| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Icimizdeki KaranLIK
Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamıyorum.ßilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
Hêr §ïÿâh Gïÿêñ SA†ANİS† Ø£mâz!!!
_Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık!‡±::..

±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

21 "sevgi" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sevgi" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Kıskançlık !

Kıskançlık insanın doğasında olan duygulardan biridir. Diğer tüm duygular gibi, dozu ayarlanmadığında sıkıntı verir. Bedenimiz hayret verici bir denge üstüne kuruludur. Farkında olmadığımız
Her şey tıkır tıkır işliyor. Eksi ve artının doğru dağılımı sadece bedenimizde değil, ruhumuzda da var. Yeni doğan bir bebeği düşünürsek, tüm hisleri nötrdür. Yaşamın içinde kıvamını bulur.
Önünde oyuncakları bulunan ve daha yürümeye bile başlamamış bir bebeğin yanına başka bir bebek oturtsak, bir müddet sonra oyuncakları kendilerine saklamaya çalıştıklarını, hatta elindekilerle birbirlerine vurduklarını gözlemleriz. Bu bebeğe henüz öğretilmemiş olan kıskanma duygusu nasıl oluşmuştur? Demek ki, içimizde kıvamında bir kıskançlık mevcuttur.
Her şey dozunda güzeldir. Açlığı gidermek için fazla yemek kilo yapar, hırslarının altında ezilenler sonunda hasta olur. Peki, kıskançlığın dozu kaçınca ne olur? Diğer duygularda kişi çoğunlukla kendine zarar verirken, maalesef kıskançlık çevredekilerin hayatını zindana çevirir.
Yapılan araştırma sonuçlarına göre, kadınlar daha kıskançmış. Bu sadece ülkemiz için mi geçerli bilemiyorum. Ancak bizim erkeklerin, Avrupa’da yaşayanlara oranla daha kıskanç olduğu kesin. Ataerkil toplumların hemen hepsinde geçerli olduğunu sanıyorum. At, avrat, silah üçlemesini hatırlarsak, atalarımızdan kalan en değerli miras bu olmalı. Gerçi günümüzde bunu hatırlayan beylerin sayısı az ama, genetik olarak geçtiğine inanıyorum.
Erkeklerin en çok şikayet ettiği konu olan kıskançlık, neden hemcinslerim arasında çok şiddetli yaşanır? Dönüp toplumsal yapıya bakmak gerektiğini düşünüyorum. Evinde, çocuğuyla uğraşan, tüm gününü temizlik ve düzen için harcayan bir kadına, dış dünya ve orada yaşananlar biraz uzak gelir. Kadın, her sabah eşini bilmediği bir ortama bırakır, akşamın olmasını bekler. Bu arada, toplantı yüzünden geç geleceğini haber veren bir telefon gelir. Bu durum sıklıkla yaşanıyorsa, kadın ne tarz duygulara kapılır, onu birlikte inceleyelim.
