| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Icimizdeki KaranLIK
Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamıyorum.ßilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
Hêr §ïÿâh Gïÿêñ SA†ANİS† Ø£mâz!!!
_Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık!‡±::..

±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

10 "son" etiketi kullanan gönderi "son" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Son elweda

Duvardaki yarıktan sızan güneş ışığı
Aydınlatabilir mi ruhumu?
Silebilir mi gözlerimden akan yaşları?
Onarabilir mi kırılan onurumu?
Ya beynimdeki sorular?
Tek istediğim bir umut
Kaderim beni sorgular.
Acılı yılların eziyeti gözlerimde
Yalnız,buruk ve ağlamaklı
Boşalttım içimdeki nefreti
İçimde kalan son sevgiyle beraber.
Anlamadı hiçkimse beni
Tek avuntum geceler
Sessiz,ıslak ve hüzünlü
Karanlık ruhumun en aydınlık yeri geceler.
Öldürme zamanı bu üzüntülü günü
Belki böylece beni boşluk sever.
Kaderimle hesaplaşacak gücüm yok
Bedenimi saran hiçliği engelleyemem artık!
Ateş bile beni yakamayacak
Ruhum buz kesmiş artık!
Taşlaşmış artık yüreğim
Feri sönmüş gözlerimin
Hayalerim de bile sadece yıkım.
Kabuslar almayacak acısını kaderimin
Yaşlar sel olacak her saniyemde
Durmayacak biliyorum acılar
Silinmeyecek izler bedenimde
Gözlerim kapanacak sonsuza kadar
Umutlar ölecek her nefes alışımda
Çığlığım yankılanmayacak dehlizimde
Üzerimdeki her küçümseyen bakışta
Öleceğim,öleceğim ellerinde.
Şimdi zamanı artık
Küçük düşür, sayma beni
Kapat duvardaki yarığı
Kus üzerime bütün kinini
Söndür aciz bedenimi saran ışığı
Gölgelerde bile yaşamamalıyım
Arkamda hiç bir şey kalmamalı
Sadece yerdeki kanlı gözyaşlarım.
Unutma sakın bu mutlu anı
Son elvedam olsun elimdeki gül
Kokla, okşa ve sev
Tıpkı gözlerimin herşeyi inkar edip
Seni sevdiği gibi...

Manyah.com....

 

Hayat!!

Son baharı yaşıyoruz hayatın dönümlerinde, uçurum çiçekleri kokluyoruz korku dolu bakışlar eşiğinde, adımlarımız geri kaçarcasına arzularımızın tersine, arzularımız yokluğun varlık açlığından kudurmuş salyalı zihnine!..
Vebaya yakalanmış yüreklerimiz olmamış diyarlarda, devamızın derdine düşmüşüz inanç açlığında…
Kalplerimizi söküyoruz kendi ellerimizle, son ağıtlarımız yankılanıyor başarısız olduğumuz rolümüzde, cellatlar gösteriyor dişlerini, çekiyor giyotinleri, düşüyor tebessümlerimiz sepetlere kızıl elmaya olan arzularımızın esirinde… küllerden küllere… Doğuşumuz alevlerin içinde.

Ey kutsal alevler
Kurtulun benliğinizden
Erişin mutluluğa
Yüceltin ruhlarınızı
Karanlıktan aydınlığa,
Günbatımından şafağa…

Güneşe yolculuk ıslak adımlarla, ay’ın intiharının ardından, her şey “hiç”liğe dönüşürken siyah güllerin takibinde huzur sokaklarında aranıyor “aşk”…yani “sana” dair herşey… Kolay yoldan elde edinilenlerin fakirliğinde savrulup duruyor ademdölü, kızıl elmanın hatırına işlendi rahmet eksikliği, zamanın kızgın yüzü gösterdi kendisini ve ölüm kadar hiçbir ayrılık güzel değildi, yinede kan uykusuna dalıyorduk, tanışıklığımızın yıl dönümünde şeytanın gücüyle bugün hayat bitikti…

Gothic bi kızın ölmeden önceki mektubu..! )':

