| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Icimizdeki KaranLIK
Blogguma hoşgeldiniz..Sayın ziyareyçilerim..Bu blog bir hobi sitesidir.Satanistlikle uzaktan yakından alakası yoktur.Lütfen bunun bilincine varıpta yorum atınız.Küfürlü yorumları yayımlamıyorum.ßilginize!!Herkese kolay gelsin!!!!
Hêr §ïÿâh Gïÿêñ SA†ANİS† Ø£mâz!!!
_Kayan Başlık Çubuğu

 

SoNsUzLuk ÖnÜmDeYdİ HeP AmA GiDeMeDiM SeNDeN UzaĞa

..::±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık!‡±::..

±‡ÖlÜmSüZlÜğÜn En KöTü YaNı SoNsUzA KaDaR SüRmEsİdİr!!‡±

17 "yaşam" etiketi kullanan gönderi (sayfa 2)"yaşam" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

HAYAT NEDİR???

Hayat çetele tutmak değildir.
Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, kiminle evli olduğun demek de değildir.
Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın veya kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat ayakkabıların, saçın, derinin rengi, nerede yasadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslında hayat, notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da, çalıştığın isler de değildir. Hayat çok arkadaş sahibi olmak ya da yalnız olmak, kabul görmek yada görmemek de değildir. Hayat bunlar değildir.
Hayat kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir. Güven, mutluluk ve şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Neler söylediğin ve ne demek istediğindir, söylediklerinin arkasında durmandır. İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir.
Her şeyden önemlisi, hayatını başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.
İşte hayat, bu seçimlerden ibarettir.

TIKANIP KALDIĞINDA HAYAT

Bir yerlerde tikanip kaldiginda hayat, soluk almak güçlestiginde,

Yüregin susup, mantigin sürüklemeye basladiginda ayaklarini,

Daglara dönmeli yüzünü insan.

Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüregini ferahlatacak;

Yeni insanlarla 'tanismali, yeni kesifler yapacak....

Hep isteyip de, bir gün yaparim diye erteledigi ne varsa, Gerçeklestirmeyi denemeli!

Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklastigini; zamanin bir nehir,

Kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculugun devam ettigini anlamali.

Bas döndürücü bir hizla geçiyorsa birbirinin ayni günler,

Her aksam ayni can sikintisiyla eve giriliyorsa,
Degistirmeye çalismali bir seyleri;

Küçük seylerle baslamali belki; örnegin, bir kaç durak önce inip

Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüregine takmali günes gözlüklerini;

Gördügünü hissedebilmeli!

Sagligini kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,

Degerli olabilmeli hayat!

Illa büyük acilar çekmemeli, küçük mutluluklari fark etmek için!

Baskasinin yerine koyabilmeli kendini;

Aglayan birine "gül", inleyen birine "sus" dememeli!

Aglayana omuz, inleyene çare olabilmeli!

Su adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamali; Sevgisiz, soysuz kalarak!

Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
Derin bir soluk alip, hapsetmeli kokusunu içine...

Günesin dogusunu seyretmeli arada bir, seher yeli oksamali saçlarini...

Karda, yagmurda; sevincine, coskusuna; firtinada boranda; Öfkesine, isyanina ortak olabilmeli doganin!

Bir çocugun ilk adimlarinda umudu; bir gencin düslerinde gelecegi;

Bir yaslinin hatiralarinda geçmisi görebilmeli! Çalismadan basarmayi, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu Olmayi beklememeli!

Ama küçük, ama büyük; her hayal kirikligi, her aci; Bir firsat yasamdan yeni bir seyler ögrenebilmek için; kaçirmamali!

Çünkü; hiç düsmemissen, el vermezsin kimseye kalkmasi için, hiç Çaresiz kalmamissan, dermani olamazsin dertlerin; aglamayi bilmiyorsan, Nesesizdir kahkahalarin;

Merhaba dememissen, anlamsizdir elvedalarin...

Ne, herkesi düsünmekten kendini, ne; kendini düsünmekten herkesi unutmamali!

Bilmeli; çok kisa oldugunu hayatin; hep vermek ya da hep almak için...

Sadece, anlatacak bir seyleri oldugunda degil,
Söyleyecek bir sey bulamadiginda da dinleyebilmeli!