Televizyon programlarında, komşunun anlattığı hikayelerde, çevresinde sürekli değişik senaryoları dinleyen kadın, bu karmaşık dış dünyaya ait bir fikir oluşturmaya başlar. Bu düşünceler, önü alınmaz ve konuşulmazsa, şiddetli krizler halinde kendini gösterir. Öyle ya, kocası başka biriyle birliktedir. O kadın daha mı güzeldir, daha mı işvelidir, aşağılanan ve özgüveni kaybolmaya başlayan kadın, gittikçe hırçınlaşır ve bir ilişki daha çatlamaya başlar. Her birliktelikte, sevilen paylaşılmaz, bu da doğaldır.
Diyeceksiniz ki, bu örnekte kadın ev hanımıydı ve belki kendince sebepleri vardı. Çalışan, iş hayatının içinde olan kadınlar da fazlasıyla kıskanç, onlar ne olacak? Onların kıskançlıkları hem daha erken, hem daha şiddetli olur çünkü onlar dışarıda olanları bilirler. Her gün yaşadığı, gözlemlediği ve avucunun içi gibi bildiği bir hayata karşı, diğer kadından daha tepkili olması normal karşılanmalıdır. Onlar, testi kırılmadan önlem almak isterler.
Erkekler içinde son derece sıklıkla yaşanılan bu duygu, kadınınkinden çok daha korkutucudur. İşin şekli erkeklerde farklılaşır, çünkü konu namustur. Kavgalar edilir, silahlar çekilir, bunun için hapis yatılır ve hatta mahpus damında, namus cinayetinden gelenlerin şanı bile vardır. O suçlu olarak görülmez.Kıskançlığın dozu çok önemlidir. Ne eksik, ne fazla olmalıdır. Hiç kıskanmayan bir erkekle birlikte olmak da aynı derecede sıkıntı vericidir. Kadın, sevilmediğini, değer verilmediğini düşünür.
Tadında kıskançlıklar çoğu zaman evlilikleri, bitmek üzere olan ilişkileri kurtarır. Hala beğenildiğini, güzel bulunduğunu, önem verildiğini anlar insan. Aşırı uçlarda yaşanılan kıskançlık tedavi gerektirir. Bu durum insanların hayatına mal olabilir. Ancak bizim sevdiğimiz, çikolata tadında olanlar. Peki, kıskançlık duygusu tek başına mı vardır? Acaba bir bıçakla kesip içine bakarsak, özgüven, tutku, bağımlılık, yalnızlık korkusu, aptal yerine konulma, paylaşmama isteği gibi duyguları da bulmaz mıyız? Hepsi bir tarafa, şöyle kıvamında küçük bir kıskançlık, çoğu zaman yatak odasında ateşli bir sevişmeyle sonlanır. Bu durumda, arada bir kıskanın, tadını çıkarın!
Kaynak:http://kadin.tr.msn.com/ask/article.aspx?cp-documentid=14765546

