| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Icimizdeki KaranLIK
Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamıyorum.ßilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
Hêr §ïÿâh Gïÿêñ SA†ANİS† Ø£mâz!!!
_Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık!‡±::..

±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

11 "ruh" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"ruh" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

eLveda ruhum eLveda ..

Kimsesizliğin ortasında yıkık bir harabeyim aslında
Herkesin bir kenara ittiği kalmak istemediği bir enkaz yüreğim
Sevgi kırıntılarıyla yaşama tutunuyorum
Aşk kalıntılarını kaldırıyorlar enkaz olan yüreğimden
Yaralarımı sarmaya çalışıyorum fakat bu deprem bende öyle bir hasar yarattıki hiç bir ilaç çare olamaz yarama..
Kimse kurtarmak istemiyor beni..Haykırışlarıma karşılık gelmiyor
Hayatta kalmam için kimse elini uzatıp çıkarmıyor enkazın altından sanki herkes ölmemi beklermiş gibi..
ve Sonunda istedikleri oluyor cesedim çıkıyor enkazın altından..
ve Sonra sahte göz yaşları..
ve ßende Huzura kavuşmanın mutluluğu..

Kısa ve zor bir yolculuktu benimkisi
Kimsesiz ve yalnızdı
19 yıl beklemişti son bulmak için


Ruhum bedenimi terk ediyor
Tıpki yaşarken de terkedildiğim gibi..
Terkedilişlere alışk bu beden
eLveda Ruhum..
Alıntı....

eLveda ruhum eLveda ..

Kimsesizliğin ortasında yıkık bir harabeyim aslında
Herkesin bir kenara ittiği kalmak istemediği bir enkaz yüreğim
Sevgi kırıntılarıyla yaşama tutunuyorum
Aşk kalıntılarını kaldırıyorlar enkaz olan yüreğimden
Yaralarımı sarmaya çalışıyorum fakat bu deprem bende öyle bir hasar yarattıki
h bir ilaç çare olamaz yarama
Kimse kurtarmak istemiyor beniHaykırışlarıma karşılık gelmiyor
Hayatta kalmam için kimse elini uzatıp çıkarmıyor enkazın altından sanki herkes ölmemi beklermiş gibi
ve Sonunda istedikleri oluyor cesedim çıkıyor enkazın altından
ve Sonra sahte göz yaşları
ve ßende Huzura kavuşmanın mutluluğu

Kısa ve zor bir yolculuktu benimkisi
Kimsesiz ve yalnızdı
19 yıl beklemişti son bulmak için


Ruhum bedenimi terk ediyor
Tıpki yaşarken de terkedildiğim gibi
Terkedilişlere alışk bu beden
eLveda Ruhum

eLveda Ruhum..

Kimsesizliğin ortasında yıkık bir harabeyim aslında
Herkesin bir kenara ittiği kalmak istemediği bir enkaz yüreğim
Sevgi kırıntılarıyla yaşama tutunuyorum
Aşk kalıntılarını kaldırıyorlar enkaz olan yüreğimden
Yaralarımı sarmaya çalışıyorum fakat bu deprem bende öyle bir hasar yarattıki hiç bir ilaç çare olamaz yarama..
Kimse kurtarmak istemiyor beni..Haykırışlarıma karşılık gelmiyor
Hayatta kalmam için kimse elini uzatıp çıkarmıyor enkazın altından sanki herkes ölmemi beklermiş gibi..
ve Sonunda istedikleri oluyor cesedim çıkıyor enkazın altından..
ve Sonra sahte göz yaşları..
ve ßende Huzura kavuşmanın mutluluğu..

