim dedim:=)

Dünya'nın en uzun kadını:=)

Dünyanın en uzun boylu kadını 2 metre 36 santimlik Çinli Yao Defen. Yao Defen'in ayakkabı numarası ise 57.



Bir Kadını Ağlatırken...:=(

Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin,
çünkü Tanrı gözyaşlarını sayar...
Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı,
ayaklarından yaratılmadı, öyle olsaydı ezilirdi...
Üstün olmasın diye başından da yaratılmadı.
Ama göğsünden yaratıldı, eşit olsun diye...
Kolun biraz altında korunsun diye..
Kalp hizasında sevilsin diye...

Anadolunun mitolojik kadın savaşçıları...

Alıntı:Ege Bora Eşiz - TÜRSAB Dergisi sayı 221

Aralarına asla erkek almayan Amazonlar’ın efsanesi, Anadolu’nun en önemli söylenceleri arasında yer alıyor. Tarihin babası sayılan Bodrumlu Herodotos’tan, destanları ile ünlü İzmirli ozan Homeros’a kadar birçok kaynakta adı geçen bu savaşçı kadınların at binmedeki yetenekleri ise dillere destan...

Amazonlarla ile ilgili bilgilerin çoğu, bu savaşçı kadınların Anadolu’nun kuzeyinde; Ordu yakınlarındaki Terme «ayı civarında, Themiskyra adlı kentte yaşadıkları yönünde toplanıyor. Yüzyıllardır merak konusu olan Amazonlar oldukça ilginç bir topluluk. En önemli özellikleri en az erkekler kadar hatta efsanelere göre erkeklerden çok daha iyi savaşmaları olmuş. Bu yiğit kadınların, güzelliklerinin yanı sıra; çevik, hızlı ve disiplinli olmaları da onları diğer kavimlerden ayıran özellikler arasında sayılmış. Özellikle at binme konusundaki yetenekleri ve at üstünde kazandıkları savaşların ünü, çok kısa zamanda tüm Anadolu’ya hatta komşu ülkelere yayılmış. Babaları savaş tanrısı Ares’ten aldıkları iyi savaşma özelliğinin yanı sıra; anneleri, uyumu ve barışı simgeleyen Harmonia’dan aldıkları barışı sağlama ve koruma bilinçleri ile kendilerine haklı bir ün yapmışlar.

At üstündeki hünerleri

Söylenceye göre Amazon kadınları yaşamın her alanına hakim olduğu bir toplumdu. Aralarına erkek almaz, sadece soylarını devam ettirmek için komşu kavimlerle görüşürler ve sonra kendi topraklarına çekilirlermiş. Doğan kız çocuklarını en iyi şekilde eğitirler, onlara at binmeyi, ok atmayı ve yay kullanmayı öğretirlermiş. Erkek çocukları ise, ya bebekken babalarının yanına yollarlar ya da kendilerine ayak bağı olmayacak işlerde kullanırlarmış. Amazonlar, ok atmadaki üstünlüklerinin yanı sıra, “Labris” denilen çift tarafı da keskin olan bir baltayı da çok iyi kullanırlarmış. Savaşlarda, kendilerini savunmak için kullandıkları, yarım ay şeklindeki kalkanları ise pek çok heykele konu oldu.

Tek göğüslerini kesen Amazonlar...

Dilbilimcilerin "Amazon" sözcüğü üzerine yaptığı araştırmaların sonuçlarına göre; Anadolu’nun Karadeniz Bölgesi’nde yaşamış olan bu savaşçı topluluğun adının anlamının, "Göğüssüz" olduğu ortaya çıkıyor. Söylencelere göre, bu savaşçı kadınlar ok atarken rahatsız olmamak ve yayı daha fazla gerebilmek için tek göğüslerini küçükken keserlermiş. Böylece yayı, zahmetsizce gerebilir ve oku daha da uzağa atabilirlermiş. Bu özellikleri ise savaşlarda onlara ezici üstünlük sağladığından geleneklerini çok uzun yıllar boyunca hiç değiştirmemişler.

Estetik ve dinamizmin simgesi

Birçok mitolojik hikayeye konu olan Amazonlar, estetik ve dinamizmin bir simgesi olarak özellikle yaptıkları savaşları gösteren kabartmalarla, ünlü tapınak ve mezar anıtları süslemişler. Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan Bodrum’daki Kral Mausolos’un mezar anıtını (Mozele) süsleyen Amazon Savaşı kabartmaları, göz alıcı bir ustalık ve hayranlık verici bir incelikle mermerde hayat bulmuş asırlar önce...