Sevginin Gücü

Aşkın öyküsü çok eskiye dayanır. Adem ile Havva arasında geçen hikaye, dünya kurulduğundan beri insanın aşka olan ihtiyacının en belirgin göstergesidir.
Aşkın öyküsü çok eskiye dayanır. Adem ile Havva arasında geçen hikaye, dünya kurulduğundan beri insanın aşka olan ihtiyacının en belirgin göstergesidir.
Buna rağmen, insanın temel ihtiyaçlarını sıralarken nedense listedeki hak ettiği yeri almaz.Yemek, içmek ve uyumak bedensel gereklilik olarak elbette önceliklidir. Ancak sevgisiz bir beden neye yarar ki?
Aşkın kime duyulduğunun önemi yoktur. Yüreğinde bu duyguyu taşıyabilmektir değerli olan. Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Romeo ve Juliet gibi kadın erkek ilişkisi içindeki meşhur karakterleri bir hatırlayalım. Sonra Mevlana’yı, Ömer Hayyam’ı düşünelim. Daha adını saymadığımız niceleri aşıktı. Aşkın nerede yeşerdiğidir onu özel kılan, kime olduğu ancak hayatın içinde anlam kazanır.Peki, aşık olunca ne olur? Tıp dünyası bu soruyu vücudumuzda değişim gösteren salgılar, hormonlar gibi bir çok realite ile açıklıyor. Benim için önemli olan nasıl olduğu değil, sonucu.
Bir yürek sevmeyi öğrendiğinde, tıpkı güneş gibi, vücudun her hücresini parlatır. Aşık birini yolda yürürken bile ayırmak mümkündür. Yaydığı enerji ile bir mıknatıs gibi insanları kendine çeker. Girdiği yer aydınlanır. Gözlerinde normalde olmayan bir parıltı, dudağında birazdan kahkaha olarak patlayacakmış gibi duran bir tebessüm vardır. Bunlar dışarıdan görünenler.
Seven insan hayata başka gözlerle bakar. Yıllarca aynı yoldan yürümüş olsa da, o güne kadar görmediği bir ağacı fark eder. Olaylara yaklaşımı değişir. Farklı bir pencereden görme yetisi kazanır. Empati kurmaya başlar. Daha az yargılar, daha çok anlar. Bardağın boş tarafını görerek yaşamaya alışmış birisi bile, olumlu düşünme gücü elde eder. Bu kadar değerli davranış biçimleri, tüm yaşama neler katar siz düşünün. Aşkın insanda bıraktığı tek kötü hal, biraz dünyadan uzaklaşma isteğidir. Hayal kurmak, konsantre olmakta zorlanmak, dünyayı pembe gözlüklerle seyretmek ve biraz dalgınlık, aşkın yan etkisidir. Ruhunu ve kalbini sevgiye vermiş birinin de ilk başlarda bu kadar şımarıklığa hakkı olabilir.
İçinizden geçiriyorsanız, madem aşk bu kadar güzel, niye ilişkiler böyle karışık ve çözülemez diye; hemen cevabını vereyim. Bunca sıkıntı, çetrefil ve karmaşa, aşkın değil, ilişkilerin sorunudur. Burada sevginin bir suçu olamaz. Bizler sevdiğimiz herkese ve her şeye bir etiket yapıştırır ve ardından beklenti içine gireriz. İşte bu beklentiler ilişkileri bu kadar zora sokar. Oysa sevgi tek başına bir mücevherdir. Karşılık ve çıkar hesapları işin içine girdiğinde, onun adı artık aşk değildir. Siz buna duruma göre istediğiniz ismi verebilirsiniz, ilişki, birliktelik, evlilik, sevgililik…. Sonuçta ortada saf bir aşk yoktur, alışveriş vardır.
İşte bu yüzden, aşka inanmayanlar, sevginin gücünü unutanlar hataya düşer. Kırgınlıklar, hayal kırıklıkları, acılar ilişkilerin sonucudur, aşkın değil.
Aşk, insana verilmiş en değerli hediyedir. Mucizelerin kapısını açan, neredeyse her sorunu çözen, insanı değiştiren bu sihirli duygu, inandıkça ve sevdikçe hayatımıza daha çok güzellik getirir.
Bundan sonra bu köşede, aşkı, sevgiyi, ilişkileri, tutkuyu, ayrılığı, kadınlığımızı, erkekleri, evliliği, yani insana ve sevgiye dair her konuyu paylaşacağız. Ancak ilk yazıda en önemli maddeyi vurgulamak istedim. Dünya sevgiyle ayakta duruyor. Aşka inanın ve yüreğinize sevmeyi unutturmayın. Sevginin gücü her zorluğu yenebilir. Ve hep hatırlayın, aşk mucizelerin gizli anahtarıdır, onu kullanın!
Kaynak:http://kadin.tr.msn.com/ask/article.aspx?cp-documentid=14765550

Herkesin Sevgililer Günü Kutlu Olsun!!!

Sevginin anlaşılmamış yüzü....(Uzunluğuna bakıpta okumamazlıkyapmayın)

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...

Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adma "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep...

Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı.
Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...."

Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla.
Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...

Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...." "Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...

Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...

İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına
kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın.
Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin kalması için dua ediyordu.


Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:

"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."