Affedin beni hepiniz,..
Özür dilerim yapmamalıydım..
Merak ediyorum kaç kişi üzülüyor arkamdan?
Arkamdan konuşanların hepsi ağlıyor mu ardımdan?
Bileğimi kesen jiletten daha keskin sözleriniz ve siz,
Damarlarımdan çıkan ve artık özgürlüğün tadını çıkaran kanımdan daha da iğrençsiniz!..
Bilir misiniz o duyguyu?
Yalnızlığın çaresizliğin zirveye ulaştığı o an!?
Düşünmezsin başka bir şey, çekip gitmekten başka..
Ağlarlar belki 2 belki de 3 gün..
Karanlık odana yayılmış kan kokusu çeker sadece onlrı sana..
Ve o gece odanda öyle bulunduğunda...Ağlarlar mı?
Ya sen anne?
Öper miydin uzun zamandır öpmediğin kızının ölüsünü, sarılır mıydın kanlar içinnde kalacağını bile bile?!
Özür dilerim anne..
Üzerine bir şey döktüğümde kızdığın halı şimdi kanlar içinde..
Çıkmayacak lekeler bunlar..
Çaresizliğimin lekeleri..Özür dilerim..
Peki baba,ya sen?
Ne düşünüyorsun,yoksa beni mi,neden yaptım diye mi?
Bırak açıklayayım..
Hayat baba...Ve bu acımasız şeyi her daim güzel ya da kötü yaşayan insanlar...
Ağlıyor musun baba??
Yapma lütfen artık bi kişi daha çıktı hayatından sevmek zorunda olmadığın..
Karanlığıma kızardın baba..Kötü değildim ben, karanlık kötülük değildir.. Umutsuzluktur, renklerin boşluğa düştüğü andır..
Bırakın karanlığınız olayım ebediyen..
Senden bir isteğim var anne..
Gir odama,evet şimdi..Orda beni bulacaksın..
Gördün mü bak internetteyim gene..
Kızma anne nolur kızma..
Ve geliyorum sana, sarılmaya.. Kaçma nolur kaçma..
Ölü bedenim zarar vermez sana....
Ya da çık odadan korkuyorsun benden,ruhumdan..
Ben hep burda olacağım,
Cehennem azabını her zaman çektiğim yerde..
Bırak kanlarım dursun yerde güç alıyorum
Not:http://icimizdekikaranlik.ace.st/'den alıntıdır..

Bu Benim Son Çığlığım

Ta gecenin dönemecinden duyulur çığlığım
Boş sorularda takılıp kalır hıçkırığım
Sensizlikte bu güneş ısıtmıyor tenimi
Bilmem ki dönmezsen ben ne yaparım .

Sensizliği gecelere öğretemedim gitti
Bu hasreti kalbim inan ki içemedi
Gözlerime saldıran karanlıklar sanmıştım
Gözyaşlarıymış meğerse ağlamakmış belli .

Ömrümün son durağından duyuldu çığlığım
Aşkını bir çiçek gibi vazomda sakladım
Yokluğunu bedenim taşır mı bilmem ki
Ben artık sana değil sevgine aşığım .

Sensizliği odama sevdiremedim gitti
Yokluğun bir kıştı tüm yazları tüketti
Kalbime bir imza attın hala duruyor
Nolur bir gün gelip onu sil bari !.....