Akli ve kalbiyle katilabilmeli sohbetlere...
Hafizasi olmali insanin; hiç degilse, ayni hatalari, ayni bahanelerle tekrarlamamasi için!

Sorulari olmali, yanitlari bulmak için bir ömür harcayacak! Dostlari olmali, ruhunun ve zihninin sinirlarini zorlayacak!

Herkese yetecek kadar büyük olmali sevgisi;
Ama, kapasitesi sinirli olmali yüreginin ki, hakkini verebilsin sevdiklerinin;

Zaman bulabilsin; Bir tesekkür, bir elveda için...

Yasam dedikleri bir sinavsa eger; Asla vazgeçmemeli sevmek ve ögrenmekten;

Ama, herkesi sevemeyecegini de her seyi bilemeyecegini de fark edebilmeli insan!

Tipki, her seye sahip olamayacagi gibi...

Zamanin ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayati...!

YAŞAYIŞ TARZI MI? SADECE MÜZİK Mİ?!!!

GOTHİC=Zamana karşı savaş,kendini ön plana çıkarma ,umudu arama

MÜZİK=Hareketli,önsezili ve duygusuz,çıkarcı e daha cok maneviyatla ilgili(kalp acılar, keder vb.)

YAŞAYIŞ ŞEKLİ=Zenginliği kalpte bulan umut yoluna çokmış yalnızlar,ümit içeçeği su umudu ekmek yapanlar,giyim tarzlari ilginç ve ilgi çekici olanlar,sınırları aşmakta zorlayanlar gothictir.

MATAL=Soğuk bi o kadarda sevecen,vahşi ve vurdumduymaz

MÜZİK=Sınır tanımayan ,hızlı ve ritmik,insanda vahşilik duygularını öne çıkaran

YAŞAYIŞ ŞEKLİ=Daime dağınık,kendine bakmayan,başkalarını düşünmeyen,çılgın ama bunda enelde aşırıya kaçan,maddiliğe düşkün,sadece kenine insanan,içlerinde yalnız olan ama bi okadarda sosyal olan metaldir.

ROCK=Yaşadığı süre içinde  iyi bişi yapmak ve adını ve tarzını konuşturmak

MÜZİK=Bazen içteki hüzün bazen dışa vurulan acı ve anılar yada boş gereksiz birkaç söz(rockçı olan o gereksiz sözlerden birçok anlam cıkarmayı başarandır)

YAŞAYIŞ TARZI=Genelde sosyal ,asil,popüler bi o kadarda çekingen,kendine ve zaaflarına yenik düşmeyen,adranelinci ve risk almayı göze alan,cesaretli,tehlikeleri oyun haline getirmiş ve ne ile oynadığını iyi tanıyan kişilerin hayat tarzı rocktır

Evet bu bölüm aslında bizim birçok yanlış yaptığımızı gösteriyor çünkü dışarıya bir cıksak siyah giyinenler gothic veya metal,rock diyenler rockçı hayır bu yanlış ne dinlediğimizi ve hayat sıtandartlarımızı iyi bilmeliyiz yani müziği dinleyipte biz metaliz demek bence çok yanlış.Bunun dışında birçok müzik dalı daha var punk,metal türleri(heavy metal vb.)ve birçok rock şekli ama ben sadece bloggumu  yakından ilgilendiren konuları ele aldım ve size sunmaya çalıştımUmarum yardımcı olmuşuMdur.

ANNE VE ÇOCUK:=(

1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı. Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz

2 yaşınızdayken size yürümeyi öğretti Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz

3 yaşınızdayken size özenle yemekler hazırladı Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz

4 yaşınızdayken elinize rengarenk kalemler tutuşturdu. Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz

5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi. Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz

6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü. Sokaklarda "GİTMİYCEEEEEEM" diye ağlayarak teşekkür ettiniz

7 yaşınızdayken size bir top hediye etti. Komşunun camini kırarak teşekkür ettiniz

9 yaşınızdayken size piyano öğretmeni buldu. Notaları bir gün bile çalışmayarak teşekkür ettiniz

10 yaşınızdayken doğum günü partilerinden dans derslerine kadar her yere sizi arabayla götürdü. Arabadan fırlayıp giderken arkanıza bile bakmayarak teşekkür ettiniz

11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü. "Sen bizimle oturma" diyerek teşekkür ettiniz

12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi. O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz

15 yaşınızdayken sizi yurtdışında yaz kampına gönderdi. Tek satir mektup yazmayarak teşekkür ettiniz

17 yaşınızdayken erkek arkadaşınızla partiye gitmenize izin verdi. Bir telefon bile etmeden sabaha karşı eve dönerek teşekkür ettiniz.

