| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Icimizdeki KaranLIK
Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamıyorum.ßilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
Hêr §ïÿâh Gïÿêñ SA†ANİS† Ø£mâz!!!
_Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık!‡±::..

±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

17 "yaşam" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"yaşam" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Ankh Nedir? Haç İşaretine Neden Benzetiriz?

Bu işareti taşıyan kolye sahibi olduğumda aldığım tepkiler sinirimi bozmaya başlamıştı.İşim bitti biraz araştırayım dedim.İnternette bulduğum kaynaklardan birini sizlerle baylaşim dedim.Bakalım neymiş sözde HAÇ işareti.. 

Öncelikle genel bir tanım yapmak gerekirse grubumuzun logosu olan Ankh (Ankh of Life) Kapital (büyük) "T" harfinin üzerine oturtulmuş küçük bir daireden ibaret olup çoğunlukla haç'a benzetilen fakat Hristiyanlıkla pek alakası olmayan (hatta hiç denilebilir) en yaygın eski Mısır sembolüdür. James Churchward'a göre daire Mu'da ilâhî bir semboldü; "T" sembolü (Tau) ise "Ta-Ha" diye okunurdu ki an*lamı "yıldızlardan gelen sular" dır. Ezoterik bilgilere göre de su sembolü tesirleri ifade eden bir semboldür. Sembolün “T“ kısmı Maya İnka Hindu Çin ve Kalde yazıtlarında rastlanan birçok alfabede de kullanılan bir harftir.


İsis misterleri inisiyasyonunda kullanılan bu sembole birçok Mısır ilahının elinde rastlanmakla birlikte en çok İsis’in elinde rastlanır.

Daire Raul Emmanuel gibi kimi teozofi yazarlarına göre görünmez hiye*rarşiyi simgelemektedir. T'nin yatay çiz*gisi ise görünmez hiyerarşi ile insanların birbirinden ayrıldığı bölgeyi gösterir. Bu durumda alt kısım hür iradesiyle insana ayrılan yaşamı temsil eder. Sembolde aktif ve pasif erkek ve di*şi yer ve gök ikilemi* nin ifade edildiğini düşünenler de vardır. Ejiptologlar ise sembolün dairesinin isa'yı temsil etti*ği kanısındadırlar ki ezoterik bilgilere göre Ra'nın yıldızı fizi*ki güneş (Güneş) değil "süptil güneş" yada "güneşin ardındaki güneş" olarak ifa*de edilen 'Sirius'tur . Bu durumda sembol Sirius ile ilgili bir anlam taşımak*tadır. Nitekim Ankh'ın biraz değişik bir biçimi olan "İsis düğümü" Sirius'u tem*sil eden İsis'in (isis ve Osiris) adıyla anılır. İsis düğümü Dünya'daki tüm yaşam tezahürünün be*sin kaynağı olan 'ya*şamsal akışkan'in sonsuz özünü temsil ederdi ki bu İsis'le özdeş kabul edilirdi. Ankh sembolü di*ğer semboller gibi kullanıldığı yere göre farklı anlamları olan bir semboldü. Örne*ğin alnın ortasında tutulduğu zaman 'misterler'e inisiye olmuş bulunmayı ve sırrı gizli tutmayı ifade ederdi. Yani bu inisiye olmayanlara (arkanlar`a) kapatan anahtardı. Psişik yetenekleri açığa çı*karak görünmez hiyerarşi ile vizyon veya sezgi yoluyla temasa geçen kimse yani öte âlemin tülünü aralamış kimse misteri kaybetmeksizin kimseye açıklayamazdı.

Mumyaların üzerine konulan Ankh sembolü ise mumyalananın tanrılara (gö*rünmez hiyerarşiye) benzer duruma gele*ne kadar doğum-ölüm süreçlerinden (reenkarnasyon) defalarca geçeceğini ifade ediyordu
Sembole "kulplu haç" (crux ansata) da denilmektedir.

Sözcük anlamı “yaşam” olan ankh işaretinin simgelediği 12 anlamdan 4’ü şöyle açıklanır:

*Ankh sembolü genel anlamıyla ya da semavi ve dünyevi alem arasındaki irtibata ilişkin anlamıyla kullanıldığında daire Semavi Yönetim’i “T”nin yatay çizgisi olan kol yeryüzü ile semavi alemi ayıran sınırı simgeler; sütun sembolizmini içeren aşağı inen kol ise iki alem arasındaki iki yönlü her türlü irtibat ve iletişimi temsil eder.