Son Mektup:=(

Hayata gözlerini yummadan önce son bi kez baktığında ne göreceksin. İçine kapanıp yaşadığın bu hayatın sana bi anlam ifade etmesi bence çok saçma. Sen hiç korkudan tir tir titrerken öldün mü? Yada bi yolun ortasında sızarken istediğin sadece sıcak bi omuz muydu? Hayatın seni nereye götürdüğüne baktın mı hic? Bir karıncayı öldürürken çıkan sesleri duyduğunu da sanmıyorum. Gecenin karanlığında kan kokan bi yolda ilerlerken gözüne çarpan o kör dilenciye selam da mı vermedin yoksa? Paketindeki son sigaranı isteyen tinercinin de boğazını kesip kaçmadın tabiki. Evdeki bütün ici dolu bira şişelerini kırıp üstüne yattığını öğrendim. Ama ben senden duymak isterdim. Neden bana hiçbişey anlatmadın? Sebebi sadece seni ziyarete geldiğimde annenin kafasını kesip getirmemem mi? Yok bu olamaz. Ama gittiğimiz o bijuteride beğendiğin küpeyi çalmadığım için bana kızgın oldugunu biliyorum. Hatırladın mı hiç bi önemi olmayan sıradan bi günde sana aldığım sevimli ayıcığın karnını açıp neden kanımdan bi kaç damla koymadığım için ne kadar çok sinirlenmiştin. Beraber yaptığımız bilinçaltı yolculuklarında sandaldan düşerken elini tutmadığım için bile o kadar sinirlenmemiştin sen. Evimin bi köşesinde duran resmini daha güzel gözüksün diye küp şeklinde parçalara ayırmıştım ya bi gün o zaman bana “bitanesin” demistin. İlk ve son kez. Hala aklımda o an. Hala tekrar yaşıyorum bazen. Farkında mısın bilmiyorum ama ben hala yaşıyorum. Pek sanmıyorum desem yalan sayılmaz ama. Hatırlamazsın ki. Sen neyi hatırladın ki bunu hatırlayacaksın. Sen korkuyordun ya bazen. Hani beyninin en uç noktasındaki girdaplara yalnız başına daldığında. Beni bile istemezken yanında. Sonra birden kendine gelip “Neden benimle gelmedin?” diye bağırıyordun bana. Ben aslında seninle geliyordum ki. Sadece varlığım seninle değildi. Ama sen bilmiyordun. Sen neyi bildin ki. Ama seni suçlamıyorum sadece. Aslında suçlu benim galiba. Şimdi tekrar burada olmanı ve beni suçlamanı çok isterdim. Ama gittin. Bebeğim sen gittin. Bensiz gittin. Hani her şeyi beraber yapacağımıza söz vermiştik. Ben sana yine de kızmıyorum. Dün seni son gördüğüm yere gittim. Yani evindeki banyoya. Bir kenarında kırmızı bi leke olan o güzel metal parçası hala orda yerde duruyordu. Ve bıraktığın son kelimeler: “Üzgünüm, sözümü tutamadım ama sen benim bu halime inat yaşamak zorundasın. Seni her zaman bekleyeceğim.” Ve şuan elimde sımsıkı kavradığım senin sonun olan metal parçası benimde sonumu getirecek. Korkuyorum biraz. Ama sonunda senin olduğunu bildiğim için de mutluyum. Birazdan seni alan melekler benim için gelecekler. Kızgınım onlara. Ama yapabileceğim de başka bişey yok. Aklım durdu artık. Sıra bileklerimde. Kanımın o muhteşem kokusunu duymaya başladım. Ve ellerim artık yazamayacak duruma geldi sanırım. Artık gelmek üzereyim bebeğim

Son

Bugün son...

Son umut bağlayışım sana...
Son bekleyişim...
Ve gelmezsen 'son vazgeçişim'...

Kanatıp kanatıp sardığın yaralarım
Merhem tutmuyor artık...
Yorulmuşum galiba beklerken seni
Gözyaşlarım ıslatmış geceyi
Dimdik durmaya çalışırken
Gözlerin bükmüş belimi...

Bi nefretim oldun
Bi deli rüzgarım
Sağnak yağmurum
Gebermeyesice gururum...

Naptınsa vazgeçemedim senden
Bu sefer bitti dediğimde
Gözlerimi buldum gözlerinde...
Ama...
Bugün son...
Son umut bağlayışım sana...
Son bekleyişim...
Ve gelemezsen 'son vazgeçişim'