Kısa ve zor bir yolculuktu benimkisi
Kimsesiz ve yalnızdı
19 yıl beklemişti son bulmak için


Ruhum bedenimi terk ediyor
Tıpki yaşarken de terkedildiğim gibi..
Terkedilişlere alışk bu beden
eLveda Ruhum..
Buda aynen:=)

Eskimiş ruhum

bazen degişmek isterdim ama yok yeni bir giysi alıyım yok saclarımı kestiriyim tür den degil icimde ki ruhunu artık yıprandı yama yapmakdan da bıkdım artık neyse degişik bir şey yapam dedim gidip sahil kenarında balık tutuyım dedim bekledim durdum 5 6 saat ama hic bir balık gelmedi oltama o arada yine diger insanları gördüm her zaman ki gibi bencil ruhları ile geziniyorlar ne diyim ben umursamadım ruhumu degişdirmem gerek ama olmuyordu bekledim bekledim artık bunaldım bende bırakdım gittim en sevdigim bara ve en sevdigim cikimi söyledim 1 2 yudum aldım biraz kendime geldim ama düsündüm neden benim şansım yok diye galiba bu ruhumu bedemden cıkana kadar böyle bekliycez neyse eve gitme vakdi geldi eskimiş ve yıpranmış ruhumla beraber

Çalıntı:cafe_rock'dan..

not:alıntı yaparken kaynak belirtmelisniz bilginize!!!!

 

Kaç ruhumuz var???

İtirazlar faydasız. Kimi zaman iftiralar, itirazlardan daha büyük kazanç getirir. İtiraflar ise boynundaki halatı bile bile kendi altındaki tabureyi kendin devirmektir.. Faydasız olduğunu bilerek itiraz ediyorum, kimse dilediğimce şarkı söyleme hakkımı elimden alamaz! Kazancına aldanarak iftira ediyorum, seni ben sevmedim, martılar sevdi! Son nefesim olacağını bilerek itiraf ediyorum, hiç bir şarkı beni kirpiklerin kadar etkileyemedi!

Hala insanlar birbirini sevebiliyorlarsa bu dünyada, ve hala çocuk kahkahaları geliyorsa kulağımıza az da olsa, bunu yıldızlara borçluyuz. Burçlardan söz etmiyorum. Işık. İnsana insanlığını hatırlatan, insana bir tutam insanlık uzatan ışık. Hala gözlerim aydınlığa bu kadar açsa, ve karanlığı kazımaya çalışıyorsam odamın duvarlarından, yıldızlara borçluyum bunu. Onlar gökyüzünde değil. Onlar gözlerde.. Bir çift yıldız göstereceğim sana, kaldır göz kapaklarını artık! Bak bana!!

Şimdilerde insanlar kendilerine yakışan renklere sığınıyor. Şimdilerde insanlar kendilerine yakışan şarkılarda barınıyor. Şimdilerde insanlar nefes almayı, özgürlükten üstün sayıyor! Şimdilerde bazı insanlar bazı insanların tırnaklarından kendilerine taht yapıyor! Şimdilerde simsiyah bir odada, bağımsızlık fikrinden uzak nefes alıyorum, tırnaklarımı tribal diyarların kralı olduğunu iddia eden bir delikanlıya verdim, arka fonda Anathema çalıyor, 'One Last Goodbye' eşliğinde ağlıyorum!

Başlangıçta insanlara olmak istediğimiz 'şey' gibi davranırız. Zamanla olduğumuz 'şey' e döneriz ister istemez. Sonunda arkalarını dönüp gitmeye niyetlendikleri an onların istedikleri 'şey' olmak gelir aklımıza.. Tanıştığımız zamanlar femme fatale tripleri giyinmiştim galiba, zamanla sahip olduğu tek şey yara kabukları olan bir genç kız olduğumu görebildin.. Sonra ardını dönüp giderken sen, arkandan seslendim, "Hey, sahip olmak isteyip de sahip olamadığın herşeye sahip olan bir 'şey'im ben..Gel!!".. Duymamıştın değil mi? Birilerine kendimi kabullendirmek için bir 'şey' olmak zorundaysam, 'hiçbirşey' olmayı tercih ederim!


Bazı kadınlar hükmetmeye bayılırlar. Bazıları hükmedilmeye. Boynuma bir tasma geçir lütfen, ve emrettiğim yere g*tür beni. Bazı kadınlar sevilmeyi severler. Bazıları sevmeyi. Ben seni seveyim, sen benim sevişimi sev, e mi? Bazı kadınlar ihanete uğrarlar. Bazıları aldatırlar. Sen yabancı bir dudakla dans et, ben bugün uzun saçlı delikanlılarla flört edeceğim. Bazı kadınlar terk edilmekten korkarlar. Bazıları terk etmeyi başaramazlar. Sen beni öylece bırakıp gittiğinde, arkandan "Sen beni bırakıp gittiğini sanıyorsun değil mi?! Aslında sen gidiyorsun, ama ben seninle gelmiyorum!" diye bağıran olacağım. Bazı kadınlar bütün kadınları içlerinde taşır. Sanırım bu yükü daha fazla kaldıramayacağım.