*Sembol inisiyenin alnının ortasında iki gözünün arasında yani üçüncü göz hizasında tutulduğunda misterlere inisiye olmuş bulunmayı ve sırrı gizli tutmayı simgeler. Bu arkan denilen sırlara açılan kapıları inisiye olmayanlara kapatan anahtardır. Yani bu öte-alemin tülünü aralamış durugörü gibi psişik yeteneklere sahip olmuş ve görünmez hiyerarşi ile vizyon veya sezgi yoluyla temasa geçmiş inisiyenin sırları kimseye açıklamaması gerektiği anlamına gelir.

*Ankh sembolünün kulpundan tutulan bir anahtar olarak kullanıldığı sembolizmlerde ise bu anahtar onu taşıyan kişinin İsis gizemleri (misterleri) inisiyasyonundan geçmiş biri olduğunu simgeler. O kimsenin göğün kapısının anahtarına sahip oluşu İsis ve Osiris’le temsil edilen semavi vazife organizasyonunda artık şuurlu olarak hizmet edebilecek bir duruma gelmiş olmasını ifade eder.

*Mumyaların üzerine konulan ankh sembolü mumyalananın ilahlara benzer duruma gelene kadar doğum-ölüm süreçlerinden (reenkarnasyon) defalarca geçeceğini simgeler.

Sembol haç kısmından tutulması İsis’in elinde olması gibi farklı bağlamlarda daha farklı anlamlarda kullanılmaktadır.

Ansiklopedik bilgiden sıkılanlar için:

Ankh'ın şekil olarak neyi temsil ettiği egyptologlar tarafından sürekli tartışılmıştır.

Kimileri şeklinin insan vücudu olduğunu söyler. En yaygın kanılardan biri de budur çünkü ankh ölümün ardından yaşamın sembolü onun anahtarıdır. Şekil itibariyle cift cinsiyetli olduğu söylenir ki bu da kadın veya erkek ayırt etmeksizin köle ırk haric bütün insanlari temsil eder.

Kimileri ise seklinin nil nehri olduğunu savunur. Dogduğu yer ince ucu döküldügü iskenderiye deltasi yuvarlak başi sağa ve sola açılan kollar ise nil'in doğu ve batı yakasıdır.

Bir başka teoriye göre ise ölüm ile bir tutulan çarmıh'ın üst bölümü yuvarlanmış şeklidir. Bilinmektedir ki çarmıha germe yalnızca romalılar tarafından değil o dönemde gerek yunanlılar gerekse mısırlılar tarafından sürekli uygulanan bir cezalandırma yöntemiydi. Bu haç şeklinin tepesinin yuvarlanıp bir elips/halka şekli olusturmasının sebebi ise sonsuz bir döngüyü işaret etmesi böylece ölümden sonra yaşamı sembolize etmesidir.

Tabiki bunlar üç farklı teoridir.

Kısaca:

Ankh'ın şekil olarak neyi temsil ettiği Egyptologlar tarafından sürekli tartışılmıştır.

Kimileri, şeklinin insan vücudu olduğunu söyler. En yaygın kanılardan biri de budur, çünkü ankh, ölümün ardından yaşamın sembolü, onun anahtarıdır. Şekil itibariyle çift cinsiyetli olduğu söylenir ki, bu da kadın veya erkek ayırt etmeksizin, köle ırk hariç bütün insanları temsil eder.

Kimileri ise seklinin Nil nehri olduğunu savunur. Doğduğu yer ince ucu, döküldüğü İskenderiye deltası yuvarlak başı, sağa ve sola açılan kollar ise Nilin doğu ve batı yakasıdır.

Bir başka teoriye göre ise, ölüm ile bir tutulan çarmıh'ın üst bölümü yuvarlanmış şeklidir. Bilinmektedir ki çarmıha germe, yalnızca Romalılar tarafından değil, o dönemde gerek yunanlılar, gerekse mısırlılar tarafından sürekli uygulanan bir cezalandırma yöntemiydi. Bu haç şeklinin tepesinin yuvarlanıp bir elips/halka şekli oluşturmasının sebebi ise, sonsuz bir döngüyü işaret etmesi, böylece ölümden sonra yaşamı sembolize etmesidir.