Son mektup

Hayata gözlerini yummadan önce son bi kez baktığında ne göreceksin. İçine kapanıp yaşadığın bu hayatın sana bi anlam ifade etmesi bence çok saçma. Sen hiç korkudan tir tir titrerken öldün mü? Yada bi yolun ortasında sızarken istediğin sadece sıcak bi omuz muydu? Hayatın seni nereye götürdüğüne baktın mı hic? Bir karıncayı öldürürken çıkan sesleri duyduğunu da sanmıyorum. Gecenin karanlığında kan kokan bi yolda ilerlerken gözüne çarpan o kör dilenciye selam da mı vermedin yoksa? Paketindeki son sigaranı isteyen tinercinin de boğazını kesip kaçmadın tabiki. Evdeki bütün ici dolu bira şişelerini kırıp üstüne yattığını öğrendim. Ama ben senden duymak isterdim. Neden bana hiçbişey anlatmadın? Sebebi sadece seni ziyarete geldiğimde annenin kafasını kesip getirmemem mi? Yok bu olamaz. Ama gittiğimiz o bijuteride beğendiğin küpeyi çalmadığım için bana kızgın oldugunu biliyorum. Hatırladın mı hiç bi önemi olmayan sıradan bi günde sana aldığım sevimli ayıcığın karnını açıp neden kanımdan bi kaç damla koymadığım için ne kadar çok sinirlenmiştin. Beraber yaptığımız bilinçaltı yolculuklarında sandaldan düşerken elini tutmadığım için bile o kadar sinirlenmemiştin sen. Evimin bi köşesinde duran resmini daha güzel gözüksün diye küp şeklinde parçalara ayırmıştım ya bi gün o zaman bana “bitanesin” demistin. İlk ve son kez. Hala aklımda o an. Hala tekrar yaşıyorum bazen. Farkında mısın bilmiyorum ama ben hala yaşıyorum. Pek sanmıyorum desem yalan sayılmaz ama. Hatırlamazsın ki. Sen neyi hatırladın ki bunu hatırlayacaksın. Sen korkuyordun ya bazen. Hani beyninin en uç noktasındaki girdaplara yalnız başına daldığında. Beni bile istemezken yanında. Sonra birden kendine gelip “Neden benimle gelmedin?” diye bağırıyordun bana. Ben aslında seninle geliyordum ki. Sadece varlığım seninle değildi. Ama sen bilmiyordun. Sen neyi bildin ki. Ama seni suçlamıyorum sadece. Aslında suçlu benim galiba. Şimdi tekrar burada olmanı ve beni suçlamanı çok isterdim. Ama gittin. Bebeğim sen gittin. Bensiz gittin. Hani her şeyi beraber yapacağımıza söz vermiştik. Ben sana yine de kızmıyorum. Dün seni son gördüğüm yere gittim. Yani evindeki banyoya. Bir kenarında kırmızı bi leke olan o güzel metal parçası hala orda yerde duruyordu. Ve bıraktığın son kelimeler: “Üzgünüm, sözümü tutamadım ama sen benim bu halime inat yaşamak zorundasın. Seni her zaman bekleyeceğim.” Ve şuan elimde sımsıkı kavradığım senin sonun olan metal parçası benimde sonumu getirecek. Korkuyorum biraz. Ama sonunda senin olduğunu bildiğim için de mutluyum. Birazdan seni alan melekler benim için gelecekler. Kızgınım onlara. Ama yapabileceğim de başka bişey yok. Aklım durdu artık. Sıra bileklerimde. Kanımın o muhteşem kokusunu duymaya başladım. Ve ellerim artık yazamayacak duruma geldi sanırım. Artık gelmek üzereyim bebeğim

Son nefesin gibi!..

Bunca yıl yaşamışsın, hayattan payına düşeni almışsın;

Dönen bu çarkların arasındaki görevini yerine getirmeye çalışmışsın;

Mutlaka sevmişsin, sevilmişsin;

Dostların arkadaşların vardır;

Hatta seviyorum sandığın bir sevgilin vardır;

Belki bankada dünyayı satın alacak kadar yüklü bir hesabın,

Belki de cebinde sadece nefes alacak kadar yeterli bir paran vardır;

Fakat zaman zaman sorarsın kendine "böyle mi olmalıydı?" diye;



Öyle anların olur ki niçin yaşadığını bilmezsin!

Her şey anlamsız gelir!

Yüksek dağlara tepelere çıkıp haykırmak istersin!

Belki duyurabilirsin sesini birilerine;

Ne çare?



Deli diyecek en yakın dostların bile!

Ve

Neden, niçin, nereye kaçacağını bilmediğin için, o diyarları terkedemezsin!

"Çok şükür yaşıyorum" dersin!

Hayatın sana sunduğunu kabul edersin!

Lakin beyninin en kuytu köşelerinde hep bir soru işareti olmuştur!

Yüreğinin en derin yerinde hep bir ateş yanmıştır!

Bir yanın hep eksik kalmıştır!



Yanılıyor muyum?

Bazen bir sahilde dalgalarla konuşursun ve farkında olmadan öfkeyle denize taş atarsın sanki yılların içinde biriktirdiğini boşaltır gibi;

Bazen de pencerene konan bir güvercinle dertleşirsin;

Sonra bir gün gelir sanki masallardaki gibi, sanki filmlerdeki gibi aniden bir peri tarafından büyülenirsin!