Yolu yarılayan kadın sevgisinde ve öfkesinde cömerttir



Yolu yarılayan kadın sevgisinde ve öfkesinde cömerttir. Onunla olan erkeğin her şeye hazır olması gerekir.
'Yaş otuz beş, yolun yarısı eder' deyince şair, yolu yarılayan kadınlar aklıma gelir.
Ne aradığını ya da ne aramadığını bilen kadınlar.
Aşkı, sevdayı mutlaka tatmış olurlar.
Bu nedenle onları yüzeysel duygularla kandırmak mümkün değildir.
Aşkın da aşksızlığın da kokusu bu kadınlara sizden önce gelir.
Ömrünün diğer yarısını kendini geliştirmeye adayacağından bilinçleri doruğa yükselir.
Akıl ve bedenle birlikte girdiği ortama renk ve ışık verir.
Yolu yarılayan kadınlarla kolay ve zor bir hayat iç içedir. Sevgisinde de ,öfkesinde de cömerttir.
Evet anlamına gelen kadınsı hayırlarla kapris yapılmayacağını çoktan öğrenmiştir.
Erkeğin ne ardından gelir, ne de ilerisinde olmak için didinir.
Yan yana ,can cana duruşlar tercihidir.
Bazen bir anne şefkati, bazen de bir aslan kükremesi ile şaşkınlığa çevirir.
Onunla birlikte olan erkeğin her şeye hazır olması gerekir.
Yolu yarılayan kadınlar duygularını yaşamasını bilir.
Davranışları sebepsiz değildir.
Kalbi kırıldıysa ağlar, ağlayışının sebebi erkeğin ona sunacağı sevgi değildir.
Mutluysa kahkahalar atar, gülüşünün sebebi dikkat çekmek değildir.
Seviyorsa kıskanır, kıskanç oluşunun sebebi kendine güvensizlik değildir.
Üzgünse omuz arar, destek istemesi çaresizliğinden değildir.
Suskunsa sebebi vardır, kendi haline bırakılması gerekir.
Yolu yarılayan kadınların hissiyatı kuvvetlidir.
Aldatıldığını sezgilerini kullanarak gün ışığına çıkarır.
Veda vakti geldi demenize bile gerek yoktur.
O verdiğiniz mesajı çoktan anlayıp kendi yolunu tutmuştur.
Her gidiş kadını daha da kadınlaştırır.
Gidenin ardından bakacak kadar hayatın uzun olmadığını anlamıştır.
Ve gizem kadına en çok bu yaşlarda yakışır.
.

..::Bir Sevgi İletisi::..

Kadın sevdiği adama sorar: ' Neden Ağlıyorsun? '
Adam cevap verir: ' Seni daha fazla sevemediğim için.'

İşte bu yüzden bir kez daha iyi ki varsın diyorum sana.

Senin de beni sevmeni elbette çok isterim. Belki de inanmayacaksın ama, olmasa da olur. Çünkü yıllarca sevgimin öyle çok düşmanı, öyle çok muhafızı vardı ki, ben seninle onları aştım, inan varolman bile yeterli ve seni seviyor olmak bile büyük bir nimet benim için.

Ve şunu bil ki bu sevgime asla çoklarının yaptığı gibi yeteneksizliklerimi, kusurlarımı, yalnızlık korkumu, başarısızlıklarımı yüklemiyorum. Eğer öyle olsaydı, yitirmekten ölesiye korkar, seni kör bir tutkuyla sahiplenirdim.

Oysa seni bir dine bağlanır gibi değil, kendi özgürlüğümü sever gibi seviyorum.

Bütün Anneler'e!!!!

Burdan bütün annelerin,anne adaylarının hepsinin ANNELER GÜNÜNÜ bütün içtenliğimle kutlarım..
Annesi olmayıpta duygu seline kapılanlar için hayat birgün bitecek ve kutsal kişiyi göreceksiniz!!!Kokusu yetecek size..
Sevgiyle Kalın!!!!!!!!!!