Gülmek ağlamaktan daha zordur bazı anlar. Bazı anlar göz kapakları bile ağır gelir insana. Zaman zaman nefes almayı kendine hatırlatması gerekir insanın. Kimi saniyeler asırlardan uzun sürer. Kimi saatler bir nefes kadar hızlı geçip giderler. Bazı gecelerde insan karanlığı göremez ama, bazı günler ışık hiç mi hiç çıkmaz ortaya. Bazen zaman kavramı kalmazı insanın, anlar birbirine karışır, zaman geçmez bir yandan, bir yandan geçmiş geleceğe dönüşür, gözlerini açmak bir işkenceyken, gülümsemeye çalıştığın anlarda gözyaşları doldurur yapay gamzeleri, ve tekrarlarsın ard arda, "Nefes al, nefes al, nefes al.."...

Verdiğim sözleri benden önce unutmaları yüzünden kendimi silik bulmam. Onca ihanetten sonra, aşağılık komplexinin başımın üstünde yeri var. Annesinden başka seveni olmayan adama nasıl yakışmasın oedipus komplexi? Ya annesine sarılıp uyurken göğüs uçları dikleşen lezbiyen kız çocuklarına, komplexsiz demek, adaletli bir yargı olabilir mi? Şehir çöplüğünde yakılen komplexlerin, küçük renkli haplarla tedavi edilebilen her türlü ruhsal felaketin, kırmızı alevler arasından yükselip simsiyah gökyüzünü kapladığını körler bile görebilir.. Duman kokusu sindi üstüme biraz, derini ödünç alabilir miyim?

Kaç ruhumuz var, kaç kimliğimiz? Kaçı ölümsüz kaçı fani? Kaçı pembe kaçı mavi? Cevaplayamadığın sorulardan utanma. Cevabı olmayan sorular üretmek de bir nevi dahiliktir. Herhangi bir yarışmada başına taç takılması güzel yapmaz seni, her halinle parlayabilmen asıl güzeldir.. Ruhumu ödünç verdim bir adama, getirmiyor geri.. Nüfus cüzdanım pembeydi, şimdi belli değil yeri. Ne tac takıldı başıma, ne parlayabildim bir hayalde. Yine de.. Dahi olmak umurmda olmadan soruyorum, kaç seviş kaldı ölümüme?

ÇALINTI:Cafe_Rock'den..

Şafak!!!

Şırıngayla ruhumu
Uyuşturduğum wakit;
Siyahlara bürünmüş gözlere
Ölüm şiirleri yazdım
Ben ne kadar mahkumsam karanlığa
Benim dünyama girdiğin wakit
Acıların yol gösterdiği
Ruhun zindan edildiği
Bir kabustasın...
Şafak pek uğramaz buralara...unutma!

Huzur oLsana müptela ruhuma..