Fakat zaman içinde Ankh hayat ve ölümsüzlüğün, evrenin, güç ve hayat veren hava ve suyun sembolü olmuş, ölüm kapısının kilidini açan bir anahtar ve ölümden sonraki hayatın simgesi olmuştur.

Kaynak:http://www.izafet.com/metafizik-bilimkurgu-mitoloji/

Yaşama DaiR..

Bir geceyide geride bıraktım tıpkı geçmişim gibi yine karanlığım ve anılarımla baş başayım soğuk odamda düşünüyorum yine…
Düşüncelerim beni bitiriyor adeta bir saplantı haline gelmiş acılarımı hissediyorum her geçen dakika yüreğime bir acı daha saplanıyor sanki bedenimi içten parçalıyorlar içimden yok ediyorlar beni ruhumun acı çığlıklarını duyuyorum hayata isyan edercesine yaşamak istiyor benliğim
Bir et parçası içinde sıkışmış hayata lanet ediyor her gece acılar çekiyor off hergeçen gün biraz daha batıyorum karanlığa acılarım artıyor Can çekişiyor bedenim ölüme bir adım daha yaklaştığımı hissede biliyorum kalbimin atışlarının azaldığını artık haykırmıyor pes edercesine hayattan…
Kan ağlıyor içim bana deli diyin yine hayallerimle oynayın yine dalga geçin ama artık takmıyacam o sahte gülücükler saçan maskeyi bir zamanlar hayata gülen gözlerim insanalra yaklaşan tatlı dilim vardı şimdik ise nefret var sadece içimde…
Neden mi bunları yazıyorum sadece aklımdan geçenleri sizlere yansıtmak istedim insnların gerçek yüzlerini dostluğun aşkın yada daha ilerisinin yalan olduğunu anlatmak istedim sadece… Yanlış hayat doğru yaşanmaz…
Ağlamak istiyorum eskilere geri dönmek istiyorum ama yapamıyorum sanki biri yada bişi beni engelliyor yine yapamadım yine başaramadım ağlamayı bile beceremiyorum kalbim de karanlığın içinde kendini kaybetti artık bana yol gösteren ışığımda yok karanlık bir boşlukta kendimi kaybettim bedenim kurtulmak istiyor ama haykırışlarını kimse duymuyor…
Yaşadığım hayata lanet ediyorum neden mi..!!
Bana böyle acılar yaşattığı için… damarlardımda dolaşan kan bileklerimden akarken sıcaklığı bir an tebessüm etmeme sebep oluyor gömüyorum her şeyi kendimle beraber…
Senden sonra hiç bişiye inancım kalmadı ne deliliğim kaldı nede yaşama sevincim… sen yokken daha güzeldi…

Yaşayan Bir Ölünün Aşk Hikayesi.

 Dün gece yine göz pınarlarımdaydı aşk...

Yine süzüldü gözlerimden sana dair hüzünler.

Eski günler geldi aklıma, aslında çokta geçmişte kalmayan,

Üzerini bir türlü örtemediğim, kapadığımda ardından yine açılan bir dizi hüzün...

Birkaç damla süzüldü yine gözlerimden.

Yine seni yazdım, beni, terk edilişleri, hiç oluşları,

Sonra ölümden bahsettim;

Ama bu öyle senin bildiğin ölümlerden değildi.

Sana söylediğimde senin tepkisiz kaldığın ölümden bahsettim.

Sen bilmezsin...!

Nefes almazsın aslında, etrafındaki herkes için yaşıyorsundur

Fakat aslında bir ölüsündür.

Anlamaya çalışma hiç, çözemezsin.

Okumazsın da zaten.

Zorla okutmaya çalışsam da iki kelimede tıkanır cümlelerin.

Daha ileriye gidemezsin.

İşte yine okumayacağın, aslında umrunda bile olmayan bir yazı daha yazdım dün gece.

Senden habersiz...

Zaten haberin olmasını da istemezsin,

Çünkü seni, beni, bizi anlatıyor desem de yine anlamadığını söylersin nasılsa.