Anadoluyu savunan kadınlar

Anadolu’ya yapılan en önemli saldırılardan biri olan Truva Savaşı sırasında Amazonlar da savaşmışlar, hatta; erkeklerin arasında, omuz omuza Anadolu’yu savunmuşlar. O kadar ustaca savaşıyorlarmış ki, kimse o parlak zırhlarının, başlıklarının içinde bir kadının olabileceğini düşünemiyormuş. Truva Savaşı sırasında orduyu cesaretlendiren Amazon kraliçesi Penthesileia’nın efsanesi ise oldukça trajiktir. Truva’ya saldırılar başlayınca Amazonlar’ın cesaretini örnek alan diğer Anadolulu ordular da savaşmaya başlamışlar. Karşı tarafın en ünlü kahramanı olan Akhilleus ile Amazon Kraliçesi Penthesileia’nın, savaş alanındaki mücadelesi gerçekten çok zorlu olmuş. Hem Akhilleus, hem de Penthesileia parlak zırhları ve gösterişli başlıkları ile tozlu savaş alanının ortasında birbirlerine doğru yaklaşmaya başlamışlar. Kraliçe keskin baltası ile Akhilleus ise mızrağı ile savaşıyormuş. Kraliçe kusursuz bir şekilde kullanıyormuş baltasını. Hareketleri atik ve hızlıymış.
Göğüs göğüse uzun süren bu dövüş sırasında Akhilleus, düşmanının bir kadın olduğunu aklından bile geçirmemiş. Uzun mücadele sırasında; Akhilleus’un yenileceğini düşünen bir arkadaşı, ikilinin arasına girerek kraliçenin dikkatini dağıtmış. İşte ne olduysa bundan sonra olmuş ve Akhilleus’un fırlattığı mızrağı fark edemeyen Penthesileia, göğsüne saplanan mızrak ile yere yığılmış...

Mızrağın yaraladığı Amazon

Akhilleus, düşmanını yendiği için rahat bir nefes almış ama yine de; içinde bu çok iyi dövüşen düşmana karşı bir saygı, bir hayranlık uyanmış. Toz toprak içinde yatan bedene doğru yaklaşmış ve kendisini bu kadar uğraştıran kişinin yüzünü görmek için, yaralının başını kucağına almış. Bu narin beden karşısında biraz şaşırmışsa da asıl şaşkınlığı başlığı çıkartınca yaşamış. Karşısında bir kadın varmış. Hem de çok güzel bir kadın. Kendi mızrağı ile yaraladığı bu güzel kadın, az önceki zorlu mücadelede kendisini zorlayan askermiş. İnanamamış gözlerine Akhilleus. Öyle ki; ölmek üzere olan kraliçenin güzelliği ve cesareti karşısında, çok etkilenmiş ve aşık oluvermiş bu güzel kadına. Ama olan olmuş ve kraliçe aldığı ölümcül yara nedeniyle son nefesini vermiş Akhilleus’un kollarında. Akhilleus ve Penthesileia’nın bu mücadelesi zamanla o devrin sanatçıları ve ozanları arasında çok sevilmiş ve çeşitli sanat eserlerine konu edilmiş. Eski ve acıklı bir aşktan geri kalanlarla beraber...

Ege Bora Eşiz - TÜRSAB Dergisi sayı 221

Şiddet..! :=(

Aşağıda Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi'nin düzenlemiş olduğu "Güldünya'ya Sesleniş" Mektup Yarışması'nın birincisi Ezgi Kızmaz'ın mektubu bulunuyor. Bu maili mümkün olduğunca çok kişiye göndererek, "Kadına Yönelik Şiddete Son" kampanyasına destek verebilirsiniz.





"Sevgili Güldünya,



Sen daha önce hiç mektup aldın mı? O kısa hayatına kaç mektup sığdırdın? Senin hayatın mektuplara sığar mı, Güldünya?



Dünyada şiddete maruz kalan tüm kadınlar, aslında aynı ülkede yaşar. Bu ülkenin sokaklarında, yara izlerini örtmek için makyaj yapmış kadınlar dolaşır. Sokakta karşılaşan her kadın, kendinden bilir o boyanın altında ne olduğunu. Bu maskeye sadece bu ülkenin çorak topraklarında yetişen erkekler kanar. Bu erkekler yaralar açar, yaraları kapatmak için yapılan makyaja tapar. Erkeklerin arasında, bir kadının yaraları tekrar tekrar böyle kanar.