Aralasam gözlerimin pusuna bürünmüş penceremi usulca sokulur musun geceme..?
Dönsem yüzümü rüzgara..
Çeksem bana sunduğu kokuyu,"seni" taa içime..
Islansa dudaklarım özleminin akıttığı gözyaşlarıyla..
Silüetin canlanıp siler mi parmak uçlarıyla..?
Sokulsam usulca koynuna..
Nefes almaya korkarak dalsam gözlerine..
Hiç kıpırtısız,heykele dönüşmüş bir bedenle gidersem özlemimi..
Susmasan..
Hep konuşsan..
Anlatsan bana beni..
Sendeki hikayemi..belki de bizi..
Usulca haritasını çıkarsam yüzünün parmaklarımla..
Küçük buselerle teyid etsem çıkardığım her adresi..
Ve sen olsam..Sendeki ben olsam..
Senin olsam..
Damarlarıma doldurduğum sen ile uzasa gece..
Biriktirdiğim kelimelerimi döksem bir bir..
Toplasan benden dökülenleri..alıp yüreğine yerleştirsen..
Tıpkı hep hayal ettiğim gibi..
Şımarsam azıcık ama fazlasıyla seni şımartsam..
Öpsem..Koklasam..Sımsıkı sarsam..
Yetinmesem gördüklerimle aksam içine nefesinle..
Sen olsam..
Ah sen olsam..
Başkaldırsam herşeye yaşananlara inat..
Dimdik dikilsem mazinin önüne..
Kazısam hiç olmamış gibi..
Yok etsem..
Dolaşırken parmakların saçlarımda kondurken küçük buselerini omuzuma mayışsam..
Sımsıkı kilitlediğim gözlerimde oluşturduğum hayal dünyamızda kanatlansam..
Seni de sürüklesem peşimden konduğum her buluta..
Sek sek oynasak elele..
Gülsek.. Eğlensek.. Çocuk olsak birlikte..
Sonra sen yine bir anda büyüyüp bastırsan sıkıca göğsüne beni..
Nefesimi kessen..
Ürpersem hissettiğim teninle..
Uzun iç çekişlerle kokunu çeksem ciğerlerime..
Huzur olsan..Huzurum olsan..
Canıma katasım var seni yine..
Hadi kat kokunu rüzgara yolla bana..
Ya da daha iyisi gözlerimin içine bakarak uzat elini..
Huzur oLsana müptela ruhuma..
 
 

Ruh ve ßeden

Ruhum, kapalı kapılar ardında kilitli.
Denize nazır bir yerde bıraktım bedenimi..
Benden ayrıldığında çok uzaklarda olacağını fısıldıyordu kulağıma..
Korkmadım onsuz olmaktan ve belki de kavuşma ümidiydi benim ki..
Dön deme çabası..
Kırgın değilim ruhumu bedenimden ayırmayı başarana..
Üzgün değildim kaldığım uzak diyarlarda..
İnsan bazen vazgeçer sevdiğinden, ruhuna eşdeğer saydığı da olsa…
Ayrılıklar da ölüm gibi gelmez mi zaten hep..
Derin bir acı hissetmez mi insan..
Çözümü zor olan sisli sokaklarda çaresizce dolaşmaz mı?
Mecbur hisseder kendini başını alır gider, geride sadece loş hüzünler, iç sızlatan anılar, kalır..
Ne yapmalı sorusunu defalarca kendine sorar, o kadar sorar ki tek başına yalnızlık oyununu oynamak istemez..
Sahneye çıkmak zorundadır ama..



Perde açılır... Ruh, kapalı kapılar ardında kilitlide olsa, biraz aralar kendini.. Ama yorgundur, ürkmüştür, kendinden emin değildir. Yalnızlığı önünde sonunu göremediği bir yol olmuştur.. Karanlık bir sahnede başlar oyun, bu aslında ruhun bedene savaşıdır..



Ruh söze başlar: ‘ Yıprandım ey beden.. Sevdim riyakarlık gördüm, sevdim sevdiğimden emin, ama ne buldum kırık dökük ruhlar gemisi.. Yıkıntı yürekler, kayıp düşler,kendi olmayıp başka maskeleri yüz seçenler.. Buna rağmen sende can bulmalı mıyım?’



Ardından Beden söze girer : ‘ Biz bir insanı insan yapanız. Bunun farkında mısın? Sen ve Ben birlikte olamazsak nasıl ayakta durur insanoğlu..’



Ruh sinirlenerek: ‘İnsanoğlunun ayakta durup durmaması umurum da değil artık..Ne gördüysem gene onlardan gördüm..


Varlığımı bertaraf ettiler..Kendimi ağlar olarak buldum, gece yarıları sokak aralarında. Sabahlara kadar dolaştım rahatlamak adına. Sonra deniz.. Denizle dertleştim biraz.. Hırçın dalgalarında o bile kendine göre haklıydı ben haksızken.. Sonra rüzgar.. Bana dokunamazsın derken tam.. Sana dokunma gayreti içinde değilim diyerek geçti gitti. Ben sensiz bir hiçmişim..Tüm varlığı idare eden ben. Koca bir Hiç! Ben olmasam sen yoksun. Soyut ve her şeyi çeken niye ben..?’