Sİze Bİr Şİİr Annesİ Olmayan Bİrİnİn KapildiĞi Duygular !!!:=(

 
BugÜn Anneler GÜnÜ
Herkesİn Dİlİnde Ayni Şarki
Herkes EĞlenİyor
Ben HİÇ Ben HİÇ SÖyleyemeceĞİm DeĞİl Mİ Anne


BugÜn Okulda GÖmleĞİmİn DÜĞmelerİ Koptu
Babam GÜzel Dİkemİyor Olsun
Ama Okula DÜĞmelerİ Olmayan GÖmlekle Gİttİm
Sen HİÇbİr Sen HİÇbİr Zaman Dİkemeyeceksİn DeĞİl Mİ Anne


ÖĞretmenİm Dedİkİ
Velİ Toplantisina Annen Veya Baban Gelsİn Dedİ
Ben Babamin İŞİ ÇikmiŞ Dedİm
Oda Annen Gelsİn Dedİ
SÖyleyemedİm Anne ÖldÜĞÜnÜ SÖyleyemeyeceĞİm DeĞİl Mİ Anne


Yİne Gece Batiyor GÖzlerİme
Yİne GeÇ Vakİt Çarpiyor GÖzlerİme
Ben Yİne Pencerenİn BaŞindayim
Senİ Beklİyorum Anne
Ama Kİmse Gelmİyor Gelmeyecek DeĞİl Mİ Anne

Evde Tek Bİr Şemsİyem Var
Üstelİkte HİÇ Montum Yok
OgÜn Bastir YaĞmur Ve RÜzgar
Yirtildi Şemsİyem ÜstÜme DÜŞtÜ Kara KiŞ
Sen HİÇ Korumayacaksin DeĞİl Mİ Anne


Okul Çikisi Gİderken Eve
GÖrdÜm Annesİ GelmİŞ Herkesİn
Sen HİÇ Gelmeyecekmİsİn Dİye Merak Ederİm
Cevabimi Aldim Gelmeyeceksİn DeĞİlmİ Anne

Okuldakİ ArkdaŞlarimin Hepsİnİn SaÇi DÜzgÜn
Taraklarla TaranmiŞ Tokalarla ToplanmiŞ
Benİm SaÇim DarmadaĞin ÜstÜm BaŞim Yirtik
Sen HİÇ Yapmayacaksin DeĞİl Mİ Anne

İf I Was Your Vampire - Marliyn Manson!!

6AM christmas morning
No shadows
No reflections here
Lie cheek to cheek in your cold embrace.

So soft and so tragic as a slaughterhouse
She pressed the knife against your heart
And say that 'I love you' so much you must kill me now.
I love you so much you must kill me now...

If I was your vampire
Slim as the moon
Instead of killing time
We'll have each other till the sun.

If I was your vampire
Death waits for no one.
Put my hands across your face
Because I think our time has come.

Digging your smile apart with my spade tongue
And the hole is where the heart is
We built this tomb together
I will fill it alone.

Beyond the pale
Everything's black no turning back

If I was your vampire
Slim as the moon
Instead of killing time
We'll have each other till the sun.

If I was your vampire
Death waits for no one.
Put my hands across your face
Because I think our time has come.

Blood stained sheets in the shape of your heart
This is where it starts
This is where it will end
Here comes the moon again.

Six nineteen and I know I'm ready.
Drive me off the mountain
You'll Burn and I'll eat your ashes.
Impossible we're seducing our corpse.

If I was your vampire
Slim as the moon
Instead of killing time
We'll have each other till the sun.

If I was your vampire
Death waits for no one.
Put my hands across your face
Because I think our time has come.

This is where it starts
This is where it will end
Here comes the moon again.



Ceviri,

Cristmas sabahi saat 6
Golge yok
Yansima Yok
Senin soguk sarilmanla yanak yanaga yatiroruz

Cok yumusak ve cok trajik bir mezbaha;
Bicagi kalbime dayadi
Ve soyle "seni cok seviyorum, beni simdi oldurmelisin"
Seni cok seviyorum, beni simdi oldurmelisin

Eger senin vampirin olsaydim,
Ay gibi ince,
Zamani oldurmek yerine
Birbirimizin olacaktik gunes dogana kadar.