Bir asır çözemediğin, harflerini birleştiremediğin bulmacayı çözersin!

Hayatın bir sır perdesi gibi bir anda açılır!

Niçin gülerken ağladığını,

Yüreğini sıkıştıran o ağır taşın nereden geldiğini,

En mutlu anlarında bile neden kalbinin hiç çarpmadığını,

Çevrende yüzlerce insan varken neden senin kendi içinde yalnız olduğunu,

Yıldızların parlaklığının niçin gözlerini kamaştırmadığını,



Güneşin niçin seni ısıtmadığını anlarsın!

Birden hiç ağlamadığın kadar ağlarsın!

Belki de kabullenmek istemezsin yıllarının bir odun parçası gibi çağlayana atıldığını;

Hayat çeşmesinden içiyorum sandığın suyun hazan çeşmesinden aktığını görürsün!

Bunca yıl alıp verdiğin nefeslerin boşa olduğunu ve aslında yaşamadığını anlarsın!



Eksik kalan bir yanın var ya?

İşte "O" eksik!

Her şeyin olmuştur belki!

Ama "O" yoktur!

Belki benimde her şeyim oldu ama "SEN" yoktun!

Uyandım bu bitmez uykudan!

Anladım "SEN" yoksun!

Biliyorum "SEN" ekemegine saglıkemegine saglıkemegine saglıkemegine saglıkemegine saglıkemegine saglık!

Yaşamaya değer "SEN"...

Uğrunda ölümü göze alabileceğim "SEN"...

Saçının bir teline tüm günahları hiçe sayabileceğim "SEN"...

Bir bakışına bütün yasakları ezip geçebileceğim "SEN"...



İnsan herkesi, her şeyi sevebilir! Güzel bir kalbi seversin, bir çiçeği seversin, baharı, güneşi, yıldızları, çocukları seversin... Hatta çok seversin;

Ama... "AŞK" var ya dostum?

"AŞK" başkadır...

Eğer yüreğindeki boşluğun "AŞK" olduğuna inanıyorsan?

Ve

Bulduysan "O" insanı "O" aşkı!

Kafandaki sorunun cevabı "O" kişi ise?

Kaçırma "ONU" sonra çok geç olabilir!

Ne kadar yaşayabileceğini biliyor musun?

Sarıl "ONA"... Son nefesin gibi!..

Sona Kalan!!

insanın hayatı uzun derler le uzunmuşki her gidenin yerine yenisi gelirmiş.
hatta insan okadar vefasızmış ki her gideni askıya alıp yenisine alşırmış.bir yine insan birini sevmiş ole sevmiş ki hayatınından vazgecip
yalanlarla dolu sahte bir dünya kurmuş.ama fenada olmamış o dünyanın kralı olmuş sevdiginide elde etmiş etmesine ama bi gün yardımcılar gelmiş
yanına ....bizimkisi sanki gercekmişcesine yalan dünyasında krallıgına teba almaya baslamış fakat bir gün gectikçe tebasına hükmedemez olmuş
ve tebası onu bırakmış ama yanlarında yalan dünyasının kahramanını da alarak.... sona kalan kırık hayatı ....sona kalan yanlızlık ... sona kalan karanlık .... ve insan o gün keskeyi kullanmış...sona kalan keşke...............

Son Kimlik:=(

Bulundugu yer: adı sevda..
madem ki yokluğumla daha mutlusun..
ohalde;yokluk benim bu AşK için büründüğüm son kimlik olsun!..
ßu Site Gothic Tarzını ßelirleyen Ya Da Kendini Burda Bulmak İsteyenler İçin Kurulmuştur. Her Hakkı Saklıdır.Site Yazıları Blog Sahibine Ait Değildir.Alıntı Ya Da Çalıntı Yaparken Yazının Altındaki Kaynak Linkini Veya Yazılmış Olan Telif Sahibinin Adını Vermeyi Unutmayınız.Emeğe Saygı Lütfen.
Copyright © 2007 - 2009
Designed by ±†WamqireS†±
İçimizdeki Karanlık
http://wampirsifen.bloggum.com
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page