Beden geri çekilir gibi olur ve : ‘ Evet, haklısın galiba, bu kadar çabuk pes etmek.. ama haklısın… Ne zaman sen benden gitsen artık tutmayacağım seni! Bu sefer kazandın Ruh..


Bu sefer sen Kazandın…! Özgür olmayı hak ediyorsun sen. Benden ayrı olmayı.. Ben insanı yürütürüm.. en durup, düşündürür, duygular buhranına sokar çıkarsın. Bu sefer sen kazandın Ruh.. Özgürsün.. 
     

KAÇ RUHUMUZ VA?

İtirazlar faydasız. Kimi zaman iftiralar, itirazlardan daha büyük kazanç getirir. İtiraflar ise boynundaki halatı bile bile kendi altındaki tabureyi kendin devirmektir.. Faydasız olduğunu bilerek itiraz ediyorum, kimse dilediğimce şarkı söyleme hakkımı elimden alamaz! Kazancına aldanarak iftira ediyorum, seni ben sevmedim, martılar sevdi! Son nefesim olacağını bilerek itiraf ediyorum, hiç bir şarkı beni kirpiklerin kadar etkileyemedi!

Hala insanlar birbirini sevebiliyorlarsa bu dünyada, ve hala çocuk kahkahaları geliyorsa kulağımıza az da olsa, bunu yıldızlara borçluyuz. Burçlardan söz etmiyorum. Işık. İnsana insanlığını hatırlatan, insana bir tutam insanlık uzatan ışık. Hala gözlerim aydınlığa bu kadar açsa, ve karanlığı kazımaya çalışıyorsam odamın duvarlarından, yıldızlara borçluyum bunu. Onlar gökyüzünde değil. Onlar gözlerde.. Bir çift yıldız göstereceğim sana, kaldır göz kapaklarını artık! Bak bana!!

Şimdilerde insanlar kendilerine yakışan renklere sığınıyor. Şimdilerde insanlar kendilerine yakışan şarkılarda barınıyor. Şimdilerde insanlar nefes almayı, özgürlükten üstün sayıyor! Şimdilerde bazı insanlar bazı insanların tırnaklarından kendilerine taht yapıyor! Şimdilerde simsiyah bir odada, bağımsızlık fikrinden uzak nefes alıyorum, tırnaklarımı tribal diyarların kralı olduğunu iddia eden bir delikanlıya verdim, arka fonda Anathema çalıyor, 'One Last Goodbye' eşliğinde ağlıyorum!

Başlangıçta insanlara olmak istediğimiz 'şey' gibi davranırız. Zamanla olduğumuz 'şey' e döneriz ister istemez. Sonunda arkalarını dönüp gitmeye niyetlendikleri an onların istedikleri 'şey' olmak gelir aklımıza.. Tanıştığımız zamanlar femme fatale tripleri giyinmiştim galiba, zamanla sahip olduğu tek şey yara kabukları olan bir genç kız olduğumu görebildin.. Sonra ardını dönüp giderken sen, arkandan seslendim, "Hey, sahip olmak isteyip de sahip olamadığın herşeye sahip olan bir 'şey'im ben..Gel!!".. Duymamıştın değil mi? Birilerine kendimi kabullendirmek için bir 'şey' olmak zorundaysam, 'hiçbirşey' olmayı tercih ederim!


Bazı kadınlar hükmetmeye bayılırlar. Bazıları hükmedilmeye. Boynuma bir tasma geçir lütfen, ve emrettiğim yere g*tür beni. Bazı kadınlar sevilmeyi severler. Bazıları sevmeyi. Ben seni seveyim, sen benim sevişimi sev, e mi? Bazı kadınlar ihanete uğrarlar. Bazıları aldatırlar. Sen yabancı bir dudakla dans et, ben bugün uzun saçlı delikanlılarla flört edeceğim. Bazı kadınlar terk edilmekten korkarlar. Bazıları terk etmeyi başaramazlar. Sen beni öylece bırakıp gittiğinde, arkandan "Sen beni bırakıp gittiğini sanıyorsun değil mi?! Aslında sen gidiyorsun, ama ben seninle gelmiyorum!" diye bağıran olacağım. Bazı kadınlar bütün kadınları içlerinde taşır. Sanırım bu yükü daha fazla kaldıramayacağım.