Bu ülkede sokağa çıkabilen kadınlar, her akşamüstü karanlık çökmeden eski bir oyunu oynar, Güldünya. Hava kararmadan eve dönme oyununu herkes çocukluğunda öğrenir, ama sadece kız çocukları hayat boyu oynamaya devam eder. Oyunun kuralları, hileleri, müzik kesildiğinde sandalyeye oturma oyununu hatırlatır. Müzik kapandığında, hava karardığında açıkta kalınmamalıdır. Müzik kesildiğinde oturmaya hazır olmak için nasıl bir sandalyeye yaklaşılır, etrafında oyalanılırsa, kadınlar da havanın kararacağını anladıklarında apar topar evlerinin olduğu mahalleye döner. Kadınlar aceleci adımları müziğe uymadığı için durdurulamaz. Mahalleden ayrılmayıp oyunbozanlık yapanlar suçlanamaz. Kadınlar bu oyunu karanlıktan korktukları için oynamaz, Güldünya.



Işık kapatıldı; sokaklar karanlık şimdi. Eve dönemeyen kadının yarın daha çok makyaj yapması gerekecek.



Bu evlerde her akşam toplanılır. Konuşulmaz, sadece nefes alınır. Bu gürültülü solumalardan, sessiz iç çekişlerden evlerin camları buğulanır. Buğulanan camlara kadınlar sevdiklerinin isimlerini yazmasınlar diye "yarın yapılması gerekenler" yazılır. Ertesi gün pencereden sokağa bakmak isteyen kadına yapılması gerekenler engel olur. Hep yapılması gerekenler bitmeden akşam olur, yine toplanılır, yine nefesler alınır. Artık sevdiklerinin ismini camın buğusuna yazmak kadınların aklından geçmez.



Camlarında kuralları yazılı bu evlerin camları silinmez, pencereleri açılmaz; içerisi havalandırılmaz. Kadınlar her gün yakınlarının nefesleriyle boğulur. O kadar çok penceresiyle bu ev, sokağı görmeyen dört duvar olur.



Evlerin duvarları incedir, bu duvarları geçebilen yine de sadece sestir. Komşu kadının çığlığı televizyon sesiyle bastırıldıktan sonra uyunabilir. Bu evlerde uyuyabilmek için, önce vicdanı uykuya yatırmak gerekir.



Güldünya, burada da, her gece kadınlar uykuya dalar. Rüyalarında yaralarını yamar. Ama aslında üstünde incecik örtüyle, olası katilinin yanında savunmasız yatar. Bu ülkede de, birisini öldürmeden kimse katil diye anılmaz. Belki bu yüzden kadınlar öldürülene kadar katillerine koca, baba, ağabey, dayı, amca demek zorundadır.



Bu evlerde geceler, gündüzler, yıllar geçer. Zaman içinde, havalandırılmayan evin kokusu, evde en çok zaman geçirmek zorunda kalanların; kadınların üstüne siner. Kadınlar üstlerine sinen bu koku yüzünden evin dışındayken bile evi unutamaz. Yakınlarının nefeslerinin kokusu burnundayken, nefesleri de ensesinde gibidir. Bu yüzden kadınlar evin içinde; onların gözü önünde nasıl davranıyorsa, evin dışında da öyle davranmak zorundadır. Kadınlar üstlerinde evin kokusuyla fazla uzağa gidemez. Kokuyu tanıyanlar onu ele verir. Bu koku yüzünden Bitlis-İstanbul arası 1505 km. olmaktan çıkar. Bu ülkede hiçbir yer o kadar uzak olamaz.



Ve Sevgili Güldünya, bu ülkedeki kadınlar hiç mektup almaz. Çünkü onlar kimsenin "sevgili"si olmaz.



Sen, Güldünya? Sen daha önce hiç mektup aldın mı?



Güldünya, ağabeylerin yol ortasında seni neden kalçandan vurdu? Kuzeninin kocasının sana tecavüz etmesinden, kalça hareketlerini sorumlu tuttukları için mi? Tecavüzden geriye kalanı, evlenmeden bu kalçaların arasından doğurduğun için rni? Ağabeylerin seni neden vurdu, Güldünya?



Sağ kalçanı kim kanattı, Güldünya? Bedenini yağmalarken onu sıkıca kavrayan akraban mı, yol ortasında oraya kurşun sıkan ağabeyin mi, yoksa hastanede orayı sarıp sarmalayıp korumayanlar mı? Güldünya, kim canını daha çok acıttı?



Annen mezarının başında sadece senin için mi ağladı, Güldünya? Bir anne kızının katiline her gün yemek hazırlamak zorunda kalır mı? Silahı verenle koyun koyuna yatar mı? Bir anne için kurbanla katili aynı karında taşımış olmak, yeterince ağır bir yük değil mi? Annen mezarının başında kimin için ağladı, Güldünya?