Bu kadar mı bi habersin aşktan?

Benim yoluna canımı adamaktan çekinmediğim aşk,

Senin için bu kadar mı anlamsız?

Yüreğin hiç konuşmaz mı seninle,

Peki, sen denedin mi hiç yüreğinle dertleşmeyi?

Söylesene sevgili, ne zaman küstün yüreğinle?

En umutsuz anlarımda yüreğimle dertleştim ben.

Senin kırdığın zamanlarda ise ben sardım kırıklarını yüreğimin.

İşte, dün gece yine gözlerimdeydi aşkımız,

Yaşayan bir ölünün aşk hikayesini yazdım dün gece sana.

Ama sen bilmezsin, anlamazsın...


**ALINTI**
serce: blogcu

İki çizgi arasında yaşamakk

Hayatının bir yerinde öylece kalırsın bazen , ne geri gidebilirsin nede ilerisi vardır gideceğin.Öyle durup seyredersin sanki bir yönetmenin çektiği filmi izler gibi..Oyuncular sürekli değişir senaristi meçhul..bir cambaz gibi yürümüşsündür ,hayatının kısalı ,uzunlu yollarında.bir yerde küçücük bir yerinde parmak şıklatması gibi bir zaman da düşünürsün sadece sen durmuşsundur, herşey devam eder ve hayat pencerelere bölünmüştür o an pencerelerde başlar senaryolar ,her oyuncun rolu bellidir...kavgalar,sevişmeler,doğumlar,ihanetler, yalnızlıklar,cinayetler,uyuşturucular,intiharlar, eğlenceler,daha niceleri yaşanır ve sen, senn seyredersin , ağlayarak,tiksinerek,acıyarak,kızarak,korkarak şaşkınlık içinde olanları izlersin bitsin artıkk!..! bitsin desende bitmez hiçbiri,ne sen değiştirebilrsin hayat denen senaryoyu , ne senarist senaryonun akışını değiştirir senin için.
Bir cambaz gibi yürürsün korkuyla tetikte, çünkü gelecek yoktur oan ,, geriye dönüş yoktur!!.. uzun bir ip ve sen ortadasın elinde değneğin dengeyi sağlamaya çalışırsın, ama denge işte dengeyi sağlamak bütün mesele,,yönetmen kamera stop!!... der, ve sen durursun ''meçhul'' senarist hangi rolü yazmıştır kimbilir senin için ..dengen bozulur ve o an ayakta kalmaya çalışırsın yalpalarsın dalgalar gibi, dibede vurabilirsin alaborada olabilirsin çaresizz ,oynayacaksın rolünü ve uyacaksın senaryoya ve kamera der yönetmen yeniden başlarsın kaldığın yerden rolüne alışırsın artık ,gördüklerine de şaşırmazsın, bir adam bıçaklanıyorken kaçarsın, bir kadın dayak yerken yürür gidersin bir çocuk ekmek çaldığı için tutuklanırken, umursamazsın sende tükürürsün yazık sana dersin ekmek çalmaya utanmıyorsun, sonrada dansözlü içki masalarında hayat pazarlığı yapanlara kölelik edersin , pardon ''itlik'' ama rol gereğidir itlik bile...
Susarsın hep susmaktır artık senaryodaki senin yeni rolün...Aşklar kiralanır tek gecelik, sevgileri beş kuruşa harcarsın, umutlar şans oyunlarına katlanır, hayaller alkole değiş tokuş yapılır ve çocuklar sokaklara atılır... Sonra hergün tekrarlanır aynı senaryo değişik biçimlerde .. etin acır kanın donar damarlarında, kamera stop!! ..zamanı geldiğinde durursun yine, öylece çaresiz..sıranı beklersin birdahaki rolüne kadar bilmeden hangi rolü oynayacağını..

İnadına Yaşamak!!!

Aşk!!!