19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı,sizi arabayla kampusa götürdü ve eşyalarınızı taşıdı. Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz

21 yaşınızdayken iş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi "Ben senin gibi olmayacağım" diyerek teşekkür ettiniz

22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı. Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz

24 yaşınızdayken uzun suredir çıktığınız çocukla tanışmak istedi "Zamanını ben bilirim" diye tersleyerek teşekkür ettiniz

25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı,sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı. Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz

30 yaşınızdayken bebek bakimi hakkında size akil vermek istedi. "Artık bu ilkel yöntemleri bırak"diyerek teşekkür ettiniz

40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğum gününü hatırlattı "Anne işim başımdan aşkın"diyerek teşekkür ettiniz

50 yaşınızdayken o çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiğinizde mutlu oldu. Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz

Derken bir gün..... o öldü. O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi düştü....

Drakula, gerçek mi efsane mi?


 

Vampir sözcüğü size ne hatırlatıyor? Kan, yarasa, karanlık yapılar olabilir mi? Ya Kont Drakula? Drakula'nın bir roman ve film kahramanı olduğunu sanırız birçoğunuz biliyorsunuz. Yoksa Kont Drakula gerçekten yaşamış mıydı?

1310 yılında Fransa'da insanlar arasında vampir histerisi yaygındı. Bunu takip eden yüzyıllarda diğer Avrupa ülkelerinde de benzer bir korku yaşanıyordu. O dönemin insanları bilimden çok uzaktılar ve kan emen ölümsüzlerle ilgili tüyler ürpertici her öyküye inanarak panik yaratıyorlardı. Vampirler hakkında o kadar çok öykü vardı ki insanlar ister istemez onların varlığına inanmaya başlamışlardı. Öyle ki ölümsüz vampirler için özel mahkemeler bile kurulmuştu.

Vampir olduğuna karar verilen zavallı kurban, kalbine kazık batırılarak öldürülüyordu. Çünkü insanlar ölümsüz vampirlerden ancak bu şekilde kurtulacaklarına inanıyorlardı.

1897 yılında vampirlerin, vampiri nihayet sahneye çıktı: Kont Drakula. Yazar Bram Stoker'in vampir romanı yayımlanınca bu korku bir isim kazanmış oldu.

Çocukluğu hastalıklarla geçen Bram Stoker, 1847 yılında yoksul bir ailenin çocuğu olarak Dublin'de dünyaya gelmişti. Edebiyat, felsefe ve matematik eğitimi alan Stoker, tiyatro eleştirmenliği yaparak geçimini sağlıyordu, ilk kitapları pek başarılı değildi.

Kazıkçı Küçük Şeytan

Bram günün birinde Shakespeare oyuncusu John Irving'le karşılaşır ve bu karşılaşma onun yaşamındaki dönüm noktası olur. John Irving'in neye benzediğini merak ediyorsanız, romanlardaki vampir Drakula'nın tasvirlerini okumanız yeterli. Irving'den başka hiç kimse Drakula tiplemesi için bu kadar uygun olamazdı. Stoker 27 yıl boyu Stoker'in menajerliğini yapmıştı. 1897 yılında yayımlanan vampir romanı İngilizce konuşulan ülkelerde en başarılı çalışmalardan biri haline geldi.

Balkanları gezmiş olan Stoker, Arminius Vambery adlı türkologu da yakından tanıyordu. Vambery ona Vladislav III'den (1431-1476) bahsetmiş olmalı. Ancak kısaca Vlad olarak da anılan bu hükümdar ne vampir ne de kont idi.