Eger senin vampirin olsaydim
Olum kimseyi beklemez
Elimi yuzune koy
Cunku zamanimizi geldigini dusunuyorum

Gulusunu kuek dilimle kaziyorum,
Ve delik kalbinin oldugu yerde
,
Bu mezari beraber yaptik
Yalniz dolduracagim

Olumden sonra,
Hicbir seyi geri ceviremezsin

Kalbindeki kan bulasmis ortu,
Herseyin nerde basladigi ve nerde bitecegi
Iste ay yeniden dogdu

6.19 biliyorum ve hazirim.
Beni daglarin otesine gotur,
Sen yanacaksin ve ben senin kullerini yiyecegim.
Olu bedenlerimizle birbirimizi sevmemiz imkansiz!


Tainted Lowe - Marliyn Manson..

Sometimes I feel I've got to Run away
Bazen kaçmam gerektiğini hissediyorum

I've got to Get away From the pain that you drive into the heart of me
Kalbimin içine yerleştirdiğin acıdan kurtulmam gerektiğini hissediyorum

The love we share Seems to go nowhere
Paylaştığımız aşk bir yere varacakmış gibi durmuyor

I've lost my light
Işığımı kaybettim

I toss and turn I can't sleep at night
Dönüp duruyorum, geceleri uyuyamıyorum

Once I ran to you ,I ran
Bir zamanlar sana koştum, koştum

Now I'll run from you
Şimdi senden kaçıyorum

This tainted love you've given
Verdiğin bu kirletilmiş aşk

I give you all a boy could give you
Sana bir erkeğin verebileceği her şeyi verdim

Take my tears and that's not nearly all
Gözyaşlarımı al ve bu tamamı değil

Tainted love
Kirletilmiş aşk

Tainted love
Kirletilmiş aşk

Now I know I've got to Run away
Şimdi kaçmam gerektiğini biliyorum

I've got to Get away
kurtulmam gerektiğini

You don't really want any more from me To make things right
artık gerçekten benden işleri düzeltmemi istemiyorsun

You need someone to hold you tight
İhtiyacın olan seni sıkı sıkıya saracak biri

You think love is to pray
Aşkın dua etmek olduğunu düşünüyorsun

But I'm sorry I don't pray that way
Ama üzgünüm ben o şekilde dua etmem

Once I ran to you ,I ran
Bir zamanlr sana koştum ,koştum

Now I'll run from you
Şimdi senden kaçıyorum

This tainted love you've given
Verdiğin bu kirletilmiş aşk

I give you all a boy could give you
Sana bir erkeğin verebileceği her şeyi verdim

Take my tears and that's not nearly all
Gözyaşlarımı al ve bu tamamı değil

Tainted love
Kirletilmiş aşk

Tainted love
Kirletilmiş aşk

Don't touch me please
Dokunma bana lütfen

I cannot stand the way you tease
Alay etme şekline katlanamıyorum

I love you though you hurt me so
Beni çok incitmene karşın seni seviyorum

Now I'm going to pack my things and go
Şimdi eşyalarımı toplayacağım ve gideceğim

Touch me baby, tainted love
Dokun bana bebeğim, kirletilmiş aşk

Touch me baby, tainted love
Dokun bana bebeğim, kirletilmiş aşk

Touch me baby, tainted love
Dokun bana bebeğim, kirletilmiş aşk

Touch me baby, tainted love
Dokun bana bebeğim, kirletilmiş aşk
ßu Site Gothic Tarzını ßelirleyen Ya Da Kendini Burda Bulmak İsteyenler İçin Kurulmuştur. Her Hakkı Saklıdır.Site Yazıları Blog Sahibine Ait Değildir.Alıntı Ya Da Çalıntı Yaparken Yazının Altındaki Kaynak Linkini Veya Yazılmış Olan Telif Sahibinin Adını Vermeyi Unutmayınız.Emeğe Saygı Lütfen.
Copyright © 2007 - 2009
Designed by ±†WamqireS†±
İçimizdeki Karanlık
http://wampirsifen.bloggum.com
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page