Kim bilebilir ki ; yaşam ile ölüm arasındaki farkı ? Tekrar umut beslemek, yaralı kalmış kalbin sevgisine ve son bir kez bakıp maziye, niye sevdim mi demektir ? " AŞK " yarım yamalak bir su kenarı olgusu değil, o suyu dahi içinde bulunduran duygudur. Seversin her an aşkı ve sevgiyi karşılıksız olsa dahi. Öylesine vurur ki kalpleri ; duramaz rüzgarı karşısında en çılgın ve vurdum duymaz asi. Bunun adı " AŞK " başı da sonu da siler ezberi...
Kurtuluş : Sev lakin Aşık olma
Kaçış : Kendi düşen ağlamaz
Ve son söz : Aşk acıdır , Sevgi Tatlı , Aşk için ölünür, Sevgi için yaşanır..

Not:Alıntı!

Hayat'a Dair!!!

Image hosted by Photobucket.com

  
Kimseye değil küskünlüğüm Sadece şiir yazmak istedi canım
Kimseye kırgın değilim kendimden başka
Hem nasıl kızar ki insan
Yemyeşil bir bahar gününe
Bir kar tanesine yada
Nasıl susturur kuş cıvıltısını Nasıl kurutur İçindeki çocuksu sevinci...
Hepsi bu kadardır Gerisi laf kalabalığı
Gerisi anlamsız bir hayat hikayesi
Herkes aynı gözlerle bakar.
Farklı olsa da söylenenler Hep aynı sözler işitilir
 Güneşin sarısına sıkışıp kalır
Yedi ayrı rengi evrenin
Yalancı bir mavinin gövdesine sıkışıp kalır
 Cümle mahlukatı sonsuz denizlerin
Nefes almak Yemek, içmek kadar Sıradanlaştırılmıştır artık her şey
Hiçbir şarkı Hiçbir şiir
Ağlatamaz nasır tutmuş yüreklerimizi
Ağlayan bir çocuk gördüğümüzde
Başka yöne çevirmeye başlarız yorgun başımızı
İlk satırını heyecanla okuduğumuz kitap yarım kalır
Umursamazlık cüzzam illeti gibi Yavaş yavaş dökerken ruhumuzun etlerini
Aşk ve inanç Titreye titreye can verir kapımızda
 Ölüm bile yitirir hüznünü artık
Ve hayat bize kendimizden başka kızacak Hiç kimseyi bırakmaz sonunda
Herkes kendi düş krallığının Acımasız diktatörüdür artık
Ve günden güne yükselir Saklandıkları kalelerin duvarları.
Ve ilk dalgada yıkılınca Kumdan yapılmış kaleleri
 Kendi gerçeğiyle yüzleşir insan
Yani hayat bize küsecek kimse bırakmaz Kendimizden başka...
               

Eksik Hayatlar!!!!

      
            
Image hosted by Photobucket.com
                     
                    
 Hiç aşık olamayanlar aşık olabilenlere göre bir çok şeyi eksik yaşarlar. Ama bence en dokunaklısı , hayatı algılama biçiminin değişebileceği gerçeğini fark etmeden yaşayıp gitmeleridir.
Öncelikler sıralamasının alt üst olabileceğini hiç bilememek bir eksikliktir.
Dehşetli bir korkuyu ve dehşetli bir korkusuzluğu yan yana hiç yaşamamış olmak da öyledir ama , ölümün bile korkutucu olmayabileceği gerçeğini farkına varamamak,
asıl o , epeyce yoksullaştırır hayatı... Aslında aşık olamayanların "eksik yaşama " listesi hayli zengindir ama benim en fazla ilgimi çeken, "bekleme"nin onların hayatında bütünüyle farklı bir anlam taşımasıdır. Hiç aşık olmamış biri, "beklemek" nedir bilmez çünkü !
Kaygı içinde beklemenin büyüsünü hiç tatmamıştır en küçük bir gecikmenin yaratabileceği iç fırtınaların gücünden habersizdir ve yaklaşmakta olan kederleri hissederek birgün ama büyülenmiş gibi kıpırdamadan beklememiştir hiç...     
Bütün ihtimalleri abartarak beklemenin yarattığı duygu karmaşasını da bilemez tabii...  
       