Gülmek ağlamaktan daha zordur bazı anlar. Bazı anlar göz kapakları bile ağır gelir insana. Zaman zaman nefes almayı kendine hatırlatması gerekir insanın. Kimi saniyeler asırlardan uzun sürer. Kimi saatler bir nefes kadar hızlı geçip giderler. Bazı gecelerde insan karanlığı göremez ama, bazı günler ışık hiç mi hiç çıkmaz ortaya. Bazen zaman kavramı kalmazı insanın, anlar birbirine karışır, zaman geçmez bir yandan, bir yandan geçmiş geleceğe dönüşür, gözlerini açmak bir işkenceyken, gülümsemeye çalıştığın anlarda gözyaşları doldurur yapay gamzeleri, ve tekrarlarsın ard arda, "Nefes al, nefes al, nefes al.."...

Verdiğim sözleri benden önce unutmaları yüzünden kendimi silik bulmam. Onca ihanetten sonra, aşağılık komplexinin başımın üstünde yeri var. Annesinden başka seveni olmayan adama nasıl yakışmasın oedipus komplexi? Ya annesine sarılıp uyurken göğüs uçları dikleşen lezbiyen kız çocuklarına, komplexsiz demek, adaletli bir yargı olabilir mi? Şehir çöplüğünde yakılen komplexlerin, küçük renkli haplarla tedavi edilebilen her türlü ruhsal felaketin, kırmızı alevler arasından yükselip simsiyah gökyüzünü kapladığını körler bile görebilir.. Duman kokusu sindi üstüme biraz, derini ödünç alabilir miyim?

Kaç ruhumuz var, kaç kimliğimiz? Kaçı ölümsüz kaçı fani? Kaçı pembe kaçı mavi? Cevaplayamadığın sorulardan utanma. Cevabı olmayan sorular üretmek de bir nevi dahiliktir. Herhangi bir yarışmada başına taç takılması güzel yapmaz seni, her halinle parlayabilmen asıl güzeldir.. Ruhumu ödünç verdim bir adama, getirmiyor geri.. Nüfus cüzdanım pembeydi, şimdi belli değil yeri. Ne tac takıldı başıma, ne parlayabildim bir hayalde. Yine de.. Dahi olmak umurmda olmadan soruyorum, kaç seviş kaldı ölümüme?

Çok Az!!!

Ölümü kokluyorum
Işığı farkedebilen çok az insan var
Karanlıkların içinde kalmaktan korkan
Gerçeklikler peşinde kaybolmaktan korkan
Bildiklerim göstermek istediklerimden çok farklı
Ruhumun içinde birikiyor
Hissettiklerimi kaybetmek canımı acıtıyor
Sadece ufak bir hayalde ve ufak bir zaman diliminde
Önemli gelebilecek herşey istemsiz varoluyor
Bu her insanın tek başına yaşayabilecegi
Kendini mutlulukla kandırabilecegi bir kaç güzel an
Uyandıgında içinde sadece acı bırakan
Bitimsiz duyguların cenneti
ama görebildigim tek şey neden cehennem?
Ölümü kokluyorum
Işığı farkedebilen çok az insan var

ßu Site Gothic Tarzını ßelirleyen Ya Da Kendini Burda Bulmak İsteyenler İçin Kurulmuştur. Her Hakkı Saklıdır.Site Yazıları Blog Sahibine Ait Değildir.Alıntı Ya Da Çalıntı Yaparken Yazının Altındaki Kaynak Linkini Veya Yazılmış Olan Telif Sahibinin Adını Vermeyi Unutmayınız.Emeğe Saygı Lütfen.
Copyright © 2007 - 2009
Designed by ±†WamqireS†±
İçimizdeki Karanlık
http://wampirsifen.bloggum.com
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page