Bugünkü Romanya'nın bir bölgesinde hüküm süren, kanlı ve zalim bir hükümdar olan Vladislav, Türklere karşı savaşıyordu ve binlerce düşmanını korkunç yöntemlerle öldürmüştü. En sevdiği işkencelerden biri hayatta olan kurbanının bedenine kazık saplayarak öldürmekti. Vlad bu yüzden Drakula ve Tepes gibi iki isimle birlikte anılıyordu. Drakula Romence'de "küçük şeytan" demek. Tepes ise aşağı yukarı "kazıkçı" anlamına gelmekte. Böylece Transilvanya vampirlerin vatanı, Vlad Drakula ise kahramanın isim babası oldu. Ayrıca ölümsüz vampirlerin tabut içinde kazıklanarak öldürülmesi de "kazıkçı" hükümdardan esinlenilmiştir. Vlad Drakula 46 yaşındayken öldürüldü. Söylenceye göre küçük bir adadaki bir manastırın bahçesine gömülmüş. Ama cesedinin gerçekten de orada olup olmadığını kimse bilmiyor.

Yaşam Bumudur???:=(Uzun ama okuyun mutlakaaaa!!!

Yaşadığımız şu hayat nekadar bizim hayatımız ?
 Hiç düşündünüz mü?
Günlük yaşamımız çok mekanik,çok yüzeysel.
Hergün ofislerine,işyerlerine giden,
çoğu istemedikleri halde sevmedikleri işlerde çalışan insanlar
bu mekanik ,yüzeysel yaşamın dişlileri gibi.
Onların iş dışında yaptıkları da
kendilerinden kaçmanın bir yolu veya kendi kendilerine
kalabilmenin sıkıntılarından uzaklaşma çabası.
 Acılarını unutmak,korkularını hatırlamamak için
alkole,uyuşturucuya,cinsel coşkuya,ritüellere,futbol maçına,ihtiyaç
duyuyor ama bu etkinlikler bitince korkuları da ,acıları da
bıraktığı yerde onu bekliyor.
İnsan herşey için vakit bulabiliyor fakat kendini bilmek yönünde ne
bir çabası ne de zamanı var.
Birçogumuz bağımlıyız.
Bu bagımlılıklarımız bizi mekanik kölelere dönüştürmüş.
Kimimiz işimizin,kimimiz servetimizin.paramızın,kimimiz
karımızın,kocamızın,çocuklarımızın kölesiyiz.
Hep birşeylere,birilerine,biryerlere bağımlı olmak
istiyoruz.Bağımlılıkta güven arıyoruz.Bazen malda,mülkde, bazen
bilgide güvenlik arıyoruz.
Bilgi sahibi olarak güç ve konum elde etmek dolayısıyla bilgiyi bile
kendi kişisel çıkarlarımız için kullanmak istiyoruz.
Bütün hareketlerimiz,bütün yaptıklarımız,bütün düşüncelerimiz BEN
MERKEZLİ.
Yarattığımız dünyaya önyargısız bakamıyoruz.
Çirkin,gürültülü,açgözlü şehirler gün geçtikçe daha da büyüyor ve
biz yarattığımız şeyin en doğrusu olduğunu düşünüyoruz.
Doğanın sunduklarını hiç bitmeyecek,hiç tükenmeyecek gibİ bir
zorbalıkla kendi aç gözlülüğümüz için sonuna kadar kullanıyoruz.
Yolda yürürken,bir yerde oturup dinlenirken kafamızı kaldırıp
gökyüzüne bakmıyoruz,ağaçları, bitkileri,çiçekleri görmüyoruz.
Kaldı ki bakarsak bile önyargılıyız, ondan nasıl
yararlanacağımızı,kendi çıkarımız için nasıl kullanacağımızı
düşünerek bakıyoruz.
Biz özgürlüğü sadece her istediğimizi yapabilmek olarak
alglıyoruz.Yapmak istediklerimiz ise sıradan,sıg ve son derece
yüzeysel şeyler.Kendimizden,çatışmalarımızdan,korkularımızdan
kaçış.Oysa insan ,bütün bu
koşullanmalarından ,bağımlılıklarından,biriktirdiklerinden,geçmişin
bilgisinden( psişe anlamında) kurtulmadıkça gerçek özgürlüğü
bilebilirmi?
Biz dışsal özgürlügü düşüncelerimizde yüceltirken,onu zor
bulunan birşeymiş gibi kıymetlendirirken içsel özgürlüğümüzü hiç
önemsemedik.
İçsel özğürlüğü tanımadan ,içimizdeki çatışmalardan kurtulmadan ve
bu çatışmalarımızı şiddet olarak dışa yansıtırken nasıl sağlılklı
ilişkilerkurabilir ve nasıl elbirliğiyle kirlettiğimiz şu dünyayı
yaşanılası biryeryapabiliriz.
Küçük yaşlardan başlayarak çocuklarımıza bilginin bir insan için
nekadardeğerli olduğunu anlatır dururuz.Bu çocuklar birgün bize :
Siz bubilgilerinizle dünyayı bu hale getirdiyseniz pek okadar da
matah birşey olmasa gerek'derlerse ne cavap vereceğiz?Sahip
olduğumuz bilgi: dünyada açlıgı,susuzlugu
giderebilir,sefaletiazaltabilir,doğayı koruyabilir,hayvan ve
bitkilerin sürgit yaşamasınayarayabilir.Peki biz bilgiyi bunlar için
mi kullanıyoruz yoksa kıyım için mi ?
Biz sahip olduğumuz bilgiyi bile kendi hırslarımız,kendi
açgözlülüğümüz
için kullanıyoruz.İnsan kendini bilmeden,içindeki
şiddetin,açözlülüğünün,kıskançlığının
farkında olmadan bu dünyada hiç bir köklü dönüşüm
gerçekleşmez.
Şimdiye kadar hiçbir ideoloji
,hiçbir din,hiçbir felsefe,hiçbir fikir insanı içsel olarak
değiştirmedi.Şiddet eğiliminden kurtaramadı.İnsan bütün
fikirleri,bütün
ideolojileri kendi aklına uydurarak yine kendi çıkarı için
kullandı.Rejimler değişti,ideolojier değişti ama insan(psişesi) hep
aynı kaldı.Degişim gibi görünen herşey ,suyun yüzeyini
yalayıp ,dalgalandıran rüzgardan öteye gidemedi.Suyun
derinliklerinde hiç bir değişim olmadan rüzgarın
etkisi kayboldu.
Bizim yaşamımız çogunlukla mekanik,sıkıcı,kederli,acılı.Arada
bir kısa,kısa sevinçler mutluluklar,hazlar da var. sos misali.
Bu yaşamda ben merkezli düşünmek ve davranmak,kendimizi hep başka
birşey olmaya koşullandırarak sınırlarımızı zorlamak içimizdeki
çatışmayı ve şiddeti körüklüyor.
Biz binlerce yıllık insanlık serüvenin sonucuyuz .