Image hosted by Photobucket.com
En sözüne sadık, en dakik aşığı bile beklerken nasıl endişe duyabileceğini, bekleyişin arkasındaki sonsuz haz ihtimalini, korkuların, umut ve umutsuzlukların saklı olmasının ne demek olduğunu hiç anlayamaz, aşık olmayanlar, ama aşık olanlar bekler...
Ve beklerken oda beklemeyen insanları anlamaz hiç... Tıpkı beklemeyenleri onun gerginliğini anlamadıkları gibi aşık olan için beklemek onun gerçeğidir, bekleyişinin dışındaki herşey onun gerçeğiyle çelişir. Çevresi ile ilişkisi kesilir, sesler usulca uzaklaşmaya başlar, bekleyişi ile arasına girebilecek herşeyden kaçınır.
Bekleyişinin tadını çıkarabilmek için dış dünya ile bütün ilişkisini koparır. Peki hangisi daha çekici gelir size? Bekleme böyle kaygılı ve ağır yaşansa bile, ardından, bütün düğümleri çözebilecek tutkulu bir beden tarafından kurtarılma ihtimalimi daha çekici,
yoksa, hayatın bu cömert bağışını ret ederek aşksız ama kaygısız beklemesiz yaşamak mı ? Hiç aşık olmamak; hiç beklememek,hiç aşk acısı çekmemek demek.
Atilla İLHAN 'ın dediği gibi" İnsan sevdiğini bırakmaz ,sevmek bırakır insanı " bazen !

            

Image hosted by Photobucket.com

Yabancı:=(

Yabancı:=(img172/8008/1406ma6.jpg

Küçük bir çocuktum sadece.. her gece başka bir dünyanın sabahına uyanacağını sanarak gözlerini kapayan..
Minik bir soluktum öylece.. her sabah aynı evin aynı duvarına bakarak gözlerini açan..
Tuhaf bir umuttum sadece.. her gece yastık altı ağlayan..
Masum bir buluttum öylece.. şehrin pisliğinde maviliğini beyazlığını unutan..
Suskun bir sorundum sadece.. beyazın her tonunu siyahlara boyayan..
Silik bir ümittim öylece.. acılara boğulursam nefesim kesilir ölürüm sanan..
küçüktüm çocuktum miniktim soluktum tuhaftım umuttum masumdum buluttum suskundum sorundum siliktim ümittim..
büyüdüm büyütüldüm mecbur bırakıldım koştum koştum koştum soluksuz kaldım sıradanlaştım umutsuzlaştım kirlendim yağdım yağdım yağdım konuştum çözüldüm kesinleştim ümitsizdim..
anladım..
büyümek koşmaktı
mecburen koşmaktı
koşmak nefessiz kalmaktı
nefessiz kalmak sıradanlara özgüydü
sıradanlar umutsuzdu
umutsuzlar kirlenmişti
kirlenenler dolup taşıp yağmıştı
yağdıkça konuştular
konuştukça çözüldüler
kelimeleri gittikçe kesinleşti
keskin kelimeler ümitlerini yıktı
yok oldular hepsi
ve adına "HAYAT" dediler bunun..

Korkarak yaşıyorsan:=(

Öyle bir hayat yaşadım ki;
Cenneti de gördüm cehennemi de

Öyle bir aşk yaşadım ki,
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.

Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım.

Öyle bir rol vermişler ki;
Okudum, okudum anlamadım.

Öyle bir hayat yaşadım ki;
Son yolculukları erken tanıdım

Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan anladım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım, hem güldüm halime.

Sonra dedim ki,
Söz ver kendine!

Denizleri seviyorsan,
Dalgaları da seveceksin.

Sevilmek istiyorsan,
Önce sevmeyi bileceksin.

Uçmayı seviyorsan,
düşmeyi de bileceksin

Korkarak yaşıyorsan,
Yalnızca; hayatı seyredersin...


Şebnem Ferah

ßu Site Gothic Tarzını ßelirleyen Ya Da Kendini Burda Bulmak İsteyenler İçin Kurulmuştur. Her Hakkı Saklıdır.Site Yazıları Blog Sahibine Ait Değildir.Alıntı Ya Da Çalıntı Yaparken Yazının Altındaki Kaynak Linkini Veya Yazılmış Olan Telif Sahibinin Adını Vermeyi Unutmayınız.Emeğe Saygı Lütfen.
Copyright © 2007 - 2009
Designed by ±†WamqireS†±
İçimizdeki Karanlık
http://wampirsifen.bloggum.com
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page