Sadece senin canın mı yandı, Güldünya? Başka kimler, aynı evde yaşadıkları için katillerine yakalandılar? Kimler tanıdık bir yüz olduğu için katillerini tanıyamadılar?



Alicia Aristregui, İspanya. 2004. Ayrıldığı kocası tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

Birgül Işık, Elazığ. 2005. Katıldığı televizyon programında şiddet gördüğünü söylemesinin ardından, sokakta oğlu tarafından öldürüldü.

Cheagh Rooteh, Irak. 1993. Yabancı bir adamla konuştuğunu gören babası tarafından öldürüldü.

Çiğdem İnce, İzmir. 2003 Evlilik dışı hamile kaldığı için ağabeyi tarafından öldürüldü.

Dilber Kına, İstanbul. 2001. Erkeklerle gezdiği için babası tarafından baltayla öldürüldü.

Evrim Sarıçiçekler, İstanbul. 2005. Ailesinin karşı çıktığı birisiyle evlendiği için ailenin görevlendirdiği birisi tarafından öldürüldü.

Fadime Şahindal, İsveç. 2002. İsveçli bir genci sevdiği için babası tarafından öldürüldü.

Güldünya Tören, İstanbul, 2004.

Hatun Sürücü, Almanya, 2005. Zorla evlendirildiği akrabasından boşandıktan sonra bir "Alman gibi" yaşadığı için sokakta ağabeyi tarafından öldürüldü.

Ivy Blore, Kanada. 2004. Aile içi şiddet kurbanı.

Kadriye Demirel, Diyarbakır. 2003. Tecavüze uğrayıp hamile kaldıktan sonra ağabeyi tarafından öldürüldü.

Leticia Aguliar, Amerika. 2002. Aile içi şiddet kurbanı.

Maria Terasa Carlson, Filipinler. 2001. Evliliği boyunca şiddete maruz kaldı. Sonunda 23. kattan atlayarak intihar etti.

Nadia Anjuman, Afganistan. 2005. Afganistanlı şair, kocası tarafından dövülerek öldürüldü.

Olivia Hodson, Amerika, 1999. Aile içi şiddet kurbanı.

Pınar Kaçmaz, Diyarbakır. 2002. Evden kaçıp mankenlik ajansına başvurduğu için babası ve ağabeyi tarafından öldürüldü.

Rukhsana Naz, İngiltere. 1998. Evlilik dışı hamile kaldığı için annesi ve ağabeyi tarafından boğularak öldürüldü.

Sevda Gök, Şanlıurfa. 1996. Pastaneye gittiği gerekçesiyle bir yakını tarafından öldürüldü.

Şemse Allak, Mardin. 2002. Evlilik dışı ilişkiye girdiği gerekçesiyle taşlanarak öldürüldü.

Tasleem Begum, İngiltere. 1995. Erkek arkadaşı olduğu için kuzeni tarafından arabayla defalarca ezilerek öldürüldü.

Ursula Allen, Amerika. 2002. Aile içi şiddet kurbanı.

Victoria Anna, Amerika. 2002. Aile içi şiddet kurbanı.

Yeşim Sağlam, Adana, 1998. Kocasını terk edip sevgilisiyle beraber olduğu için babası ve kocası tarafından öldürüldü.

Zehra Karagöz, Şanlıurfa, 2003. Başka erkeklerle beraber olduğu söylentileri üzerine kocası tarafından kalbinden bıçaklanarak öldürüldü.





Alfabenin tüm harflerine kan bulaşmışsa, pekâlâ aynı harfler bu kez acıya ortak olmak için bir araya gelebilir. Bu mektupta da senin için bir araya geldiler, Güldünya. Tüm bu harfler, üstlerine bir daha kan bulaşmasın; bu mektuba sığmayan liste daha da uzamasın dileğiyle toplandı. Şimdi artık hepsi dağıldı, geriye sadece son olarak sana sunu söylemek isteyen harfler kaldı: Güldünya, sen ağlarken, güler mi hiç bu dünya?"
ALINTIDIR..!
ßu Site Gothic Tarzını ßelirleyen Ya Da Kendini Burda Bulmak İsteyenler İçin Kurulmuştur. Her Hakkı Saklıdır.Site Yazıları Blog Sahibine Ait Değildir.Alıntı Ya Da Çalıntı Yaparken Yazının Altındaki Kaynak Linkini Veya Yazılmış Olan Telif Sahibinin Adını Vermeyi Unutmayınız.Emeğe Saygı Lütfen.
Copyright © 2007 - 2009
Designed by ±†WamqireS†±
İçimizdeki Karanlık
http://wampirsifen.bloggum.com
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page