KORKUYORUZ.
Korkularımızın kölesiyiz.
Güvenlik arıyoruz.Korkularımızdan özgür olduğumuzda dünya bizim için
daha güzel bir yer olacak.

Yaşam Için 13 Satır:!!!

Yaşam İçin 13 Satır, Gabriel Garcia Marquez den

1. Seni sen olduğun icin değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.

2. Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise seni ağlatmaz.

3. Sen istediğinde sana aşık olmaması, sana aşık olmadığı anlamına gelmez.

4. Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.

5. Birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi yanında oturuyor olup ona hiç bir zaman ulaşamayacağını bilmektir.

6. Hiç bir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin.

7. Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin fakat bazıları için sen bir dünyasın.

8. Zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.

9. Belki de Tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman için istedi.

10. "Bitti" diye üzülme, "yaşandı" diye sevin.

11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.

12. Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.

13. Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur.

"yaşanan herşeyi bir sebebi vardır"
 
ßu Site Gothic Tarzını ßelirleyen Ya Da Kendini Burda Bulmak İsteyenler İçin Kurulmuştur. Her Hakkı Saklıdır.Site Yazıları Blog Sahibine Ait Değildir.Alıntı Ya Da Çalıntı Yaparken Yazının Altındaki Kaynak Linkini Veya Yazılmış Olan Telif Sahibinin Adını Vermeyi Unutmayınız.Emeğe Saygı Lütfen.
Copyright © 2007 - 2009
Designed by ±†WamqireS†±
İçimizdeki Karanlık
http://wampirsifen.bloggum.com
Toplist Gothic Toplist by nachtwelten
Locations of visitors to this page